Yemen'deki İran destekli Husi milisleri, son aylarda Kızıldeniz'de ticari gemilere ve İsrail'e yönelik balistik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını yoğunlaştırdı. Husilerin askeri kapasitesi, bölgesel güvenlik dengelerini sarsarken, küresel ticaret yolları üzerinde de ciddi bir tehdit oluşturuyor. Peki, Husilerin elindeki füze ve İHA envanteri ne durumda? Bu silahlar nereden geliyor ve ne kadar etkili?
Husilerin Silah Envanteri ve Menşei
Husilerin askeri gücü büyük ölçüde İran'dan sağlanan destekle şekilleniyor. İran Devrim Muhafızları'nın dış operasyon kolu Kudüs Gücü, Husilere çeşitli balistik füzeler, seyir füzeleri ve insansız hava araçları tedarik etmekle suçlanıyor. Birleşmiş Milletler uzman paneli raporlarına göre, Husilerin kullandığı silahlar arasında İran yapımı 'Qiam' ve 'Zelzal' tipi balistik füzeler, 'Sammad' serisi uzun menzilli İHA'lar ve 'Quds' seyir füzeleri bulunuyor. Ayrıca, Husilerin yerel olarak da bazı silahları monte ettiği veya modifiye ettiği biliniyor.
Husilerin elindeki balistik füzelerin menzili 1.000 kilometreye kadar ulaşabiliyor. Bu, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Abu Dabi gibi hedeflerin yanı sıra Kızıldeniz'deki gemileri vurma kapasitesi anlamına geliyor. İHA'lar ise daha düşük maliyetli ve tespit edilmesi zor olduğu için asimetrik savaşta etkili bir araç olarak öne çıkıyor.
Husiler, 2014'ten bu yana Yemen iç savaşında koalisyon güçlerine karşı bu silahları kullanıyor. Ancak 2023'ün sonlarından itibaren İsrail-Hamas çatışmasının ardından Kızıldeniz'deki saldırılarını artırdılar. Husiler, İsrail'e ait veya İsrail'e giden gemileri hedef aldıklarını iddia ediyor. ABD ve Birleşik Krallık, Husilere yönelik hava saldırıları düzenleyerek karşılık veriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husilerin saldırıları, Kızıldeniz'den geçen küresel ticaretin yaklaşık %12'sini etkiliyor. Bab el-Mandeb Boğazı, Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz yolu üzerinde bulunuyor. Saldırılar nedeniyle birçok deniz taşımacılığı şirketi rotasını Ümit Burnu'na çevirdi, bu da nakliye maliyetlerini ve sürelerini artırdı. Küresel enerji arzı ve tedarik zincirleri üzerinde baskı oluştu.
ABD, saldırıları engellemek için uluslararası bir deniz görev gücü olan 'Refah Muhafızı' Operasyonu'nu başlattı. Ancak Husiler, saldırılarını sürdüreceklerini ve ABD-İngiltere hedeflerini de vurabileceklerini açıkladı. İran ise Husilere verdiği desteği gizlemeye çalışsa da, bölgedeki vekil güçler üzerinden nüfuzunu artırıyor.
Uzmanlar, Husilerin elindeki gelişmiş füzelerin bölgedeki askeri dengeyi değiştirdiğini belirtiyor. Suudi Arabistan ve BAE, Husilerin saldırılarına karşı hava savunma sistemlerini güçlendirmek zorunda kaldı. Ayrıca, Husilerin İsrail'e yönelik saldırıları, Gazze savaşının bölgesel bir çatışmaya dönüşme riskini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Husilerin Kızıldeniz'deki saldırıları, Türkiye'nin deniz ticaret yolları güvenliği açısından doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Türk ihracatının önemli bir kısmı Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz üzerinden yapılıyor. Saldırılar nedeniyle artan nakliye maliyetleri ve gecikmeler, Türk ekonomisini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki istikrarı sağlamaya yönelik diplomatik çabaları önem kazanıyor. Türkiye, Husilerin saldırılarını kınamakla birlikte, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarının bölgesel gerilimi artırdığını vurguluyor. Ankara, Kızıldeniz'de barış ve istikrarın sağlanması için uluslararası işbirliğine açık olduğunu belirtiyor.