ABD, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn'ı 21 Temmuz'da Beyaz Saray'a resmi bir ziyaret için davet etti. Davet, Lübnan'ın kronik siyasi ve ekonomik krizle boğuştuğu bir dönemde geldi. Beyaz Saray Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, görüşmenin iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve Ortadoğu'da istikrarın sağlanmasına yönelik adımların ele alınacağı belirtildi. Davet, Lübnan'da devam eden hükümet kurma krizine ilişkin uluslararası baskıların arttığı bir döneme denk geldi. Ülkede 2022 seçimlerinden bu yana tam yetkili bir hükümet kurulamazken, ekonomik çöküş derinleşiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Lübnan, 2019'dan bu yana derin bir ekonomik ve siyasi kriz yaşıyor. Bankacılık sektörünün çöküşü, hiperenflasyon ve yaygın işsizlik nedeniyle halkın alım gücü ciddi şekilde azaldı. Beyrut limanındaki 2020 patlaması da ülkeyi sarsan bir diğer kriz oldu. Bu ortamda ABD, Lübnan'a ekonomik yardım sağlamakla birlikte, Hizbullah'ın nüfuzunun sınırlandırılması ve reform yapılması çağrısında bulunuyor. Başkan Avn'sa, Hizbullah'la ittifak halinde olan bir siyasi aktör olarak biliniyor. Davet, iki ülke arasındaki diplomatik temasların canlandırılması olarak yorumlanıyor.
Lübnan'da Başbakanlık görevine aday gösterilen Saad Hariri ile Avn arasındaki anlaşmazlık, hükümet kurma sürecini bloke ediyor. ABD ve Fransa gibi Batılı ülkeler, reform taahhütleri karşılığında Lübnan'a mali destek sunuyor. Avn'ın Washington ziyareti, bu bağlamda yeni bir yardım paketi veya reform takvimi için zemin hazırlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin Lübnan'a yönelik politikası, bölgesel dinamiklerden doğrudan etkileniyor. İsrail-Lübnan sınırındaki gerginlikler ve Hizbullah'ın artan askeri gücü, Washington'u endişelendiriyor. Öte yandan, İran'ın nükleer programıyla ilgili müzakerelerde Lübnan'ın denklemdeki yeri önemli. ABD, Lübnan'ın İran etkisinden uzaklaştırılmasını ve uluslararası toplumla uyumlu bir dış politika izlemesini arzuluyor. Fransa'nın arabuluculuk çabalarıyla birlikte, Avrupa ve Körfez ülkeleri de sürece dahil oluyor. Davet, bu jeopolitik satranç tahtasında bir hamle olarak değerlendirilebilir.
Lübnan'daki siyasi kriz, sadece iç değil aynı zamanda bölgesel bir mesele. Hizbullah'ın silahlı varlığı, ülkenin egemenliğini zayıflatırken, Suriye savaşının etkileri Lübnan'ın istikrarını tehdit ediyor. ABD'nin Avn'ı davet etmesi, Hizbullah'la doğrudan diyaloğa girmeden Lübnan siyasetine nüfuz etme çabası olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki siyasi istikrarsızlık, Türkiye'nin Ortadoğu politikası açısından önemli bir başlık. Türkiye, Lübnan'daki Sünni kesimle yakın ilişkilerini sürdürürken, Hizbullah'ın nüfuzuna karşı temkinli bir duruş sergiliyor. ABD-Lübnan temasları, bölgede dengeleri etkileyebilir. Türkiye'nin Lübnan'daki yatırımları ve ticaret hacmi sınırlı olmakla birlikte, özellikle Suriyeli mültecilerin Lübnan üzerinden Türkiye'ye geçiş riski ve insani krizin yayılması Ankara'yı yakından ilgilendiriyor. Davet, reform karşılığında yardım vaatleri içeriyorsa, Türkiye bu sürecin dışında kalmamak ve kendi çıkarlarını gözetmek için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırabilir. Ancak şu an için Türkiye'ye doğrudan bir etki söz konusu değil.