Middle East Eye'ın yorum sayfasında yayımlanan bir analize göre, Amerikalı solcu siyasetçi ve doktor Abdul El-Sayed, eski Başkan Yardımcısı Kamala Harris'in imajını düzeltmeye yönelik tepki çeken bir girişimin öncülüğünü yapıyor. "Abdul El-Sayed, Kamala Harris'in affedilemez rehabilitasyonunu başlatmaya yardımcı oluyor" başlıklı yazı, Harris'in özellikle Gazze politikası nedeniyle Arap ve Müslüman seçmen nezdinde oluşan olumsuz algısını değiştirmeye çalışan çabaları ele alıyor. Yazıda, El-Sayed'in Harris ile birlikte görünmesinin ve onu savunmasının, Demokrat Parti içinde tartışmalı bir ittifak olarak değerlendirildiği belirtiliyor.
Kamala Harris'in Filistin politikası ve seçmen tepkisi
Kamala Harris, Başkan Joe Biden yönetiminde Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı süre boyunca, İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonlarına verilen koşulsuz destek nedeniyle eleştirilmişti. Özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde, Michigan gibi kritik salıncak eyaletlerde Arap ve Müslüman seçmenler, Harris'e ve Demokrat Parti'ye olan desteklerini çekme tehdidinde bulunmuştu. Harris'in İsrail yanlısı tutumu, genç seçmenler ve ilerici kanat arasında hayal kırıklığı yaratmıştı. Bu bağlamda Abdul El-Sayed'in Harris'i savunması, partinin Filistin yanlısı tabanını yeniden kazanma çabası olarak yorumlanıyor.
Ancak yazı, bu girişimin "affedilemez" olduğunu vurguluyor; zira Harris'in geçmişteki politikaları ve açıklamaları, sadece birkaç ismin desteğiyle silinemeyecek kadar ağır bir insan hakları bilançosuna işaret ediyor. Middle East Eye, El-Sayed gibi isimlerin Harris'i aklama çabalarının, Filistin davasına zarar verdiğini ve seçmenleri yanılttığını öne sürüyor. Yazıda, Harris'in Beyaz Saray'daki görev süresi boyunca İsrail'e silah sevkiyatının devam etmesine göz yumduğu hatırlatılıyor.
Abdul El-Sayed, 2018'de Michigan valiliğine bağımsız aday olarak çıkmış, ancak Demokrat Parti ön seçimlerini kaybetmişti. Kendisi, Amerikan solunda özellikle sağlık ve sosyal adalet konularındaki söylemleriyle tanınıyor. Harris ile birlikte kampanya yürütmesi, onun Filistin konusundaki tutumunu değiştirmediği yönünde eleştirileri beraberinde getirdi. El-Sayed'in bu hamlesi, Demokrat Parti içindeki Filistin yanlısı kanadı bölme riski taşıyor.
Rehabilitasyon çabalarının bölgesel ve küresel yansımaları
Kamala Harris'in olası bir başkanlık adaylığı veya üst düzey bir görev için yeniden sahneye çıkması, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki dengeleri de etkileyecek. Harris, İsrail ile ilişkilerde Biden'a kıyasla daha dengeli bir söylem kullanacağı sinyalini vermiş olsa da, icraatlarıyla bu söylemi desteklemediği belirtiliyor. Middle East Eye yazarı, Harris'in rehabilitasyonunun, Filistin yanlısı seçmenlerin sesini susturmaya yönelik bir "göz boyama" taktiği olduğunu savunuyor. Bu tür girişimler, ABD'nin küresel imajını da zedeliyor; zira Washington'un demokrasi ve insan hakları söylemi, Gazze'deki katliama verdiği destekle çelişiyor.
Öte yandan, Arap ve Müslüman toplulukların yoğun yaşadığı ülkelerde, ABD'nin çifte standardı olarak algılanan bu tutum, radikalizmi körükleyebilir. Harris'in savunulması, bölgede ABD karşıtı duyguları daha da artırabilir. Ayrıca, 2024 seçimlerinin ardından Demokrat Parti içinde yaşanan iç hesaplaşmalar, partinin Filistin politikasını gözden geçirmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Ancak El-Sayed gibi isimlerin Harris'e destek vermesi, bu tartışmayı sulandırıyor ve statükoyu koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kamala Harris'in olası rehabilitasyonu, Türkiye-ABD ilişkileri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Harris, Biden yönetiminde İsrail'e verilen desteğin mimarlarından biri olarak, Türkiye'nin Filistin konusundaki hassasiyetine ters düşen bir figür. Ankara, Gazze'deki insani krizi sürekli gündemde tutarken, Harris gibi isimlerin savunulması, Washington'un bölgedeki güvenilirliğini zedeliyor. Türkiye, ABD'nin İsrail politikasını eleştirirken, Harris'in yeniden güç kazanması, iki ülke arasında Filistin kaynaklı gerilimleri artırabilir. Ayrıca, ABD iç siyasetindeki bu tür tartışmalar, Türkiye'nin Orta Doğu'daki diplomatik manevra alanını genişletebilir; zira Arap kamuoyu nezdinde ABD'nin çifte standardı, Türkiye'nin arabuluculuk rolünü güçlendiriyor. Ancak Harris'in başkanlık ihtimali, savunma sanayii ve ekonomik ilişkilerde yeni belirsizlikler yaratabilir.