ABD'nin uluslararası arenada karşı karşıya olduğu en büyük sorun, düşmanlarıyla değil, dostlarıyla güven tesis edememesi. Son yıllarda Washington'un tek taraflı çıkışları, ittifak sistemini yıpratırken, özellikle İran gibi aktörlerle yürütülen dolaylı müzakereler, ABD'nin güvenilirliğini sorgulatıyor. Uzmanlara göre, ABD'nin önceliği İran'la anlaşma yapmak değil; Avrupa, Körfez ülkeleri ve Asya'daki müttefiklerine verdiği sözleri tutarak yeniden güven kazanmak olmalı.
Gelişmenin Arka Planı
ABD'nin İran ile nükleer anlaşma müzakereleri, Obama döneminden bu yana inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Trump yönetiminin anlaşmadan çekilmesi ve yeniden yaptırım uygulaması, Tahran'ı uranyum zenginleştirme faaliyetlerini artırmaya itti. Biden yönetimi ise anlaşmaya dönüş için dolaylı görüşmeler yürütse de, İran'ın talepleri ve ABD'nin iç siyasi baskıları süreci tıkadı. Ancak asıl kriz, ABD'nin müttefikleriyle olan ilişkilerinde yaşanıyor. Avrupa Birliği, ABD'nin İran konusundaki tutarsız politikaları nedeniyle Washington'a olan güvenini kaybetti. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD'nin bölgeden askeri olarak çekilme sinyalleri vermesi üzerine alternatif arayışlara yöneldi.
ABD'nin dostlarıyla güven sorunu, yalnızca İran meselesiyle sınırlı değil. Afganistan'dan kaotik çekilme, AUKUS anlaşmasıyla Fransa'yı arkadan bıçaklama ve Ukrayna'ya yönelik askeri yardımların gecikmesi, Washington'un vaatlerinin sorgulanmasına neden oldu. Atlantik Konseyi analistlerine göre, ABD'nin dünya liderliği ancak müttefiklerinin desteğiyle mümkün; bu destek ise güven temelinde yükselir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin güven kaybı, küresel güç dengelerini de etkiliyor. Çin ve Rusya, ABD'nin ittifak sistemindeki çatlakları kendi lehlerine kullanmaya çalışıyor. Pekin, Körfez ülkeleriyle ticari ilişkilerini derinleştirirken; Moskova, İran'la askeri işbirliğini artırıyor. Avrupa Birliği ise stratejik özerklik arayışını hızlandırarak ABD'ye olan bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Bu bağlamda, ABD'nin İran'la bir anlaşmaya varması ikincil öneme sahip; asıl mesele, Washington'un küresel liderlik rolünü sürdürebilmek için müttefiklerinin güvenini yeniden kazanması.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin dostlarıyla güven sorunu, Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor. Ankara, Washington'la ilişkilerinde S-400 krizi, F-35 programından çıkarılma ve Suriye politikası gibi konularda güven erozyonu yaşadı. ABD'nin müttefiklerine yönelik tutarsız politikaları, Türkiye'nin Moskova ve Pekin'e yönelmesine neden olabilir. Bu durum, NATO'nun güney kanadının zayıflamasına yol açarken, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını da olumsuz etkileyebilir. Ankara, ABD'nin yeniden güvenilir bir ortak haline gelmesini isterken, kendi çıkarlarını korumak için çok yönlü dış politika izlemeye devam edecek.