ABD'de bir federal yargıç, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) birimi tarafından gözaltına alınan Filistinli bir hak savunucusunun serbest bırakılmasına hükmetti. New Jersey'deki bir caminin lideri olan ve Filistin davasına verdiği destekle tanınan Muhammed el-Acrami, ICE ajanlarınca iki hafta önce gözaltına alınmıştı. Yargıç, tutuklamanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle, aktivistin adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasını emretti. Olay, ABD'deki Filistin yanlısı aktivistlerin göçmenlik makamlarınca hedef alındığı yönündeki iddiaları gündeme taşıdı.
Gözaltı süreci ve hukuki mücadele
Muhammed el-Acrami, New Jersey'deki El-İslam Camisi'nde imamlık yapıyor ve aynı zamanda Filistin hakları konusunda aktif bir sivil toplum gönüllüsü. ICE, el-Acrami'nin oturum izninin iptal edildiği gerekçesiyle 15 Mart'ta düzenlediği operasyonla onu gözaltına aldı. Cami cemaati ve insan hakları örgütleri, tutuklamanın siyasi bir misilleme olduğunu savundu. El-Acrami'nin avukatları, müvekkillerinin ABD'de yasal olarak bulunduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında Filistin'e destek vermesinin suç teşkil etmediğini belirtti.
Newark Bölge Mahkemesi'nde görülen duruşmada, federal yargıç Kevin McNulty, ICE'nin el-Acrami'yi "kamu güvenliği tehdidi" olarak tanımlayan gerekçesini yetersiz buldu. Yargıç, "Sanığın siyasi görüşleri nedeniyle hedef alındığına dair güçlü emareler var. Bu, Anayasa'nın Birinci Ek Maddesi'ne aykırıdır" ifadelerini kullandı. Mahkeme, el-Acrami'nin 50 bin dolar kefaletle serbest bırakılmasına, ancak seyahat kısıtlaması ve elektronik kelepçe takılması şartıyla karar verdi.
Tepkiler ve benzer vakalar
Karar, özellikle Müslüman ve Filistinli topluluklar arasında memnuniyetle karşılandı. Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi (CAIR) sözcüsü, "Bu karar, göçmenlik makamlarının siyasi faaliyetleri bahane ederek masum insanları hedef almasına izin verilmeyeceğini gösteriyor" dedi. Ancak ICE sözcüsü, kurumun yasal yetkileri dahilinde hareket ettiğini ve kararı temyiz edeceklerini açıkladı.
El-Acrami'nin davası, ABD'de benzer şekilde Filistin yanlısı aktivistlere yönelik operasyonların arttığı bir dönemde gündeme geldi. Geçtiğimiz ay, New York'ta bir öğretim üyesi, İsrail karşıtı protestolara katıldığı gerekçesiyle vizesi iptal edilerek sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalmıştı. İnsan hakları grupları, bu tür olayların ABD'de ifade özgürlüğünü ve göçmen haklarını tehdit ettiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin son yıllarda Filistin davasına verdiği güçlü destek bağlamında önem taşıyor. ABD'de Filistin yanlısı aktivistlere yönelik baskılar, Türkiye'nin uluslararası platformlarda sıkça dile getirdiği "çifte standart" eleştirilerini haklı çıkarıyor. Ankara, benzer durumlarda diplomatik girişimlerde bulunarak, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının korunması çağrısı yapabilir. Ayrıca, bu tür olaylar Türkiye'deki kamuoyunda ABD'nin Ortadoğu politikalarına yönelik güvensizliği artırabilir. Türk dış politikası, Filistin meselesinde uluslararası hukuku ve insan haklarını ön planda tutarak, benzer vakalarda sivil toplum örgütleriyle iş birliğini güçlendirebilir.