Afganistan yönetimi, Pakistan'a ait savaş uçaklarının ülkenin doğusundaki Kunar ve güneyindeki Helmand vilayetlerine düzenlediği hava saldırılarında en az dokuz kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Kabil yönetimi, saldırılarda ölenlerin tamamının kadın ve çocuklardan oluştuğunu belirtirken, Pakistan tarafından henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Olay, iki komşu ülke arasında uzun süredir devam eden sınır gerginliğini yeniden alevlendirdi.
Saldırıların arka planı ve tarafların tutumu
Afganistan hükümet sözcüsü Zabihullah Mücahid, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Pakistan uçaklarının Kunar vilayetinin Şeyltan ve Dangam ilçeleri ile Helmand vilayetinin bazı bölgelerini hedef aldığını bildirdi. Mücahid, saldırılarda hayatını kaybedenlerin tamamının kadın ve çocuk olduğunu vurgulayarak, bu durumun uluslararası hukuka aykırı bir saldırı olduğunu savundu. Afganistan Dışişleri Bakanlığı ise Pakistan'ın bu eylemini "açık bir saldırganlık" olarak nitelendirdi ve Birleşmiş Milletler ile uluslararası toplumu göreve çağırdı.
Pakistan ordusundan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak Pakistan güvenlik kaynakları, son dönemde ülke içinde artan terör saldırılarına karşı sınırın diğer tarafında bulunan "terörist sığınaklarını" hedef aldıklarını öne sürüyor. İslamabad yönetimi, Afganistan'ın Pakistan'a yönelik saldırılar düzenleyen militan gruplara ev sahipliği yaptığını sık sık dile getiriyor. Kabil yönetimi ise bu iddiaları reddederek, Pakistan'ın kendi topraklarındaki sorunları bahane ederek Afganistan'a müdahale ettiğini belirtiyor.
Bölgedeki güvenlik uzmanları, son aylarda Pakistan ordusunun Afganistan sınırı boyunca artan operasyonlarını, ülke içindeki siyasi ve ekonomik istikrarsızlıkla ilişkilendiriyor. Pakistan'da özellikle Hayber Pahtunhva ve Belucistan eyaletlerinde düzenlenen saldırıların ardından ordu, sınırın karşı tarafına yönelik hava operasyonlarını yoğunlaştırdı. Bu operasyonlar, iki ülke arasında zaten kırılgan olan ilişkileri daha da geriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilim, yalnızca ikili ilişkileri değil, Güney Asya ve Orta Asya'nın genel güvenlik mimarisini de etkiliyor. Sınır hattı boyunca yaşanan çatışmalar, bölgedeki insani krizi derinleştirirken, sivil kayıpların artması uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler, taraflara itidal çağrısı yaparak, sivil yerleşim yerlerine yönelik saldırıların uluslararası hukuk ihlali olabileceği uyarısında bulundu.
Öte yandan, Afganistan'daki mevcut yönetimin uluslararası alanda tanınmaması, yaşanan insan hakları ihlalleri ve insani yardım krizleri, ülkenin dış politikada yalnız kalmasına neden oluyor. Pakistan ise stratejik konumu ve nükleer gücüyle bölgesel dengede önemli bir aktör. Ancak son yıllarda artan ekonomik sıkıntılar ve iç güvenlik sorunları, İslamabad'ın dış politikada daha agresif adımlar atmasına yol açabiliyor. Bu tür hava saldırıları, Pakistan'ın kendi iç kamuoyuna güçlü görünme çabasının bir yansıması olarak da değerlendiriliyor.
Uluslararası kamuoyu, iki komşu ülke arasındaki gerilimin daha geniş bir çatışmaya dönüşmesinden endişe ediyor. Çin ve Rusya gibi bölgesel güçlerin yanı sıra ABD de gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, taraflara diyalog çağrısı yaparak, sivil kayıpların önlenmesi gerektiğini vurguladı. Ancak şu ana kadar somut bir arabuluculuk girişimi bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Afganistan ile Pakistan arasındaki gerilim, Türkiye'nin Güney Asya ve Orta Asya politikalarını doğrudan etkiliyor. Türkiye, her iki ülkeyle de tarihî ve kültürel bağlara sahip; Pakistan'la stratejik ortaklık, Afganistan'la ise kalkınma yardımları ve barış sürecine verdiği destekle öne çıkıyor. Sivil kayıpların artması, Ankara'nın bölgede istikrarı teşvik etme çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afganistan'daki insani yardım faaliyetleri ve Kabil Havalimanı'nın işletilmesi gibi konularda yürüttüğü diplomatik girişimler, taraflar arasındaki tansiyonun düşürülmesini gerektiriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel bir arabulucu rolü üstlenmesi için bir fırsat olabilir; ancak tarafların diyaloğa açık olup olmaması belirleyici olacak.