ABD'nin Libya'daki bölünmüş kurumları birleştirme hedefiyle başlattığı yeni girişim, ülkenin batısındaki Trablus merkezli siyasi gruplar arasında sadakatleri test ediyor. Washington'un bu hamlesi, yıllardır iç savaş ve siyasi krizle boğuşan Libya'da kalıcı bir istikrar sağlamayı amaçlıyor. Ancak girişim, başta Trablus hükümeti olmak üzere bölgedeki farklı fraksiyonlar arasında hem umut hem de endişe yaratmış durumda.
Girişimin arka planı ve aktörler
ABD'nin Libya Özel Temsilcisi Richard Norland liderliğinde yürütülen bu diplomatik çaba, ülkenin doğusundaki Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi ile batıdaki Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti arasında bir uzlaşı zemini oluşturmayı hedefliyor. Norland'ın son haftalarda Trablus'ta yaptığı temaslar, özellikle Başbakan Abdulhamid Dbeibeh ve çevresindeki isimlerin Washington'un önerilerine ne kadar açık olduğunu ortaya koyuyor.
Libya, 2011'de Muammer Kaddafi'nin devrilmesinden bu yana siyasi istikrarsızlık ve silahlı çatışmalara sahne oluyor. Ülke şu anda iki rakip hükümet tarafından yönetiliyor: Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Trablus'ta, askeri gücü Halife Hafter'e bağlı Tobruk merkezli bir diğer yönetim ise doğuda bulunuyor. ABD, bu bölünmüş yapının ülkeyi istikrarsızlaştırdığını ve terör grupları ile yasa dışı göçmen kaçakçıları için fırsat yarattığını savunuyor.
Washington'un planı, öncelikle geçici bir ulusal birlik hükümeti kurulmasını ve ardından serbest seçimlerin yapılmasını öngörüyor. Ancak Trablus'taki bazı siyasi aktörler, bu planın aslında kendi konumlarını zayıflatacağından korkuyor. Özellikle Dbeibeh hükümetindeki bazı bakanlar ve milis liderleri, merkezi otoritenin güçlenmesinin kendi ayrıcalıklarını sona erdireceğini düşünüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Libya'daki siyasi bölünme, sadece iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor; aynı zamanda bölgesel ve küresel güçlerin rekabetine de sahne oluyor. Türkiye, Katar ve bir ölçüde İtalya, Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti'ni desteklerken; Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Rusya ve Fransa doğudaki Tobruk hükümetine ve Hafter güçlerine destek veriyor. ABD'nin bu yeni girişimi, bu karmaşık ittifak denkleminde dengeleri değiştirme potansiyeli taşıyor.
Washington'un amacı, Libyalı aktörleri bir araya getirerek ülkenin zengin petrol kaynaklarının daha adil dağıtılmasını ve istikrarın sağlanmasını sağlamak. Ancak bu çaba, özellikle Rusya'nın paralı askerleri Wagner Grubu aracılığıyla doğuda varlık göstermesi ve bölgedeki nüfuzunu artırması nedeniyle karmaşık bir hal alıyor. Rusya, Libya'daki krizi kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya devam ederken, ABD'nin adımları Moskova'nın tepkisine yol açabilir.
Avrupa Birliği de Libya'daki gelişmeleri yakından izliyor. Özellikle İtalya ve Fransa, ülkeye yönelik politikalarında farklı önceliklere sahip. İtalya enerji güvenliği ve göç kontrolüne odaklanırken, Fransa daha çok güvenlik ve terörle mücadele konularına önem veriyor. ABD'nin girişimi, Avrupalı ortaklar arasında da bir koordinasyon ihtiyacını ortaya çıkarıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Libya'da birlik hükümeti kurma çabası, Türkiye'nin bölgedeki çıkarları açısından hayati önem taşıyor. Ankara, 2019'dan bu yana Trablus merkezli UBH'yi askeri ve siyasi olarak destekliyor; bu destek sayesinde Doğu Akdeniz'deki enerji hakları ve deniz yetki alanları konusunda elini güçlendirmişti. ABD'nin planı, Türkiye'nin desteklediği Dbeibeh hükümetinin konumunu güçlendirebileceği gibi, karşıt blokla uzlaşı gerektirdiği için riskler de barındırıyor. Ankara, Libya'daki nüfuz kaybına yol açabilecek her türlü anlaşmaya temkinli yaklaşırken, aynı zamanda Washington'la bu konuda işbirliği arayışında. Türkiye, Libya'nın istikrara kavuşmasının Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliği ve düzensiz göç akışını azaltacağını biliyor. Ancak bu süreçte Hafter ve destekçilerinin kazanımlarını meşrulaştıracak adımlara karşı çıkması bekleniyor.