Fransa'nın Avrupa Birliği Komiseri Stéphane Séjourné, kamu ihalelerinde Çinli şirketlerin rekabetini sınırlamayı amaçlayan bir girişim başlattı. 'Avrupa'yı Satın Al' (Buy European) olarak adlandırılan bu hamle, AB'nin stratejik sektörlerde yerli üretimi teşvik etme ve Çin'in ekonomik nüfuzunu azaltma çabalarının bir parçası. Séjourné, Brüksel'de düzenlenen bir basın toplantısında, kamu ihalelerinde AB merkezli şirketlere öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Bu girişim, AB'nin ekonomik güvenliğini artırma ve kritik altyapı projelerinde bağımlılığı azaltma hedefleriyle uyumlu.
Gelişmenin Arka Planı
AB, son yıllarda Çin'in devlet destekli şirketlerinin kamu ihalelerinde agresif fiyatlandırma stratejileriyle Avrupalı rakiplerini geride bıraktığına dikkat çekiyor. Özellikle yeşil enerji, 5G altyapısı ve ulaşım projelerinde Çinli firmaların düşük teklifleri, AB'li şirketlerin rekabet gücünü zayıflatıyor. Séjourné'nin önerisi, bu eğilimi tersine çevirmeyi ve AB'nin teknolojik egemenliğini korumayı hedefliyor. Girişim kapsamında, belirli bir eşik değerin üzerindeki kamu ihalelerinde AB menşeli ürün ve hizmetlere yüzde 20'ye varan bir fiyat avantajı tanınması planlanıyor. Bu, Çinli şirketlerin sadece düşük fiyatla kazanmasını engelleyecek bir mekanizma olarak tasarlandı.
Ancak bu öneri, AB üyesi ülkeler arasında tartışmalara yol açtı. Almanya gibi ihracata dayalı ekonomiler, ticaret savaşlarını tetikleyeceği ve AB'nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarıyla uyumlu olmayacağı gerekçesiyle endişeli. Buna karşılık Fransa ve İtalya gibi ülkeler, korumacılığın Çin'in haksız rekabetine karşı bir kalkan olduğunu savunuyor. Séjourné, girişimin DTÖ taahhütlerini ihlal etmediğini, çünkü AB'nin iç pazarında benzer uygulamaların mevcut olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu girişim, AB'nin Çin'e karşı ekonomik bağımsızlığını artırma stratejisinin bir parçası. AB, Çin'in 'Kemer ve Yol' girişimi gibi projelerle Avrupa altyapısına sızmasından rahatsız. Son dönemde Macaristan ve Sırbistan gibi ülkelerde Çin yatırımlarının artması, AB'yi harekete geçirdi. Ayrıca, ABD'nin 'Enflasyonu Azaltma Yasası' (IRA) ile yerli üretimi teşvik etmesi, AB'yi benzer önlemler almaya itiyor. Séjourné, AB'nin de kendi 'IRA'sını oluşturması gerektiğini ifade etti. Bu çerçevede, kamu ihalelerinde 'Avrupa'yı Satın Al' politikası, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme projelerinde AB şirketlerine öncelik tanıyacak.
Çin'in tepkisi ise sert olabilir. Pekin, AB'nin bu hamlesini ticaret engeli olarak nitelendirip DTÖ'ye şikayet edebilir. Ayrıca, Çin'in AB'ye yönelik misilleme yapması (örneğin, Avrupa şaraplarına veya lüks otomobillere ek vergiler getirmesi) olası. AB, bu riski göze alarak proaktif bir yaklaşım sergiliyor. Ancak, girişimin başarılı olması için üye ülkeler arasında tam bir mutabakat gerekiyor. Şu an için bu mutabakatın sağlanması zor görünüyor, zira Almanya, Hollanda ve İskandinav ülkeleri korumacılığa açıkça karşı çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB'nin kamu ihalelerinde 'Avrupa'yı Satın Al' politikası, Türkiye'yi doğrudan etkileyebilir. Türk şirketleri, AB üyesi olmadıkları için bu düzenlemeden olumsuz etkilenebilir; ancak Türkiye, AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olduğundan, bazı sektörlerde muafiyet müzakere edilebilir. Öte yandan, Çin'in bu politikaya misilleme yapması halinde, Türkiye-Çin ticareti de zarar görebilir. Türkiye'nin, AB ile Çin arasında denge politikası izlemesi ve kamu ihalelerinde kendi yerli üretimini teşvik edecek benzer önlemleri değerlendirmesi stratejik bir adım olacaktır.