ABD Yüksek Mahkemesi'nin 2022'de Roe v. Wade kararını bozarak anayasal kürtaj hakkını ortadan kaldırmasının ardından, birçok eyalet hastaları ve sağlık çalışanlarını korumak amacıyla 'kalkan yasalar' olarak bilinen düzenlemeler hayata geçirdi. Bu yasalar, kürtaj yasağı olan eyaletlerde açılan davalara karşı eyalet sınırları içinde koruma sağlarken, eyaletler arası yasal çatışmaları da beraberinde getiriyor. İşte her eyaletteki kalkan yasalarının haritası ve bu düzenlemelerin küresel etkisi.
Kalkan Yasaları Nedir ve Neden Gündemde?
Kalkan yasaları, kürtaj hizmeti sunan sağlık kuruluşlarını ve hastaları, kürtajın yasaklandığı eyaletlerden gelebilecek yasal yaptırımlara karşı korumayı amaçlayan eyalet düzeyindeki düzenlemelerdir. Bu yasalar genellikle, kürtajın yasal olduğu eyaletlerde ikamet edenlerin başka bir eyalette kürtaj olmasını engelleyen dış müdahalelere karşı koruma sağlar. Ayrıca, bu yasalar, kürtaj yasağı olan eyaletlerden gelen hastaların tedavisini üstlenen doktorların ve kliniklerin lisanslarını koruma altına alır ve eyalet dışından gelen soruşturma ya da davalara iş birliği yapmayı reddeder.
2022'de Dobbs v. Jackson Women's Health Organization kararıyla Roe v. Wade'in iptal edilmesinin ardından, 13 eyalette kürtaj neredeyse tamamen yasaklandı veya ciddi kısıtlamalara tabi tutuldu. Buna karşılık, California, New York, Massachusetts, Illinois ve Colorado gibi eyaletler, kendi sınırları içinde kürtaj hakkını güvence altına almak ve diğer eyaletlerden gelen hastalara hizmet verebilmek için kalkan yasalarını genişletti. Bu yasalar, özellikle tele-sağlık yoluyla kürtaj hapı reçete eden doktorları hedef alan davalara karşı da koruma sağlıyor.
Ancak bu düzenlemeler, eyaletler arası yargı yetkisi konusunda yeni çatışmaları da beraberinde getiriyor. Örneğin, kürtajın yasak olduğu bir eyalet, kendi vatandaşlarına tele-sağlıkla hizmet veren başka bir eyaletteki doktoru dava edebilme yolunu arıyor. Bu durum, ABD Yüksek Mahkemesi'nin önüne taşınabilecek boyutta bir hukuki belirsizlik yaratıyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
ABD'deki bu 'kalkan yasaları' mücadelesi, yalnızca iç hukuk meselesi olmaktan çıkmış durumda. Kürtaj hakkı, uluslararası insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler gibi kurumlar tarafından da yakından takip ediliyor. ABD'deki bu gelişmeler, cinsel sağlık ve üreme hakları konusunda ilerici düzenlemelere sahip diğer ülkeler için emsal teşkil edebilir. Özellikle Polonya ve Macaristan gibi bazı Avrupa ülkelerinde kürtaj hakkına yönelik kısıtlamalar artarken, ABD'deki bu koruyucu yasalar, kürtaj hakkını savunanlar için bir ilham kaynağı olarak görülüyor.
Küresel sağlık kuruluşları da, kürtaj hizmetlerine erişimin kısıtlanmasının kadın sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekiyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), her yıl dünya genelinde yaklaşık 25 milyon güvenli olmayan kürtaj gerçekleştirildiğini ve bunun annelerin ölümüne yol açan önemli bir faktör olduğunu raporluyor. ABD'deki bu yasa mücadeleleri, gelişmiş ülkelerde bile üreme haklarının ne kadar kırılgan olabileceğini gözler önüne seriyor.
Uzmanlar, ABD'deki eyaletler arasındaki bu farklı yasal yaklaşımların, ülke genelinde eşitsiz bir sağlık hizmeti tablosu oluşturduğunu belirtiyor. Kalkan yasaları olan eyaletler, komşu yasakçı eyaletlerden büyük bir hasta akınına uğrarken, bu durum sağlık sistemleri üzerinde ek bir yük oluşturuyor. Örneğin, Illinois gibi eyaletler, çevresindeki yasakçı eyaletlerden gelen hastalar için ek klinikler açmak zorunda kalmış durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de kürtaj hakkı, 1983 tarihli Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'la düzenlenmiş olup, isteğe bağlı kürtaj belirli haftalara kadar yasal olarak serbesttir. Ancak son yıllarda bu hakka yönelik kısıtlamaların arttığına dair tartışmalar yaşanmaktadır. ABD'deki eyaletler arası bu yasal çatışmalar, Türkiye'deki üreme hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları için önemli bir referans noktası oluşturabilir. Kürtaj hakkının anayasal güvenceye kavuşturulması ve devletin kadın sağlığını koruyucu politikaları güçlendirmesinin önemi, bu örnekle birlikte daha net ortaya çıkmaktadır. Türkiye'nin, uluslararası insan hakları sözleşmelerine taraf olarak, kadınların sağlık hizmetlerine erişiminde eşitlik ilkesini gözetmesi beklenmektedir.