Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının yurt dışına yerleşme eğilimi giderek artıyor. Resmi verilere göre hâlihazırda 3,3 milyondan fazla Amerikalı ABD sınırları dışında yaşıyor. Independent gazetesinden Ariana Baio'nun haberine göre bu sayı, son on yılda istikrarlı bir yükseliş gösteriyor ve bu demografik grubun profili de değişiyor. ABD'den ayrılanlar artık sadece emekliler ya da iş insanları değil; genç profesyoneller, uzaktan çalışanlar ve hatta aileler de bu kervana katılıyor.
Göçün arkasındaki itici güçler
Pek çok Amerikalı için ülkeyi terk etme kararının ardında siyasi kutuplaşma, silah şiddeti korkusu ve yüksek sağlık giderleri yatıyor. Özellikle 2020 başkanlık seçimleri ve 6 Ocak Kongre baskını sonrası yaşanan toplumsal gerilim, bazı kişilerin ABD'de kendilerini güvende hissetmemesine neden oldu. Bir diğer önemli etken ise konut krizi ve yaşam maliyetlerindeki artış. New York, San Francisco gibi büyük şehirlerde ev fiyatlarının tavan yapması, orta sınıfı daha uygun fiyatlı ülkelere yönlendiriyor. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması da bu trendi hızlandırdı: Artık birçok Amerikalı, ABD maaşıyla Portekiz, Meksika veya Tayland gibi ülkelerde yaşayarak daha yüksek bir satın alma gücüne sahip olabiliyor.
Ancak bu göçün önünde bazı engeller de var. ABD, vatandaşlarının gelirlerini dünya genelinde vergilendiren ender ülkelerden biri. Yurt dışında yaşayan Amerikalılar, belirli bir eşiğin üzerindeki kazançları için IRS'e (ABD Gelir İdaresi) beyanname vermek zorunda. Buna rağmen, özellikle Avrupa ülkeleri ve Latin Amerika, daha iyi bir yaşam kalitesi arayan Amerikalılar için cazip destinasyonlar haline geldi. Portekiz'in D7 vizesi, Meksika'nın geçici ikamet programı gibi uygulamalar, bu akışı kolaylaştırıyor.
Küresel bir eğilim mi?
Amerikalıların yurt dışına göçü sadece bireysel bir tercih değil, aynı zamanda ABD'nin küresel imajı ve iç politikasıyla da ilgili. Pew Araştırma Merkezi'nin anketlerine göre, ABD'de demokrasiden memnuniyet oranı son yıllarda düşüş gösterdi. Özellikle genç nesiller, iklim değişikliği, sağlık sistemine erişim ve eğitim maliyetleri konusunda daha karamsar. Bu durum, yalnızca varlıklı değil, orta gelirli ailelerin de yurt dışını düşünmesine yol açıyor.
Öte yandan, bu eğilim ABD ekonomisi için beyin göçü riski taşıyor. Yüksek vasıflı iş gücünün ülkeden ayrılması, özellikle teknoloji ve sağlık sektörlerinde uzun vadede olumsuz etkiler yaratabilir. Ancak kısa vadede, Amerikalı göçmenler gittikleri ülkelere döviz girdisi sağlıyor ve yerel ekonomilere canlılık katıyor. Örneğin Portekiz’de Amerikalı nüfusun artışı, gayrimenkul fiyatlarını yükseltirken yerel halk için konut sorununu derinleştirebiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda Amerikalı emekliler ve dijital göçebeler için görece uygun maliyetli bir alternatif olarak öne çıktı. Ancak ABD’den Türkiye’ye yönelik kitlesel bir göç dalgasından söz etmek mümkün değil. Bununla birlikte, Türkiye’nin özellikle İstanbul, İzmir ve Antalya gibi şehirlerinde ABD vatandaşlarının mülk edinme ve ikamet başvurularında artış yaşandığı belirtiliyor. Bu durum, kentsel gayrimenkul fiyatlarında bölgesel baskı oluştururken, Türkiye’nin turizm ve hizmet sektörüne de katkı sağlıyor. ABD’deki siyasi ve ekonomik belirsizliklerin sürmesi halinde, Türkiye’nin düşük yaşam maliyeti ve stratejik konumu nedeniyle daha fazla Amerikalının ilgisini çekmesi olası görünüyor.