ABD ordusu, İran'a yönelik hava harekâtının altıncı gecesinde (16 Temmuz Perşembe) ülkenin havaalanı, stratejik köprüler ve bir tren istasyonunu hedef aldı. Pentagon'dan yapılan açıklamada, saldırıların "İran'ın askeri kabiliyetlerini daha da zayıflatmak" amacı taşıdığı belirtildi. Harekât, ABD'nin bölgedeki askeri varlığını artırmasının ardından başlayan ve bir haftadır aralıksız devam eden saldırı dalgasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Yetkililer, vurulan noktaların İran'ın lojistik ve ulaşım altyapısına ağır darbe vurduğunu ifade etti.
Hedefler ve strateji
Saldırılarda, İran'ın güneyindeki bir havaalanının pistleri ve kontrol kulesi tamamen kullanılamaz hale getirildi. Ayrıca ülkenin doğusunda yer alan iki stratejik köprü ile merkezdeki bir tren istasyonu da vuruldu. Pentagon, bu hedeflerin İran'ın askeri sevkiyat kapasitesini sınırlamak için seçildiğini açıkladı. ABD'li yetkililer, hava saldırılarının İran'ın nükleer programını ve balistik füze üretimini durdurma hedefine odaklandığını ancak bu aşamada doğrudan nükleer tesislere yönelik bir operasyon yapılmadığını belirtti.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu son saldırı, ABD ile İran arasında Körfez'de tırmanan gerilimin en yeni halkası. ABD, yaklaşık altı aydır İran'ın bölgedeki vekil güçlerine ve askeri altyapısına yönelik harekâtını yoğunlaştırmış durumda. BM ve bazı Avrupa devletleri, iki ülke arasında olası bir savaşın tüm bölgeyi istikrarsızlaştırabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan İran, saldırılara misilleme yapma tehdidini yinelerken, Hürmüz Boğazı'nı kapatma seçeneğini masada tuttuğunu duyurdu. Analistler, ABD'nin amacının İran'ı müzakere masasına zorlamak olduğunu ancak bu yöntemin bölgesel bir savaş riskini artırdığını vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-İran geriliminin tırmanması, Türkiye'nin güvenliğini ve ekonomisini doğrudan etkileme potansiyeline sahip. İran sınırındaki istikrarsızlık, Irak ve Suriye'deki PKK/PYD varlığını güçlendirebilir; ayrıca mülteci akını riskini artırabilir. Ekonomik olarak, olası bir çatışma enerji fiyatlarını yukarı çekerken, İran ile ticaret hacmini daraltacak yeni yaptırım riskleri doğurabilir. Türkiye, İran ve ABD ile dengeli diplomatik ilişkilerini sürdürme çabasında olsa da, çatışmanın sınırlarına sıçraması halinde askeri önlem almak zorunda kalabilir.