İran’a yönelik artan askeri gerilim ve Pentagon’un stokları yenileme çabası, ABD’li büyük savunma şirketlerinin sipariş defterlerini rekor seviyelere taşıdı. Lockheed Martin, Raytheon Technologies ve Northrop Grumman gibi devlerin 2025 yılının ilk çeyreğinde elde ettiği brüt kar marjları, son on yılın en yüksek düzeyine ulaştı. Şirketlerin ortak açıkladığı verilere göre, toplam sipariş miktarı 350 milyar doları aşarken, üretim tesisleri tam kapasite çalışıyor. Pentagon yetkilileri, özellikle uzun menzilli füzeler, insansız hava araçları ve mühimmat sistemlerinde talebin karşılanamadığını, bu nedenle yeni hatların devreye alınması için acil düzenlemeler yapıldığını ifade ediyor.
Gelişmenin arka planı: İran savaşı beklentisi
ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin çökmesinin ardından tırmanan gerilim, savunma sektöründe adeta bir talep patlaması yarattı. ABD Savunma Bakanlığı, İran’ın olası bir misillemesine karşı Körfez’deki üslerini güçlendirmek için 2024 yılında Kongre’den 15 milyar dolarlık ek ödenek almıştı. Bu bütçenin büyük bölümü, Patriot hava savunma sistemleri, Tomahawk seyir füzeleri ve F-35 savaş uçaklarının bakım-onarım sözleşmelerine aktarıldı. Şirketlerin raporları, 2025’in ilk üç ayında sadece ABD hükümetinden gelen teklif bazlı sözleşmelerin %40 arttığını ortaya koyuyor.
Raytheon, İsrail ve Suudi Arabistan gibi bölgesel müttefiklerin de acil ihtiyaçları doğrultusunda füze savunma sistemleri için 12 milyar dolarlık yeni sipariş aldı. Lockheed Martin ise HIMARS roketatarlarının üretimini iki katına çıkardığını ve 2026 yılında teslim edilmek üzere ABD Ordusu’nun 35 bin adetlik mühimmat talebini karşılamak için yeni bir fabrika kuracağını duyurdu. Northrop Grumman, B-21 bombardıman uçağının seri üretimine geçtiğini ve İran’a yönelik olası bir hava harekâtında kritik rol oynayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu silahlanma dalgası, yalnızca ABD savunma sanayini değil, küresel silah ticaretinin dengelerini de etkiliyor. Avrupa ülkeleri, Ukrayna savaşının ardından stoklarını yenilerken, ABD’den yapılan ithalatın payı %50’yi aştı. Fransa ve Almanya, kendi savunma şirketlerini teşvik etmek için yeni kamu-özel ortaklıkları kursa da, ABD’nin üretim kapasitesi ve hızı rakiplerini geride bırakıyor.
Orta Doğu’daki bir başka gelişme, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD’den 10 milyar dolar değerinde silah satın alması. Bu durum, Tahran yönetimini daha da kaygılandırırken, bölgede yeni bir silahlanma yarışını tetikliyor. Uzmanlar, savaşın patlak vermesi halinde ABD’li şirketlerin kârının daha da artacağını, ancak uzun vadede yüksek silahlanma harcamalarının küresel ekonomik dengesizliklere yol açabileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD savunma sanayisindeki bu talep patlaması, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Bir yandan, ABD'nin Orta Doğu'daki askeri varlığının artması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir gerilim hattı oluşturabilir. Diğer yandan, Pentagon'un mühimmat ve yedek parça tedarikinde yaşayacağı darboğaz, Türkiye'nin satın almayı planladığı F-16 Blok 70 savaş uçakları ve mevcut platformlarının bakımını geciktirebilir. Ayrıca, İran'a yönelik olası bir askeri harekat, Türkiye'nin enerji güvenliğini (İran doğalgazı ve Hazar geçişleri) ve bölgesel ticaretini olumsuz etkileyebilir. Ankara'nın, bu süreçte savunma sanayisinde yerli üretimi hızlandırması ve alternatif tedarikçiler arayışını derinleştirmesi bekleniyor.