Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD arasında 2021'de kurulan AUKUS güvenlik paktının ikinci sütunu, beş yılını doldurdu. Ancak İkinci Sütun kapsamındaki işbirliğinin ilerlemesini değerlendirmek zor; bunun nedeni faaliyet eksikliği değil, başarının neye benzemesi gerektiğine dair üzerinde anlaşılmış bir ölçütün bulunmaması.
İkinci Sütun'un Kapsamı ve Belirsizlikler
AUKUS, ilk sütunuyla Avustralya'ya nükleer denizaltı sağlamayı hedeflerken, ikinci sütun yapay zeka, kuantum bilişim, siber güvenlik, hipersonik füzeler, elektronik harp ve deniz altı kabiliyetleri gibi ileri teknoloji alanlarında işbirliğini kapsıyor. Beş yılda pek çok çalışma grubu kuruldu, ortak tatbikatlar yapıldı ve teknoloji paylaşım anlaşmaları imzalandı. Ancak bu faaliyetlerin somut çıktıları ve stratejik etkisi konusunda bağımsız değerlendirmeler yetersiz.
ABD, İngiltere ve Avustralya hükümetleri düzenli olarak ilerleme raporları yayınlasa da, bu raporlar genellikle niyet beyanları ve yol haritalarından öteye geçmiyor. Örneğin, kuantum teknolojilerinde ortak araştırma fonları ayrıldı, ancak sahada kullanılabilir bir sistemin konuşlandırılması henüz gerçekleşmedi. Yapay zeka alanında ise veri paylaşımı ve algoritma geliştirme konusunda bazı adımlar atıldı; fakat bu çalışmaların Çin'e karşı caydırıcılık kapasitesine ne ölçüde katkı sağladığı belirsiz.
Uzmanlar, İkinci Sütun'un başarısını ölçmenin zorluğunu, projenin doğasına bağlıyor. Zira bu sütun, geleneksel askeri ittifaklardan farklı olarak, somut bir tehdit tanımı ve operasyonel hedef içermiyor. Dahası, üç ülkenin savunma sanayi yapıları, ihale süreçleri ve gizlilik rejimleri arasındaki farklılıklar, işbirliğini yavaşlatıyor. Bazı analistler, İkinci Sütun'un aslında bir "teknoloji ittifakı" olarak tasarlandığını, ancak siyasi liderlerin bunu bir "askeri ittifak" gibi sunmasının beklentileri yükselttiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
AUKUS, kurulduğu günden bu yana Çin'in sert tepkisiyle karşılaştı. Pekin, paktı "Asya-Pasifik'te NATO benzeri bir yapı" olarak nitelendirerek, bölgesel istikrarsızlığa yol açacağını savunuyor. Fransa ise Avustralya'nın denizaltı anlaşmasını iptal etmesiyle 2021'de diplomatik kriz yaşadı; ancak sonrasında ilişkiler kısmen onarıldı. ASEAN ülkeleri ise AUKUS'a temkinli yaklaşıyor; bir yandan ABD ile güvenlik işbirliğini artırırken, diğer yandan Çin ile ekonomik bağlarını koparmak istemiyor.
Hint-Pasifik'te statüko, Tayvan Boğazı ve Güney Çin Denizi'ndeki gerilimlerle şekilleniyor. AUKUS'un İkinci Sütun kapsamında geliştirilecek hipersonik füzeler ve yapay zeka destekli deniz altı sistemleri, bölgede caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak bu sistemlerin ne zaman ve nasıl konuşlandırılacağı belirsiz. ABD'nin Indo-Pasifik Stratejisi kapsamında AUKUS, QUAD (ABD, Japonya, Hindistan, Avustralya) ile birlikte Çin'i dengelemeyi hedefliyor. Fakat İkinci Sütun'un bu stratejiye somut katkısı, ölçülebilir çıktıların eksikliği nedeniyle tartışmalı.
Öte yandan, AUKUS'un teknoloji paylaşımı, küresel savunma sanayiinde yeni bir rekabet dinamiği yaratıyor. Avrupa Birliği, kendi savunma teknolojileri projelerini hızlandırırken; Güney Kore, Japonya ve Hindistan gibi ülkeler de benzer işbirlikleri arayışında. Bu durum, ileri teknoloji ihracatı konusunda yeni düzenlemeleri ve ittifak içi gerilimleri beraberinde getiriyor. Örneğin, ABD'nin AUKUS kapsamında Avustralya'ya nükleer denizaltı teknolojisi transferi, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması (NPT) rejimini zorluyor; zira bu transfer, nükleer yakıtın askeri amaçla kullanımına dair uluslararası denetim mekanizmalarını aşma potansiyeli taşıyor.
Beş yılın sonunda AUKUS İkinci Sütun, stratejik iletişim açısından başarılı görünse de, operasyonel ve teknolojik somut çıktılar açısından henüz emekleme aşamasında. Üç ülkenin savunma bakanları, 2024'te yaptıkları ortak açıklamada, "İkinci Sütun'un dinamik bir platform haline geldiğini" vurguladı; ancak bu platformun hangi hedeflere ulaştığını kamuoyuyla paylaşmadı. Uzmanlar, önümüzdeki beş yılda ölçülebilir hedefler belirlenmezse, AUKUS'un hem iç hem de dış kamuoyunda meşruiyet sorunu yaşayabileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AUKUS İkinci Sütun, doğrudan Türkiye'yi hedeflemese de, Hint-Pasifik'teki güç dengelerini etkileyerek dolaylı sonuçlar doğuruyor. Türkiye, NATO içinde ABD ile yaşadığı S-400 ve F-35 krizleri nedeniyle savunma teknolojilerinde Batı'dan yeterli transferi alamıyor. AUKUS'un ileri teknoloji işbirliği modeli, Türkiye'nin kendi yerli savunma projelerini (KAAN, MİLDEN, etc.) hızlandırması için bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, Çin'in AUKUS'a tepkisi, Türkiye'nin Asya-Pasifik'teki ekonomik ortaklıklarını (özellikle Kuşak-Yol) etkileyebilir. Türkiye, denge politikası izleyerek hem Batı hem de Doğu ile ilişkilerini korumaya çalışmalı.