Almanya'nın başkenti Berlin, 2026 eyalet seçimleri öncesinde siyasi bir depreme hazırlanıyor. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), Saksonya-Anhalt eyaletinde elde ettiği başarının ardından gözünü başkente dikti. Son anketlere göre AfD, Berlin'de lider durumdaki partinin yalnızca dört puan gerisinde. Dünyanın en liberal şehirlerinden biri olarak bilinen Berlin'de aşırı sağın yükselişi, hem Almanya hem de Avrupa siyaseti açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Alex Croft'un haberine göre, parti, göçmen karşıtı söylemini ekonomik hoşnutsuzluk ve güvenlik endişeleriyle birleştirerek başkentte tabanını genişletmeyi hedefliyor.
AfD'nin Yükselişinin Arka Planı
AfD, son yıllarda Almanya genelinde istikrarlı bir şekilde oy oranını artırıyor. Özellikle doğu eyaletlerinde güçlü bir tabana sahip olan parti, Saksonya-Anhalt'ta elde ettiği sonuçla bu bölgedeki hakimiyetini pekiştirdi. Şimdi ise Batı'nın kalbi ve ülkenin en kozmopolit şehri olan Berlin'de iddiasını ortaya koyuyor. Berlin eyalet seçimleri, genellikle ülke genelindeki siyasi eğilimlerin bir yansıması olarak görülür. Ancak bu kez seçim, aşırı sağın geleneksel olarak sol ve yeşil seçmenin kalesi olan bir şehirde ne kadar ilerleyebileceğini göstermesi açısından sembolik bir önem taşıyor.
AfD'nin Berlin'deki yükselişi, bir dizi faktörle açıklanıyor. Son yıllarda artan enflasyon, konut krizi ve göçmenlik konusundaki tartışmalar, seçmen davranışını etkiliyor. Özellikle 2015'ten bu yana Almanya'nın izlediği göç politikaları, AfD'nin elini güçlendirdi. Parti, suç oranlarındaki artış ve sosyal yardımların dağıtımı gibi konuları gündeme getirerek, özellikle işçi sınıfı ve orta sınıfın bir kesiminden destek görüyor. Ayrıca, ana akım partilerin (CDU/CSU, SPD, Yeşiller, FDP) oluşturduğu koalisyon hükümetinin ekonomik ve sosyal politikalarına duyulan memnuniyetsizlik, protesto oylarını AfD'ye yönlendiriyor.
Berlin özelinde ise, şehrin son yıllarda yaşadığı dönüşüm dikkat çekici. Kiraların hızla artması, göçmen nüfusunun yoğunlaşması ve bazı semtlerde güvenlik algısının bozulması, AfD'nin söylemlerine zemin hazırlıyor. Ancak parti, Berlin'de hâlâ geniş kesimler tarafından bir tehdit olarak görülüyor. Şehrin solcu ve alternatif kültürü, AfD'ye karşı güçlü bir direnç oluşturuyor. Yine de anketler, bu direncin kırılmaya başladığını gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Almanya'da Siyasi Dengeler Değişiyor
AfD'nin Berlin'deki performansı, sadece Almanya iç siyaseti için değil, Avrupa Birliği ve transatlantik ilişkiler açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Almanya, AB'nin en büyük ekonomisi ve siyasi ağırlığı olan ülkesi. Başkent Berlin'de aşırı sağın güç kazanması, AB'nin göç politikası, iklim hedefleri ve Rusya'ya karşı yaptırımlar gibi konularda Almanya'nın pozisyonunu etkileyebilir. AfD, AB karşıtı ve Rusya yanlısı söylemleriyle biliniyor. Partinin eyalet düzeyinde bile olsa güçlenmesi, Almanya'nın federal düzeydeki karar alma süreçlerini zorlaştırabilir.
Avrupa genelinde aşırı sağ partilerin yükselişi, son yıllarda dikkat çeken bir trend. Fransa'da Ulusal Birlik (RN), İtalya'da Brothers of Italy, İsveç'te Sweden Democrats ve Hollanda'da PVV gibi partiler, ya iktidara geldi ya da iktidara ortak oldu. Almanya'da AfD'nin bu trende eklemlenmesi, AB'nin geleceği açısından endişe verici. Özellikle göç ve İslam karşıtlığı üzerinden yükselen bu partiler, AB'nin ortak değerlerini ve politikalarını tehdit ediyor. Berlin gibi sembolik bir şehirde AfD'nin başarısı, bu trendin merkeze doğru kaydığının göstergesi olabilir.
Öte yandan, Almanya'nın iç siyasetindeki bu değişim, NATO ve transatlantik ilişkileri de etkileyebilir. AfD, NATO'ya şüpheyle yaklaşıyor ve ABD'nin Avrupa'daki askeri varlığına karşı çıkıyor. Partinin güçlenmesi, Almanya'nın savunma harcamalarını artırma ve Ukrayna'ya destek konusundaki taahhütlerini zayıflatabilir. Bu da Rusya'nın işine gelebilir. Ayrıca, Almanya'nın AB içindeki liderlik rolü, aşırı sağın yükselişiyle sarsılabilir ve AB'nin ortak karar alma mekanizmaları daha da zorlaşabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Almanya'da aşırı sağcı AfD'nin yükselişi, Türkiye'yi yakından ilgilendiriyor. Almanya'da yaşayan yaklaşık 3 milyon Türk kökenli insan bulunuyor. AfD'nin göçmen karşıtı ve İslam düşmanı söylemleri, bu toplumun güvenliği ve hakları açısından doğrudan bir tehdit oluşturuyor. Partinin seçim başarıları, Almanya'daki Türk toplumunda endişe yaratıyor. Ayrıca, AfD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan tutumu ve zaman zaman Türkiye karşıtı açıklamaları, iki ülke ilişkilerini olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Almanya'nın siyasi istikrarındaki sarsıntı, Türkiye ile ekonomik ve ticari ilişkileri de etkileyebilir. Türkiye, Almanya'nın en büyük ticaret ortaklarından biri. Almanya'daki siyasi belirsizlik, yatırım ve ticaret ortamını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle, Berlin'deki seçim sonuçları, Türkiye'nin Avrupa'daki stratejik konumunu ve diaspora politikalarını yeniden değerlendirmesini gerektirebilir.