ABD, İran'a karşı başlattığı yeni hava saldırılarıyla bölgedeki gerilimi yeniden tırmandırdı. Pentagon tarafından yapılan açıklamada, saldırıların İran destekli milis gruplarının ABD güçlerine yönelik saldırılarına misilleme olarak düzenlendiği belirtildi. Saldırıların hedef aldığı noktalar arasında İran Devrim Muhafızları'na ait askeri tesisler ve İran destekli milis grupların kullandığı mevziler yer aldı. Bu gelişme, petrol piyasalarında ani bir yükselişe yol açtı; Brent petrolün varil fiyatı yüzde 2,5 artarak 78 dolar seviyesine ulaştı. Uzmanlar, çatışmanın bölgeyi daha geniş bir savaşa sürükleyebileceği endişesiyle piyasalardaki oynaklığın süreceğini öngörüyor.
Gelişmenin arka planı: ABD-İran gerginliği yeniden alevleniyor
ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, 2021'de göreve geldikten sonra İran ile nükleer müzakereleri yeniden başlatmış ve bölgedeki askeri varlığını azaltma sinyali vermişti. Ancak son aylarda Irak ve Suriye'de ABD güçlerine yönelik saldırıların artması, Washington'ı daha sert bir tutum almaya itti. İran destekli milis gruplar, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarına tepki olarak ABD üslerini hedef almaya başlamıştı. ABD, Ocak ayında Ürdün'de üç askerinin öldürülmesine yanıt olarak Irak ve Suriye'de hava saldırıları düzenlemişti. Son saldırılar ise, İran'ın Yemen'deki Husilere sağladığı askeri desteğin kesilmesini amaçlıyor. Pentagon yetkilileri, saldırıların Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını durdurmak için caydırıcılık oluşturduğunu savunuyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı, saldırıları kınayarak misilleme yapma hakkını saklı tuttuğunu duyurdu.
Bölgesel ve küresel boyut: Petrol fiyatları ve enerji güvenliği
ABD'nin hava saldırıları, Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji nakil hatlarını tehdit ediyor. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'si Hürmüz Boğazı'ndan geçiyor. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi büyük petrol üreticileri, bölgesel istikrarsızlığın kendilerini de etkileyebileceği endişesiyle temkinli bir duruş sergiliyor. Rusya ve Çin, ABD'yi uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlarken, Avrupa Birliği tarafları itidale çağırıyor. Petrol fiyatlarındaki artış, küresel enflasyonla mücadele eden merkez bankaları için yeni bir risk oluşturuyor. Uzmanlar, fiyatların 100 doları aşması halinde dünya ekonomisinde resesyon riskinin belirginleşeceğini ifade ediyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programındaki ilerlemeler ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile yaşanan anlaşmazlık, gerilimi daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile hem komşuluk hem de enerji ticareti bağlamında hassas bir denge yürütüyor. ABD-İran gerginliğinin tırmanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını doğrudan etkileyebilir. Petrol fiyatlarındaki artış, Türkiye gibi enerji ithalatçısı bir ülke için cari açığı büyütebilir ve enflasyonu körükleyebilir. Ayrıca, İran destekli grupların Suriye'deki varlığı, Türkiye'nin sınır güvenliği için bir tehdit oluşturuyor. Ankara, Washington ve Tahran arasında arabulucu rolü üstlenmeye çalışsa da, son saldırılar bu çabaları zora sokabilir. Türkiye'nin enerji ithalatını çeşitlendirme ve yerli üretimi artırma yönündeki adımları, bu tür krizlere karşı kırılganlığı azaltmak açısından önem taşıyor.