Federal savcılar, California'daki ilçe kayıt memurlarına Cuma günü gönderdikleri mektuplarla, Adalet Bakanlığı'nın muhtemel yabancı seçmenlere ait olabileceğini değerlendirdiği pusulaları ayırmalarını ve doğrulamalarını talep etti. Bu hamle, Başkan Donald Trump'ın seçmen sahtekarlığı iddialarını sürdürdüğü bir dönemde federal hükümet ile eyalet yetkilileri arasındaki gerilimi artıran son adım olarak öne çıktı.
Gelişmenin arka planı: Federal baskı artıyor
Adalet Bakanlığı'na bağlı federal savcıların California'nın çeşitli ilçelerindeki kayıt memurlarına gönderdiği mektuplar, seçim sürecine yönelik federal müdahalenin son halkası. Mektuplarda, yerel yetkililerden seçmen listelerinde yer alan ancak vatandaşlık durumu şüpheli olan kişilere ait pusulaların ayrı bir yere konulması ve incelenmesi isteniyor. Federal yetkililer, bu pusulaların "muhtemelen" yabancı uyruklu kişilere ait olduğunu iddia ediyor. Ancak henüz somut bir kanıt sunulmuş değil.
Trump yönetimi, 2020 seçimlerinden bu yana seçmen sahtekarlığı iddialarını sık sık gündeme getiriyor ve bu iddialar mahkemelerde büyük ölçüde reddedilmiş durumda. Yine de Adalet Bakanlığı'nın son hamlesi, eyaletlerin seçim yetkilerine yönelik federal bir müdahale olarak yorumlanıyor. California, Demokrat Parti'nin kalesi ve seçim güvenliği konusunda federal hükümetle sık sık karşı karşıya gelen bir eyalet. Eyalet yetkilileri, federal mektupların yasal dayanağının zayıf olduğunu savunuyor.
Adalet Bakanlığı Sözcüsü yaptığı açıklamada, mektupların "seçim bütünlüğünü koruma" amacı taşıdığını belirtti. Ancak seçim hukuku uzmanları, federal hükümetin eyalet seçim süreçlerine doğrudan müdahale etme yetkisinin sınırlı olduğunu vurguluyor. California Başsavcısı ofisi ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapmadı.
Bölgesel ve küresel boyut: Seçim güvenliği tartışması derinleşiyor
ABD'de seçim güvenliği tartışması, sadece iç siyaseti değil, aynı zamanda ülkenin demokrasi imajını da etkiliyor. Federal hükümetin eyaletlere yönelik bu tür müdahaleleri, uluslararası alanda da dikkatle izleniyor. Özellikle otoriter rejimler, ABD'nin seçim sistemine yönelik eleştirilerinde bu tür gelişmeleri malzeme olarak kullanabiliyor.
California gibi büyük ve kalabalık bir eyalette seçmen listelerinin doğruluğu, federal yetkililerin iddia ettiği gibi geniş çaplı bir sorun olup olmadığı tartışmalı. Eyalet yetkilileri, seçmen kayıt sisteminin zaten sıkı denetimlerden geçtiğini ve yabancı uyruklu kişilerin oy kullanmasının nadir görülen bir durum olduğunu belirtiyor. Federal mektupların, gereksiz bir bürokratik yük ve seçim çalışanları üzerinde baskı oluşturduğu ifade ediliyor.
Bu gelişme, ABD'nin 2024 seçimlerine giden süreçte federal hükümet ile eyaletler arasındaki güç mücadelesinin bir yansıması olarak görülüyor. Adalet Bakanlığı'nın benzer mektupları başka eyaletlere de göndermesi bekleniyor. Seçim hukuku uzmanları, federal hükümetin bu tür taleplerinin mahkemelere taşınabileceğini ve uzun süreli hukuki mücadelelere yol açabileceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de seçim güvenliği konusundaki bu tür federal müdahaleler, Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel demokrasi standartları açısından dikkatle izlenmeli. Türkiye, kendi seçim sistemini modernize ederken ve seçmen güvenliğini artırırken, ABD'deki bu tartışmalardan dersler çıkarabilir. Ayrıca, ABD'nin iç siyasi kutuplaşması, NATO içindeki iş birliği ve küresel istikrar açısından dolaylı etkiler yaratabilir. Türk dış politikası, ABD'nin iç meselelerine doğrudan müdahil olmaktan kaçınırken, stratejik ortaklık çerçevesinde iş birliğini sürdürmeye odaklanmalı.