İslamabad, 24 Eylül (Reuters) - Pakistan Hava Kuvvetleri Perşembe günü Afganistan'da 10 noktayı vurdu. Bu, iki ülke arasındaki 2.600 kilometrelik sınır boyunca üç aylık görece sakinlik döneminin ardından dört gün içinde düzenlenen ikinci hava saldırısı oldu. Saldırılar, bir zamanlar sıkı müttefik olan Afgan Talibanı ile Pakistan arasındaki ilişkilerin ne denli hızla bozulduğunu gözler önüne seriyor.
Müttefiklikten Düşmanlığa: İlişkilerin Arka Planı
Pakistan, on yıllar boyunca Afgan Talibanı'nın en önemli destekçisi olarak görüldü. 1990'lı yıllarda Taliban'ın yükselişinde İslamabad'ın istihbarat servisi ISI'nin kritik rol oynadığı uluslararası kamuoyunda yaygın bir kabuldü. 2001 sonrası ABD'nin Afganistan işgali sırasında Pakistan, Taliban ile ilişkilerini sürdürdü ve 2021'de ABD'nin çekilmesiyle Taliban'ın Kabil'de yönetimi ele geçirmesini sessizce memnuniyetle karşıladı. O dönemde Pakistanlı yetkililer, Taliban yönetiminin İslamabad ile dostane ilişkiler kuracağını ve özellikle Pakistan Talibanı (TTP) olarak bilinen silahlı gruba karşı önlem alacağını umuyordu.
Ancak bu beklentiler kısa sürede suya düştü. TTP, Afganistan topraklarını Pakistan'a yönelik saldırılar için güvenli üs olarak kullanmaya başladı. Pakistan, Afganistan'daki Taliban yönetiminden TTP'ye karşı harekete geçmesini talep etti; fakat Kabil yönetimi ya isteksiz davrandı ya da TTP üzerindeki etkisini kullanmadı. İlişkilerdeki çatlak, 2022'de Pakistan'ın Afganistan'ın doğusundaki sınır bölgelerine düzenlediği ilk hava saldırılarıyla derinleşti.
2023 boyunca sınır çatışmaları ve karşılıklı suçlamalar arttı. Pakistan, Afganistan'ı TTP militanlarına kucak açmakla suçlarken; Afgan Talibanı, Pakistan'ın kendi topraklarındaki sorunları Afganistan'a yansıttığını savundu. Son üç aylık sükunet, Eylül başında Pakistan'ın sınırın ötesine düzenlediği operasyonla bozuldu. Perşembe günkü saldırılar, bu kez hedeflerin çeşitliliği ve sayısıyla dikkat çekti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Pakistan-Afganistan gerilimi, yalnızca ikili bir mesele olmaktan çıkıp bölgesel istikrarı tehdit eden bir hal aldı. İki ülke arasındaki sınır, tarihsel olarak tartışmalı Durand Hattı üzerinde uzanıyor ve bu hat Afganistan tarafından hiçbir zaman resmen tanınmadı. Sınırın her iki yakasında yaşayan Peştun aşiretleri, çatışmaların yayılmasında kilit rol oynayabilir.
Çin, Pakistan'ın en yakın müttefiki olarak bölgedeki gelişmeleri yakından izliyor. Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) gibi projeler, Afganistan'daki istikrarsızlıktan doğrudan etkileniyor. Öte yandan Hindistan, Pakistan'ın Afganistan'da artan yalnızlığından faydalanarak Kabil ile ilişkilerini geliştirme arayışında. Rusya ve İran da Taliban yönetimiyle pragmatik ilişkiler kurmuş durumda; ancak Pakistan ile Taliban arasındaki çatışma, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirebilir.
ABD ise 2021'deki çekilmesinin ardından Afganistan'dan uzak duruyor; fakat Pakistan'ın nükleer silahlı bir ülke olarak istikrarsızlaşması Washington'un güvenlik gündeminde yer alıyor. Son saldırılar, ABD'nin bölgedeki istihbarat toplama kapasitesini ve olası müdahale seçeneklerini yeniden tartışmaya açtı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan ve Pakistan ile tarihsel, kültürel ve stratejik bağlara sahip. Ankara, Taliban yönetimini resmen tanıyan ilk ülkelerden biri olmasa da Kabil ile diyalog kanallarını açık tuttu ve insani yardımlarını sürdürdü. Pakistan ile ise savunma sanayii, ticaret ve enerji alanlarında güçlü işbirliği var. İki ülke arasındaki gerilimin tırmanması, Türkiye'nin bölgedeki arabuluculuk rolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, olası bir istikrarsızlık dalgası, Orta Asya'ya uzanan ticaret yollarını ve Türk yatırımlarını riske atabilir. Türkiye'nin, taraflar arasında diplomatik bir çözüm için inisiyatif alması, hem bölgesel barış hem de kendi güvenliği açısından kritik önemde.