ABD Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Joe Wilson, Dışişleri Bakanlığı'na Suriye'nin 'Devlet Terörizminin Destekçileri' listesinden çıkarılması yönünde resmi bir çağrıda bulundu. Wilson, Suriye hükümetinin son dönemde 'barış ve refaha yönelik tarihi adımlar' attığını savunarak, seyahat uyarı seviyesinin de düşürülmesini talep etti. Bu talep, Suriye'de 2011'de başlayan iç savaşın ardından ABD'nin Şam'a uyguladığı sert yaptırımların hafifletilmesi yönündeki nadir siyasi girişimlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Gelişmenin arka planı: Wilson'ın önerisi ve Suriye'nin durumu
Joe Wilson, Güney Karolina'yı temsil eden ve genellikle dış politikada şahin çizgisiyle bilinen bir isim. Ancak son açıklamaları, Suriye konusunda Washington'da nadir görülen bir yaklaşımı yansıtıyor. Wilson, Suriye'nin terör listesinden çıkarılmasının ABD'nin bölgedeki diplomatik seçeneklerini artıracağını ve insani yardımların önünü açacağını ifade etti. Suriye, 1979 yılından bu yana ABD'nin terörizme destek veren ülkeler listesinde yer alıyor ve bu statü, kapsamlı ekonomik yaptırımlar, silah ambargosu ve kalkınma yardımlarının durdurulması gibi ciddi sonuçlar doğuruyor.
Wilson, Şam'ın son yıllarda Arap ülkeleriyle normalleşme adımları attığını, Arap Birliği'ne yeniden kabul edildiğini ve İran ile Hizbullah'ın etkisini azaltmaya yönelik bazı adımlar gördüğünü iddia etti. Ancak bu değerlendirme, Suriye'de hâlâ devam eden insani kriz, Beşşar Esad yönetiminin muhaliflere yönelik baskıları ve ülkenin kuzeydoğusunda ABD'nin müttefiki Kürt gruplarla yaşanan gerginlikler göz önüne alındığında, geniş bir kabul görmüyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Normalleşme rüzgârları ve yaptırımların geleceği
Wilson'ın çağrısı, Suriye'nin bölgesel izolasyonunun kırılmaya başladığı bir döneme denk geliyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri, Esad yönetimiyle ilişkilerini yeniden canlandırırken, Ürdün ve Mısır da Şam'la diplomatik temaslarını artırdı. Ancak ABD yönetimi, Esad'ın savaş suçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle yaptırımların sürmesi gerektiğini vurguluyor. Başkan Donald Trump döneminde 2019'da çıkarılan Sezar Sivil Koruma Yasası, Şam'a uygulanan yaptırımları daha da sertleştirmişti. Biden yönetimi de Suriye'de siyasi çözüm sağlanana kadar yaptırımların kaldırılmayacağını belirtiyor.
Wilson'ın önerisi, Kongre'de sınırlı destek bulsa da, Suriye dosyasında alternatif bir yol arayışı olarak değerlendirilebilir. Öte yandan, İsrail'in Suriye'de İran hedeflerine yönelik saldırıları ve Türkiye'nin kuzeydeki operasyonları, ülkenin hâlâ bölgesel bir kriz alanı olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Suriye politikası açısından iki ucu keskin bir bıçak niteliği taşıyor. Ankara, Esad rejimiyle normalleşme sürecini başlatmış olsa da, terör listesinden çıkarılma gibi bir adım, rejimin uluslararası meşruiyetini artırarak Türkiye'nin müzakere gücünü etkileyebilir. Öte yandan, ABD'nin yaptırımları hafifletmesi, Suriye'nin yeniden imarına yönelik uluslararası kaynakların akışını hızlandırabilir ve bu da Türkiye'deki Suriyeli mültecilerin geri dönüşünü kolaylaştırabilir. Ancak PKK/YPG'nin Suriye'deki varlığı, Washington'un Esad'a yönelik her türlü yumuşamasının Türkiye'nin güvenlik endişelerini artırabileceği anlamına geliyor. Bu nedenle Ankara, hem normalleşme hem de terörle mücadele dengelerini korumak zorunda.