Avrupa Birliği'nin Ukrayna'dan çelik ithalatına getirmeyi planladığı yeni kota sistemi, savaş halindeki ülkenin demir-çelik sektörünü çökme noktasına getirebilir. Ukrayna'nın en büyük çelik üreticisi Metinvest'in CEO'su Yuriy Ryzhenkov, Financial Times'a yaptığı açıklamada, bu korumacı önlemlerin Ukrayna'nın savaş bütçesine büyük bir darbe vuracağını söyledi. Ryzhenkov, 'Bu kotalar, Ukrayna'nın ayakta kalma mücadelesinde ihtiyaç duyduğu kritik döviz gelirlerini ortadan kaldıracak' dedi. AB'nin planladığı düzenleme, Ukrayna çelik ihracatını 2017 seviyeleriyle sınırlandırmayı öngörüyor. Oysa ülkenin üretim kapasitesi savaş nedeniyle zaten ciddi şekilde düşmüş durumda.
Kotaların arka planı: AB'nin korumacılık endişesi
AB Komisyonu, Ukrayna'nın tam üyelik müzakerelerine başladığı bir dönemde, iç pazarını korumak amacıyla bu kotaları getirmeyi değerlendiriyor. Brüksel kaynaklarına göre, düzenleme Ukrayna çeliğinin AB pazarında haksız rekabet yaratmasını önlemeyi hedefliyor. Ancak Ukrayna hükümeti ve sektör temsilcileri, bu adımın Rusya'ya karşı savaş veren bir ülkenin ekonomik olarak zayıflatılması anlamına geldiğini belirtiyor. 2023 yılında Ukrayna çelik üretimi savaş öncesine göre yüzde 70 düşerek yaklaşık 6 milyon tona geriledi. Ülkenin ihracat gelirlerinin önemli bir kısmını oluşturan çelik sektörü, savaş nedeniyle birçok tesisini kaybetmiş durumda.
Metinvest'in Azovstal ve Mariupol'daki dev tesisleri, savaşın ilk aylarında Rus güçleri tarafından ele geçirildi veya ağır hasar gördü. Şirket, şu anda faaliyetlerini batı Ukrayna'daki daha küçük tesislerle sürdürüyor. Ryzhenkov, AB'nin kota kararının, Ukrayna'nın savaş sonrası toparlanmasında kilit rol oynayacak sektöre ikinci bir darbe olacağını vurguladı. 'Biz sadece ayakta kalmaya çalışıyoruz. Avrupa'dan beklediğimiz koruma değil, adil ticaret koşulları' diye ekledi.
Bölgesel ve küresel boyut: Transatlantik denklem
Ukrayna çeliğine yönelik kotalar, sadece Kiev ile Brüksel arasında değil, aynı zamanda ABD ve AB arasında da tartışma konusu. Washington yönetimi, Ukrayna'ya desteğin sadece askeri değil, ekonomik boyutunun da güçlü olması gerektiğini savunuyor. ABD'nin Kiev Büyükelçiliği'nden yapılan açıklamada, 'Ukrayna'nın kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ihracat gelirlerine ihtiyacı var. Korumacılık, savaş meydanında elde edilen kazanımları baltalayabilir' denildi.
Öte yandan, AB içinde birçok üye ülke, özellikle Almanya ve İtalya, Ukrayna çeliğinin düşük maliyetli üretiminin kendi çelik sektörlerine zarar vereceğinden endişe ediyor. Bu durum, AB'nin genişleme sürecinde yaşadığı ikilemi bir kez daha gözler önüne seriyor: Aday ülkelere açılım mı, yoksa iç pazarı koruma mı? Uzmanlar, kararın Ukrayna'nın AB üyelik sürecine olan güvenini de etkileyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Ukrayna savaşının başından beri aktif bir arabulucu rolü üstlenirken, aynı zamanda kendi çelik sektörünü de korumaya çalışıyor. AB'nin Ukrayna çeliğine kota uygulaması, benzer korumacı eğilimlerin Türkiye'ye karşı da kullanılabileceği endişesini doğuruyor. Türkiye, AB'ye en çok çelik ihraç eden ülkelerden biri olarak, bu tür önlemlerden doğrudan etkilenme potansiyeline sahip. Diğer yandan, Türkiye'nin Ukrayna ile geliştirdiği savunma sanayi işbirliği ve tahıl koridoru girişimleri, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı pekiştiriyor. Bu nedenle, Ukrayna ekonomisinin ayakta kalması, Türkiye'nin bölgesel istikrar hedefleri açısından da önem taşıyor. Ankara, Brüksel'deki bu tartışmaları yakından izlerken, kendi çelik ihracatını koruyacak ve Ukrayna ile işbirliğini sürdürecek dengeli bir politika izlemeye çalışıyor.