Pakistan ve İran'dan bu yıl sınır dışı edilen Afgan sayısı bir milyona ulaştı. Taliban'ın yeniden iktidara gelmesinden bu yana toplamda 6 milyon kişi sınır dışı edilerek 'hiç gitmedikleri' Afganistan'da sıfırdan başlamak zorunda kaldı. BM verilerine göre, 2024 itibarıyla sınır dışı edilenlerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor. Taliban yönetimi, ülkeye dönenlere 'hoş geldin' dese de, uluslararası yaptırımlar ve insani kriz nedeniyle sürgünlerin yeniden entegrasyonu neredeyse imkansız.
Gelişmenin arka planı
Pakistan'ın 2023 sonunda başlattığı 'yasadışı göçmenlere karşı' operasyon, milyonlarca Afgan'ı sınır dışı etti. Pakistan hükümeti, ülkesindeki 4 milyon Afgan'ın yaklaşık 1.7 milyonunun yasadışı olduğunu ve ülkeyi terk etmesi gerektiğini açıkladı. İran ise ekonomik baskılar ve güvenlik gerekçeleriyle benzer bir politika izliyor. 1979'daki Sovyet işgalinden bu yana Afganistan'dan komşu ülkelere göç dalgaları yaşanıyordu. Ancak Taliban'ın 2021'de iktidarı ele geçirmesi, göç dalgasını tersine çevirdi.
Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı (UNHCR), sınır dışı edilenlerin çoğunun kadın ve çocuk olduğunu, birçoğunun Afganistan'da hiç yaşamadığını veya çok küçük yaşta ayrıldığını belirtiyor. 'Ben Afganistan'a hiç gitmedim' diyen genç bir sürgün, memleketine dönüşünde kendini yabancı hissettiğini anlatıyor. Afganistan'da işsizlik oranı yüzde 70'in üzerinde; kadınların çalışması ve kız çocuklarının eğitimi Taliban tarafından kısıtlanmış durumda. Bu şartlar altında altı milyon kişinin topluma yeniden kazandırılması imkansız görünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu sürgün dalgası, bölgedeki insani krizi derinleştiriyor. Afganistan'da halihazırda 23 milyon kişi acil insani yardıma muhtaç durumda. Sınır dışı edilenlerin geri dönüşü, bu dramı daha da artıracak. Sınır dışı edilenlerin çoğu, paralarının Pakistan'da kalması nedeniyle yeni bir hayat kurmakta zorlanıyor. Pakistan ve İran'daki Afgan mültecilerin çoğu, ülkelerindeki ekonomik fırsatları kaybetmenin yanı sıra, Taliban yönetiminin sert kurallarına uyum sağlamak zorunda. Bu durum, Afganistan'da daha fazla istikrarsızlık ve şiddet riskini beraberinde getiriyor; ayrıca bölge ülkeleri üzerinde de göç baskısı oluşturuyor.
Uluslararası toplum, Taliban'ı tanımama konusunda kararlı görünse de, insani yardımların sürdürülmesi gerektiğinin altını çiziyor. BM, Afganistan'a yönelik insani yardım çağrısında bulunurken, sürgünlerin durumunun yakından izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye, Afganistan'daki insani krizde önemli bir aktör olarak öne çıkıyor; ancak doğrudan bir yükümlülüğü bulunmuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. Afganistan'da derinleşen insani kriz ve ekonomik çöküş, düzensiz göç rotalarını tetikleyebilir. Türkiye, Afgan göçmenler için önemli bir hedef ülke konumunda. Pakistan ve İran üzerinden Türkiye'ye ulaşmaya çalışan Afganların sayısında artış yaşanabilir. Bu durum, Türkiye'nin göç politikası ve sınır güvenliği üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Afganistan'da istikrarın sağlanması ve insani yardımların ulaştırılması konusundaki rolü, bölgesel bir aktör olarak önem kazanıyor. Türkiye'nin Taliban ile ilişkilerini dengeli bir şekilde yürütmesi ve insani yardımda bulunması, bölgesel istikrarın sağlanmasına katkı sağlayabilir.