ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni (UCM) diplomatik olarak izole etmek ve mahkemenin Amerikalı ve İsrailli yetkilileri soruşturma veya kovuşturma yetkisini sınırlamak için kapsamlı bir dizi önlem üzerinde çalışıyor. Reuters haber ajansının ABD'li yetkililere dayandırdığı bilgilere göre, Beyaz Saray ve Dışişleri Bakanlığı bünyesinde yürütülen değerlendirmelerde, mahkemeye yönelik yaptırımlar, vize kısıtlamaları ve mali baskılar gibi çeşitli seçenekler masada yer alıyor. Bu hamle, UCM'nin Gazze'deki savaşla ilgili olarak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmasının ardından geldi.
Gelişmenin arka planı
UCM, 21 Kasım 2024'te Netanyahu ve Gallant için, Gazze'deki savaş sırasında sivil halkı hedef aldıkları ve insani yardıma engel oldukları gerekçesiyle tutuklama emri çıkarmıştı. Mahkeme ayrıca Hamas lideri İsmail Haniye, askeri kanat komutanı Muhammed Deif ve siyasi lider Halid Meşal için de benzer kararlar almıştı. Bu kararlar, ABD ve İsrail tarafından şiddetle kınanmıştı. ABD, ICC'yi tanımıyor ve mahkemenin Amerikan vatandaşları üzerinde yargı yetkisi olduğunu kabul etmiyor. Trump'ın önceki döneminde de ICC'ye yönelik yaptırımlar uygulanmış, ancak Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmıştı. Şimdi Trump yönetimi, ICC'nin operasyonel kapasitesini sınırlamak için daha sert önlemleri değerlendiriyor. Yetkililere göre, seçenekler arasında ICC savcıları ve yargıçlarına yönelik mali yaptırımlar, ABD vizesi kısıtlamaları ve Lahey'deki mahkeme merkezinin bazı ülkelerdeki işlemlerini engellemeye yönelik diplomatik baskı yer alıyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu girişim, uluslararası hukuk sistemine yönelik ciddi bir meydan okuma olarak değerlendiriliyor. ICC, 2002'de kuruluşundan bu yana savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırımla mücadele eden en önemli uluslararası yargı organı. Ancak ABD, Rusya ve Çin gibi büyük güçler mahkemeyi tanımıyor. Trump yönetiminin planı, ICC'ye taraf olan Avrupa ülkeleri başta olmak üzere birçok müttefikle gerilimi artırabilir. Avrupa Birliği, ICC'nin bağımsızlığını desteklediğini her fırsatta vurguluyor. Öte yandan İsrail, ABD'nin bu adımını memnuniyetle karşılarken, Filistin yönetimi ve insan hakları örgütleri sert tepki gösteriyor. Human Rights Watch, ABD'nin ICC'ye yönelik baskılarının uluslararası hukukun çöküşüne yol açabileceği uyarısında bulundu. Bu gelişme, uluslararası toplumda hesap verebilirlik mekanizmalarının zayıflaması endişesini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ICC'yi tanımamakla birlikte, uluslararası hukuka bağlılık ilkesini sıkça vurgulamaktadır. ABD'nin ICC'yi izole etme çabaları, uluslararası ceza adaleti sistemine yönelik bir darbe olarak yorumlanabilir. Türkiye, özellikle Doğu Kudüs ve Batı Şeria'daki İsrail politikalarına yönelik eleştirileri nedeniyle, ICC'nin İsrailli yetkililer hakkındaki kararlarını prensipte destekler bir pozisyon almıştır. ABD'nin bu girişimi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destekle çelişebilir ve Ankara'yı Washington'la dış politika ekseninde yeni bir sınamayla karşı karşıya bırakabilir. Ayrıca, uluslararası yaptırım ve izolasyon politikalarının yaygınlaşması, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin de benzer baskılarla karşılaşabileceği endişesini güçlendirmektedir.