ABD Kongresi’nde görev yapan çok sayıda senatör ve temsilci, Katar’da mahsur kalan ve ABD ordusuyla birlikte çalışmış Afgan vatandaşlarının Demokratik Kongo Cumhuriyeti (DRC) gibi güvensiz üçüncü ülkelere gönderilmesi planını durdurması için Trump yönetimine çağrıda bulundu. Perşembe günü yayımlanan ortak mektupta, söz konusu planın uluslararası hukuka aykırı olduğu ve bu kişilerin hayatını tehlikeye atacağı vurgulandı. Halihazırda Katar’da bekleyen 1.100 Afgan, 2021’deki çekilme sırasında ABD güçlerine tercüman, rehber ve lojistik destek sağlamıştı.
Gelişmenin arka planı
ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinin ardından binlerce Afgan vatandaşı, özellikle de ABD güçleriyle işbirliği yapmış olanlar, Taliban’ın intikamından korkarak ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Bunların bir kısmı Katar’daki geçici tesislerde bekletilirken, ABD’ye yerleştirilme süreçleri tamamlanamadı. Trump yönetiminin, bu kişileri Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne gönderme planı, insan hakları örgütleri ve Kongre üyelerinin sert tepkisine yol açtı. Mektupta, DRC’nin halihazırda iç savaş ve salgın hastalıklarla boğuştuğu, bölgenin Afgan mülteciler için güvenli olmadığı belirtildi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve Dışişleri Bakanlığı arasında yürütülen müzakerelerde, Afganların DRC’ye nakli için lojistik hazırlıkların yapıldığı iddia ediliyor. Ancak henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Kongre üyeleri, bu planın Afgan müttefiklere verilen sözlerin ihlali olduğunu savunuyor. 2021’de çıkarılan Özel Göçmen Vizesi (SIV) programı kapsamında ABD’ye yerleştirilmesi gereken binlerce kişi hâlâ bekliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, ABD’nin uluslararası taahhütlerine sadakati ve mülteci politikaları açısından önemli bir sınav niteliği taşıyor. Afgan müttefiklerin üçüncü ülkelere gönderilmesi, diğer ülkelerin de benzer uygulamalara yönelmesine yol açabilir. Özellikle Pakistan ve İran gibi Afgan mültecilere ev sahipliği yapan ülkeler, bu durumu örnek göstererek kendi politikalarını sertleştirebilir. Öte yandan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin içinde bulunduğu istikrarsızlık, bu planın uygulanması halinde insani bir krize dönüşme riski taşıyor. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) de konuya ilişkin endişelerini dile getirdi.
ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte Batılı ülkeler, Afgan müttefiklerini tahliye etme konusunda büyük bir sorumluluk üstlenmişti. Ancak bu süreçte yaşanan aksaklıklar ve siyasi değişimler, tahliyeleri sekteye uğrattı. Trump yönetiminin bu planı, sadece ABD’nin Afganistan politikasını değil, aynı zamanda küresel mülteci rejimini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afganistan’dan tahliye edilen bazı kişilere geçici ev sahipliği yapmış ve NATO müttefiki olarak sürece katkıda bulunmuştu. Bu gelişme, Türkiye’nin de benzer bir mülteci akınıyla karşı karşıya kalma riskini hatırlatıyor. ABD’nin Afgan müttefikleri DRC gibi güvensiz bölgelere göndermesi, Türkiye’nin insani yardım ve mülteci politikaları açısından eleştirel bir bakışla değerlendirilebilir. Ayrıca, ABD’nin uluslararası taahhütlerine sadakatinin sorgulanması, Türkiye’nin ABD ile olan ikili ilişkilerinde güven sorununu derinleştirebilir. Bölgesel istikrar açısından, bu tür uygulamaların Afganistan’daki güvenlik durumunu daha da karmaşık hale getirmesi olasıdır.