ABD Adalet Bakanlığı (DoJ) Sivil Haklar Birimi, 15 tıp fakültesine kabul süreçlerinde potansiyel ırk ayrımcılığı iddialarıyla ilgili soruşturma başlattı. Bu hamle, DoJ'un daha önce California Üniversitesi Los Angeles (UCLA) ve Yale Üniversitesi tıp fakültelerinde ırkın yasa dışı olarak kullanıldığına dair bulgularının ardından geldi. DoJ, fakültelerin başvuru sahiplerini değerlendirirken ırk, renk veya ulusal kökene dayalı ayrımcılık yapıp yapmadığını inceliyor. Soruşturma, ABD Yüksek Mahkemesi'nin Haziran 2023'te üniversite kabullerinde pozitif ayrımcılığı (affirmative action) kısıtlayan kararının ardından eğitim kurumlarında ırk temelli politikaların yeniden değerlendirilmesine neden oldu. Adalet Bakanı Pam Bondi, "Hiçbir öğrenci ten rengi nedeniyle kabul edilmemeli veya reddedilmemelidir," açıklamasında bulundu. Soruşturma kapsamında, fakültelerin kabul istatistikleri, değerlendirme kriterleri ve ırkı dikkate alan programları mercek altına alınacak.
Gelişmenin arka planı
ABD Yüksek Mahkemesi'nin 2023'te Harvard Üniversitesi ve Kuzey Carolina Üniversitesi'ne karşı açılan davalarda aldığı karar, üniversitelerin kabullerinde ırkı doğrudan bir faktör olarak kullanmasını yasakladı. Karar, eğitimde çeşitliliği artırmak için uygulanan pozitif ayrımcılık politikalarına büyük bir darbe vurdu. DoJ, bu kararın ardından tıp fakülteleri de dahil olmak üzere birçok eğitim kurumunu inceliyor. UCLA ve Yale'de yapılan ön incelemelerde, tıp fakültelerinin başvuru sahiplerini değerlendirirken ırkı belirleyici bir unsur olarak kullandığı tespit edildi. Bu bulgular, 15 yeni fakülteye yönelik soruşturmanın kapısını araladı. Soruşturma altındaki fakülteler arasında Georgetown Üniversitesi, Vanderbilt Üniversitesi ve Washington Üniversitesi gibi prestijli kurumların olduğu belirtiliyor. DoJ, bu fakültelerin kabul verilerini ve politika belgelerini talep ederek, ırk ayrımcılığına dair kanıt arayacak. Eğitim uzmanları, soruşturmanın tıp fakültelerindeki azınlık öğrenci sayısını daha da azaltabileceğinden endişe ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'deki bu soruşturma, küresel çapta eğitimde eşitlik ve çeşitlilik tartışmalarını etkileyebilir. Avrupa Birliği, Kanada ve Güney Afrika gibi ülkelerde de benzer pozitif ayrımcılık politikaları tartışılıyor. DoJ'un bu hamlesi, ABD'nin eğitim politikalarında "renk körü" (colorblind) bir yaklaşıma yöneldiğini gösteriyor. Özellikle sağlık sektöründe çeşitliliğin önemi vurgulanırken, tıp fakültelerinin azınlık öğrenci alımını artırmaya yönelik programları tehlikeye girebilir. Bu durum, toplumun farklı kesimlerine yeterli sağlık hizmeti sunma kapasitesini zayıflatabilir. Öte yandan, muhafazakâr çevreler, kabullerde liyakatın esas alınması gerektiğini savunuyor. Soruşturmanın sonucu, ABD'deki eğitim kurumlarının çeşitlilik stratejilerini yeniden şekillendirecek ve diğer ülkelere de örnek teşkil edebilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de tıp fakülteleri kabul süreçleri merkezi sınav sistemiyle belirlendiğinden, bu soruşturma doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel eğitim politikalarındaki dönüşümün bir parçası olarak değerlendirilebilir. ABD'nin pozitif ayrımcılık karşıtı tutumu, Türkiye'nin yurt dışında eğitim gören öğrencilerini ve akademik iş birliklerini etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'deki üniversitelerin uluslararası öğrenci kabulünde ırk veya etnik köken temelli uygulamaları varsa, bunlar da benzer eleştirilere maruz kalabilir. Bu gelişme, eğitimde fırsat eşitliği tartışmalarını küresel ölçekte yeniden gündeme getirirken, Türkiye'nin kendi yükseköğretim politikalarını gözden geçirmesi için bir fırsat sunabilir.