Avrupa Birliği (AB), Türkiye'nin bu yılki Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP29) hazırlıklarında Kıbrıs Cumhuriyeti'ni dışlamasını sert bir dille eleştirdi. Lüksemburg'da gerçekleştirilen AB Dışişleri Bakanları toplantısının ardından yapılan açıklamada, Türkiye'nin bu tutumu "kabul edilemez" olarak nitelendirildi. Reuters'ın haberine göre, AB ülkeleri, Türkiye'nin Kıbrıs'ı iklim zirvesine hazırlık sürecine dahil etmemesinin, uluslararası iş birliği ruhuna aykırı olduğunu ve bunun diplomatik gerilimi tırmandırdığını vurguladı.
Arka plan: Kıbrıs sorunu ve iklim diplomasisi
Kıbrıs adası, 1974'ten bu yana fiilen ikiye bölünmüş durumda. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, uluslararası alanda Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınırken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yalnızca Türkiye tarafından tanınıyor. Bu siyasi çıkmaz, pek çok uluslararası platformda olduğu gibi iklim değişikliği müzakerelerinde de kendini gösteriyor. Türkiye, Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tamamını temsil etme iddiasına karşı çıkıyor ve KKTC'nin de iklim zirvelerinde temsil edilmesi gerektiğini savunuyor. Ancak AB, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemen bir Avrupa Birliği üyesi olduğu gerekçesiyle bu tutumu reddediyor.
Türkiye'nin COP29 hazırlık toplantılarına Kıbrıs Rum Yönetimi'ni davet etmemesi, Ankara'nın bu konudaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu. AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin Kıbrıs'ı dışlaması, Birleşmiş Milletler çerçevesinde yürütülen iklim müzakerelerinin kapsayıcılık ilkesine zarar vermektedir. Bu tutum, AB-Türkiye ilişkilerinde de olumsuz yankı bulmaktadır" ifadelerini kullandı. Borrell, Türkiye'yi uluslararası normlara uymaya ve Kıbrıs'ı sürece dahil etmeye çağırdı.
Bölgesel ve küresel boyut: Doğu Akdeniz'de gerilim yeniden mi tırmanıyor?
Bu gelişme, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynakları ve deniz yetki alanları konusundaki anlaşmazlıkların gölgesinde yaşanıyor. Türkiye ile AB üyesi Kıbrıs Rum Yönetimi arasında hidrokarbon arama faaliyetleri nedeniyle daha önce de krizler yaşanmıştı. İklim zirvesi hazırlıklarındaki bu diplomatik sürtüşme, iki taraf arasındaki güven eksikliğini bir kez daha gün yüzüne çıkarıyor. AB, Türkiye'nin Kıbrıs konusundaki tutumunu Doğu Akdeniz'deki istikrarı tehdit eden bir faktör olarak görürken, Ankara ise KKTC'nin yok sayılmasını kabul edilemez buluyor.
Küresel iklim müzakereleri, tüm ülkelerin katılımını gerektiren bir süreç. Ancak siyasi anlaşmazlıklar, bu tür teknik ve bilimsel toplantıları bile etkileyebiliyor. BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, Kıbrıs konusunda net bir pozisyon belirlemiş değil; ancak genel uygulama, uluslararası toplumun tanıdığı hükümetlerin sürece dahil edilmesi yönünde. Türkiye'nin bu hamlesi, iklim diplomasisinde yeni bir krize yol açabilir ve Türkiye'nin uluslararası arenadaki imajını olumsuz etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Kıbrıs politikasının iklim değişikliği gibi küresel bir meselede bile AB ile karşı karşıya gelmesine neden oldu. Türkiye, KKTC'nin uluslararası platformlarda temsil edilmesi konusundaki hassasiyetini sürdürürken, AB'nin bu tutumu "kabul edilemez" olarak nitelendirmesi Ankara-Brüksel hattında yeni bir gerilim unsuru yaratıyor. Türkiye'nin Kıbrıs konusunda izole edilmesi, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği ve AB ile gümrük birliği müzakereleri gibi konularda elini zayıflatabilir. Öte yandan, Türkiye'nin bu adımı, KKTC'ye verdiği desteğin altını çizerken, uluslararası toplum nezdinde yalnızlaşma riskini de beraberinde getiriyor. Bu kriz, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadele gibi küresel bir konuda dahi Kıbrıs meselesini bir pazarlık kozu olarak kullanabileceğini gösteriyor.