ABD'de en hızlı büyüyen dini grup aynı zamanda siyasi kampanyalar için ulaşılması en zor ve en maliyetli kitle haline geldi: "Nones" yani hiçbir dine bağlı olmayanlar. Pew Araştırma Merkezi'nin 2024 verilerine göre yetişkin Amerikalıların yaklaşık %30'u kendini dinsiz olarak tanımlıyor. Bu oran 2007'de %16 iken bugün neredeyse iki katına çıkmış durumda. Dinsizlerin büyük bir kısmı genç, liberal ve kentsel bölgelerde yaşıyor. Ancak aynı zamanda siyasi mesajlara karşı en duyarsız grup olarak öne çıkıyorlar. Geleneksel kilise tabanlı mobilizasyon, pazar ayinlerinde yapılan duyurular veya dini liderlerin desteği gibi yöntemler bu kitleye etki etmiyor.
Dinsiz seçmen: Hedeflenmesi zor, ikna edilmesi zor
"Nones" kategorisi ateistler, agnostikler ve "hiçbir şey" seçeneğini işaretleyenlerden oluşuyor. Bu grup siyasi olarak oldukça heterojen. Bir kısmı Demokratlara yakın dururken, önemli bir bölümü bağımsız veya apolitik. Kampanyalar için asıl zorluk, bu seçmenlerin geleneksel medya ve reklamlara daha az maruz kalması. Dijital platformlarda dağınık bir şekilde bulunuyorlar. Birçok kampanya, dinsiz seçmene ulaşmak için geleneksel yöntemlerin dışına çıkmak zorunda kalıyor. Örneğin podcast sponsorlukları, Reddit reklamları veya çevrimiçi topluluklarda hedefli mesajlaşma gibi yöntemler deneniyor. Ancak bu yöntemlerin maliyeti, bir kilise cemaatine ulaşmaktan çok daha yüksek.
Pew'in 2023 yılında yayımladığı bir başka araştırmaya göre dinsizlerin %42'si herhangi bir siyasi adayın kendilerine ulaştığını hatırlamıyor. Oysa dindar seçmenlerde bu oran %18'e kadar düşüyor. Bu durum, özellikle bağımsız adaylar ve üçüncü partiler için büyük bir engel teşkil ediyor. Dinsizlerin oy verme oranı da düşük: 2020 başkanlık seçimlerinde dinsizlerin yalnızca %55'i oy kullandı. Buna karşın evangelistlerde bu oran %72 idi.
Küresel bir trend: Laikleşme siyaseti nasıl dönüştürüyor?
ABD'deki bu eğilim küresel bir laikleşme trendinin parçası. Batı Avrupa'da dinsiz nüfus oranı çok daha yüksek: İsveç'te %70, Fransa'da %53, İngiltere'de %40. Ancak ABD, gelişmiş ülkeler arasında dinsizlik oranının en hızlı arttığı ülke konumunda. Bu durum, Amerikan siyasetinin geleneksel dini referanslarını sorgulatıyor. Artık adayların kilise ayinlerine katılma görüntüleri veya İncil'e atıf yapmaları eskisi kadar etkili olmayabilir. Özellikle genç seçmenler arasında dini çağrışımların geri teptiğini gösteren araştırmalar var. 2022 ara seçimlerinde yapılan bir ankette 18-29 yaş arası seçmenlerin %61'i bir adayın dindar olmasının kendileri için önemsiz olduğunu söyledi. Buna karşılık 65+ yaş grubunda bu oran %28'di.
Stratejistler, 2024 başkanlık seçimleri için dinsiz seçmeni kazanmanın anahtarının ekonomik vaatler ve iklim değişikliği gibi seküler konular olduğunu söylüyor. Ancak bu seçmen kitlesinin düşük katılımı, kampanya bütçelerini zorluyor. Uzmanlara göre bir dinsiz seçmeni sandığa götürmek, dindar bir seçmene göre 2-3 kat daha pahalı. Bu maliyet farkı, özellikle kısıtlı bütçelerle çalışan yerel adaylar için ciddi bir handikap.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki laikleşme eğilimi, Türk dış politikası açısından dolaylı da olsa önemli yansımalar taşıyor. ABD'de dinin siyasetteki ağırlığının azalması, örneğin İsrail-Filistin politikasında evangelist lobinin etkisini zayıflatabilir. Evangelistler geleneksel olarak İsrail yanlısı bir tutum sergilerken, dinsiz seçmenler Filistin meselesine daha eleştirel yaklaşıyor. Bu da uzun vadede ABD'nin Ortadoğu politikasında dengeleri değiştirebilir. Ayrıca, Türkiye'deki benzer laikleşme tartışmaları göz önüne alındığında, ABD örneği din-devlet ilişkilerinin evrimi hakkında karşılaştırmalı bir perspektif sunuyor. Ancak doğrudan bir etkiden söz etmek için henüz erken; bu daha çok izlenmesi gereken bir trend.