Avrupa Birliği’nin uzun süredir tartışılan ve reforme edilen Ortak Avrupa Sığınma Sistemi (CEAS) bugün itibarıyla yürürlüğe girdi. Almanya İçişleri Bakanı Nancy Faeser, yasanın yeni sığınmacı başvurularını daha da azaltacağını umarken, uzmanlar sistemin öngörülen hedeflerin tamamına ulaşmasının zor olduğu görüşünde. Yeni düzenleme, AB genelinde sığınma prosedürlerini hızlandırmayı, üye ülkeler arasında yük paylaşımını artırmayı ve düzensiz göçü engellemeyi amaçlıyor.
CEAS Reformunun Getirdikleri
Yeni CEAS, özellikle sığınma başvurularının ilk değerlendirilmesinde süreyi kısaltmayı hedefliyor. Sınırda hızlı tarama prosedürleri getirilirken, güvenli ülke listeleri genişletiliyor. Ayrıca, başvurusu reddedilenlerin geri gönderilme sürecinin hızlandırılması için ortak kurallar belirleniyor. AB ülkeleri, mülteci kabul etme veya finansal katkı sağlama yoluyla sorumluluklarını yerine getirmek zorunda kalacak. Ancak eleştirmenler, sistemin hala gönüllülük esasına dayandığını ve zorunlu kota mekanizmasının zayıf olduğunu belirtiyor.
Almanya’da ise hükümet, 2023 yılında 350 binin üzerinde sığınma başvurusu alırken, bu sayıyı 2024’te önemli ölçüde düşürmeyi hedefliyor. İçişleri Bakanı Faeser, “CEAS reformu, Avrupa’da adil ve etkili bir sığınma sisteminin temelini oluşturuyor. Almanya olarak üzerimize düşeni yapacağız” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
CEAS reformu, yalnızca AB içinde değil, komşu bölgelerde de yankı uyandırdı. Türkiye, Suriye ve Irak gibi ülkelerden gelen sığınmacılar için bir geçiş ülkesi konumunda. AB’nin sınır kontrollerini sıkılaştırması ve geri kabul anlaşmalarını güncellemesi, Türkiye’nin üzerindeki göç baskısını artırabilir. Öte yandan, İtalya ve Yunanistan gibi güney ülkelerinde sığınma merkezlerine yönelik eleştiriler sürüyor. İnsan hakları örgütleri, yeni düzenlemelerin geri itme ve keyfi gözaltı risklerini artırdığını savunuyor. Uzmanlar, reformun başarısının ancak tüm üye devletlerin taahhütlerine uymasıyla mümkün olacağını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
CEAS reformu, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, AB’nin göç politikalarındaki sıkılaşma, Türkiye’nin elindeki kozları zayıflatabilir. Türkiye, 2016 Geri Kabul Anlaşması kapsamında AB’den fon alırken, yeni kurallar mali yardımların yeniden müzakere edilmesine yol açabilir. Ayrıca, düzensiz göçün önlenmesi için Türkiye’nin sınır güvenliği ve mülteci entegrasyonu konularında AB ile iş birliği derinleşebilir. Ancak, insan hakları ve sığınmacıların korunması gibi konular, iki taraf arasında yeni gerilimlere de neden olabilir.