Avrupa Birliği, uzun süredir üzerinde çalıştığı yeni sınır yönetim sistemi olan Giriş/Çıkış Sistemini (EES) hayata geçirdi. Ancak sistemin, yoğun dönemlerde devre dışı kalması ve gezginleri yüz taraması ile parmak izi toplama işlemlerinden muaf tutması, uygulamanın etkinliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Yetkililer, sınır kapılarında oluşan uzun kuyrukların önüne geçmek için bu adımı attıklarını belirtirken, uygulama AB ülkeleri arasında farklılıklar gösteriyor. Sistemin amacı, AB dışından gelen yolcuların sınır geçişlerini elektronik ortamda kayıt altına almak ve kısa süreli vizelerin ihlallerini tespit etmek. Ancak şimdiden bazı üye ülkelerde sistemin aksadığı ve yolcuların mağdur olduğu bildiriliyor.
EES'nin arka planı ve uygulanma süreci
Giriş/Çıkış Sistemi (EES), Avrupa Birliği'nin sınır güvenliğini artırmak ve göç hareketlerini daha iyi yönetmek amacıyla geliştirdiği bir biyometrik kimlik doğrulama projesi. Sistem, AB dışından gelen yolcuların pasaportlarındaki damga uygulamasına son vererek, giriş ve çıkış tarihleri ile birlikte yüz görüntüsü ve parmak izlerini elektronik ortamda kaydediyor. Bu sayede vize ihlallerinin önlenmesi ve sınır güvenliğinin artırılması hedefleniyor. Ancak sistemin devreye alınması, teknik altyapı sorunları ve üye ülkeler arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle birkaç kez ertelendi. Nihayet 2024 yılında kademeli olarak kullanılmaya başlanan sistem, şu anda Schengen Bölgesi'nin birçok sınır kapısında test ediliyor.
Uygulama sürecinde en büyük sorunlardan biri, yoğun dönemlerde yaşanan işlem yükü. Sınır kapılarındaki görevliler, özellikle yaz aylarında ve tatil dönemlerinde uzun kuyrukların oluşmasını engellemek için sistemi geçici olarak devre dışı bırakıyor. Bu durumda gezginler, herhangi bir biyometrik veri işlemine tabi tutulmadan sınırı geçebiliyor. Yetkililer, bu uygulamanın yalnızca olağanüstü durumlar için geçerli olduğunu ve sınır güvenliğini riske atmadığını savunuyor. Ancak göçmen hakları örgütleri ve bazı hukukçular, sistemin bu şekilde işletilmesinin, AB'nin temel amaçlarıyla çeliştiğini ve ayrımcılığa yol açabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
EES'nin uygulanması, yalnızca AB sınırlarını değil, aynı zamanda küresel seyahat dinamiklerini de etkiliyor. Özellikle Türkiye, Batı Balkanlar ve Kuzey Afrika gibi AB'ye yakın bölgelerden gelen yolcular için sınır geçişleri daha karmaşık hale gelebilir. Sistemin devre dışı kaldığı anlarda yaşanan belirsizlikler, gezginler arasında endişe yaratırken, insan kaçakçılarının bu durumdan faydalanabileceği uyarıları yapılıyor. Öte yandan AB, bu sistemin veri gizliliği konusunda endişeleri de beraberinde getirdiğini kabul ediyor. Sistemin merkezi veri tabanında toplanan biyometrik verilerin, üçüncü ülkelerle paylaşılması ihtimali, sivil toplum örgütlerinin tepkisini çekiyor. Avrupa Veri Koruma Denetçisi (EDPS), sistemin şeffaflık ve orantılılık ilkelerine uygun şekilde işletilmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB üyesi olmamakla birlikte Schengen Bölgesi'ne vizesiz seyahat eden vatandaşlar için Giriş/Çıkış Sistemi doğrudan bir önem taşıyor. Özellikle Türk vatandaşlarının Avrupa ülkelerine yaptığı seyahatlerde, sistemden muaf tutulma gibi durumlarla karşılaşması, vize işlemleri konusundaki belirsizlikleri artırabilir. Ayrıca Türkiye'nin sınır güvenliği ve göç yönetimi politikaları açısından, AB'nin bu yeni uygulaması, göçmen kaçakçılığıyla mücadelede iş birliği fırsatları sunabilir. Ancak sistemin uygulanmasındaki aksaklıklar ve veri gizliliği endişeleri, Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir diyalog konusu olmaya aday. Türkiye'nin, AB'ye yönelik göç hareketlerini yönetme konusundaki hassasiyeti göz önüne alındığında, EES'nin etkin işlemesi, iki tarafın da çıkarına olacaktır.