ABD Adalet Bakanlığı (DoJ), New Mexico Başsavcısı Raúl Torrez'in Jeffrey Epstein'a ait Zorro Ranch çiftliğindeki kız çocuklarına yönelik istismar iddialarıyla ilgili belgelerin paylaşılması için koyduğu 31 Temmuz tarihli süreyi görmezden gelmiş görünüyor. Torrez, federal makamların eyaletin yürüttüğü soruşturmaya yardımcı olacak kritik bilgileri teslim etmemesinin, dosyanın kapanmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Soruşturmanın Arka Planı
New Mexico Başsavcılığı, 2024 yılında Epstein'ın Santa Fe yakınlarındaki Zorro Ranch adlı mülkünde reşit olmayan kızların cinsel istismara uğradığı iddialarıyla ilgili kapsamlı bir inceleme başlatmıştı. Torrez, göreve gelmesinin ardından bu dosyayı öncelikli gündem maddesi olarak belirlemiş ve federal kurumlardan, özellikle FBI ve DoJ'dan, bu mülkle ilgili ellerindeki tüm belgeleri talep etmişti.
Başsavcı Torrez, 31 Temmuz'u son tarih olarak açıklamış ve bu tarihe kadar gerekli bilgilerin ulaşmaması halinde, eyalet düzeyindeki soruşturmanın büyük ölçüde sekteye uğrayacağını ifade etmişti. Ancak süre dolmasına rağmen DoJ'dan herhangi bir açıklama veya belge paylaşımı yapılmadı. Torrez'in ofisi, konuyla ilgili olarak hayal kırıklığı yaşadıklarını ve federal ortaklığın artık sürdürülemez olduğunu belirtti.
Zorro Ranch, Epstein'ın New Mexico'daki gözlerden uzak 2.500 hektarlık arazisi üzerinde yer alıyor. Daha önce basına yansıyan iddialara göre, milyarder iş insanı bu çiftliği çocuk istismarı ağı için bir üs olarak kullanmıştı. 2019'da tutuklanmasının ardından cezaevinde intihar eden Epstein'ın ölümü, bu iddiaların aydınlatılmasını engellemişti.
Soruşturmanın Boyutları
New Mexico Başsavcılığı, özellikle 1990'ların ortasından 2000'lerin başına kadar uzanan dönemde çiftlikte yaşananları araştırıyor. O dönemde reşit olmayan kızlarla cinsel ilişkiye girildiğine dair tanık ifadeleri bulunuyor. Torrez, elindeki bilgilerin yetersiz olduğunu, federal dosyaların özellikle FBI'ın o döneme ait gözlem notlarının ve istihbarat raporlarının kritik önem taşıdığını vurguluyor.
Epstein'ın ölümünün üzerinden beş yıl geçmesine rağmen, adalet arayışı devam ediyor. Mağdurların avukatları, federal kurumların bu sürede dosyaları kamuoyuyla paylaşmadığını ve soruşturmayı yavaşlattığını defalarca dile getirmişti. New Mexico'daki gelişme, bu konudaki federal-eyalet çatışmasını yeniden gündeme getirdi.
Uzmanlar, federal kurumların bu tür dosyaları neden paylaşmaktan kaçındığına dair çeşitli senaryolar ortaya atıyor. Bazıları, soruşturmanın hala devam ettiğini ve belgelerin gizlilik derecesi taşıdığını öne sürerken, diğerleri kurumsal bir örtbasın söz konusu olabileceğini düşünüyor.
Küresel Adalet Arayışı
Epstein davası, yalnızca ABD'de değil, dünya genelinde adalet sistemlerinin güvenilirliğini sorgulatan bir skandal olarak hafızalarda. Fransa, İngiltere ve diğer ülkelerde de Epstein'ın bağlantıları araştırılmış, ancak somut sonuçlar sınırlı kalmıştı. New Mexico'daki bu son gelişme, federal kurumların şeffaflığı konusundaki endişeleri artırıyor.
Öte yandan, bu dosyaların akıbeti, Epstein'la bağlantılı diğer güçlü isimlerin de yargı önüne çıkarılması taleplerini güçlendiriyor. Mahkeme kayıtları, eski ABD Başkanı Bill Clinton, Prens Andrew ve diğer önde gelen kişilerin Epstein'la ilişkisini ortaya koymuş ancak bugüne kadar bu isimlerden hiçbiri hakkında doğrudan suçlama yöneltilmemişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, uluslararası hukuk ve adalet mekanizmalarının işleyişi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. ABD'de federal-eyalet çatışmasının yaşandığı bu tür vakalar, Türk kamuoyunda da adalet ve şeffaflık tartışmalarını besleyebilir. Ayrıca, uluslararası suçların soruşturulmasında ülkeler arası işbirliğinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösteriyor. Türkiye'nin adli işbirliği anlaşmaları ve uluslararası hukuk konusundaki hassasiyeti düşünüldüğünde, bu dosyanın takibi diplomatik çevrelerde yakından izleniyor.