NATO'nun 2026 yılında yapılması planlanan zirvesi öncesinde, ABD'nin ittifaktan beklentileri ve bu beklentilerin transatlantik güvenlik mimarisine olası etkileri mercek altına alınıyor. Washington yönetimi, özellikle savunma harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 2'sine yükseltilmesi taahhüdünün tam olarak uygulanması ve yeni nesil tehditlere karşı ortak bir strateji geliştirilmesi konusunda müttefiklerden somut adımlar bekliyor.
Arka Plan: Savunma Harcamaları ve Yük Paylaşımı
ABD, NATO'nun kuruluşundan bu yana ittifakın en büyük askeri ve mali katkıyı sağlayan üyesi olarak öne çıkıyor. Ancak son yıllarda, özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde başlayan 'yük paylaşımı' tartışmaları, ABD'nin Avrupalı müttefiklerden daha fazla sorumluluk alması yönündeki baskıyı artırdı. 2026 zirvesinde de bu konunun ana gündem maddelerinden biri olması bekleniyor. ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, müttefiklerin sadece yüzde 2 hedefini tutturmasının yeterli olmadığını, aynı zamanda bu harcamaların nitelikli ve NATO'nun ihtiyaçlarına uygun olması gerektiğini vurguluyor. Özellikle Doğu Avrupa'daki caydırıcılık, siber güvenlik ve yüksek teknoloji alanlarındaki yatırımların artırılması talep ediliyor.
Buna ek olarak, Washington yönetimi Çin'in yükselişi ve bunun transatlantik güvenliğe yansımaları konusunda da müttefiklerden net bir duruş bekliyor. NATO'nun 2022'de kabul ettiği Stratejik Konsept'te Çin ilk kez bir tehdit olarak tanımlanmış olsa da, ABD bu konuda daha somut adımlar atılmasını istiyor. Özellikle kritik altyapıların korunması, teknoloji transferi ve ticaret politikaları gibi alanlarda ittifak içi koordinasyonun güçlendirilmesi hedefleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
2026 NATO zirvesi, yalnızca savunma harcamaları değil, aynı zamanda Rusya-Ukrayna savaşı, Balkanlar'daki istikrarsızlık ve Orta Doğu'daki güvenlik boşluğu gibi bölgesel krizlerin de ele alınacağı bir platform olacak. ABD, Ukrayna'ya askeri ve mali desteğin sürdürülmesi konusunda müttefikler arasında bir fikir birliği oluşturmaya çalışıyor. Ancak bazı Avrupalı ülkelerde savaş yorgunluğunun arttığı ve Ukrayna'ya yardım konusunda isteksizliğin yükseldiği gözlemleniyor. Bu durum, ABD'nin ittifak içindeki liderlik rolünün sorgulanmasına ve alternatif güvenlik yapılanmalarının tartışılmasına yol açabilir.
Zirvede ayrıca, NATO'nun genişleme süreci ve İsveç ile Finlandiya'nın üyeliklerinin ardından ittifakın Arktik bölgesindeki varlığının güçlendirilmesi de ele alınacak. ABD, bu bölgenin stratejik öneminin giderek arttığını ve Rusya ile Çin'in buradaki faaliyetlerine karşı daha güçlü bir NATO varlığına ihtiyaç duyulduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun en büyük ikinci ordusuna sahip ülkesi olarak ittifak içinde kritik bir konuma sahip. ABD'nin savunma harcamalarının artırılması ve yük paylaşımı konusundaki talepleri, Türkiye'nin halihazırda GSYH'sinin yaklaşık yüzde 2'sini savunmaya ayırdığı düşünüldüğünde, Ankara'yı doğrudan etkileyecek bir gündem maddesi. Ancak Türkiye'nin özellikle S-400 hava savunma sistemi nedeniyle ABD ile yaşadığı gerginlikler ve F-35 programından çıkarılması, ittifak içindeki konumunu zorlaştırmaya devam ediyor. 2026 zirvesi, Türkiye'nin bu sorunları aşmak ve NATO içindeki rolünü yeniden tanımlamak için bir fırsat olabilir. Ayrıca, ABD'nin Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi konusundaki ısrarı, Karadeniz güvenliği bağlamında Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nden doğan haklarını ve sorumluluklarını yeniden gündeme getirebilir. Ankara, bu süreçte hem ittifakın savunma politikalarına uyum sağlamak hem de kendi ulusal çıkarlarını korumak arasında bir denge kurmak zorunda kalacak.