ABD Yüksek Mahkemesi yargıçları Elena Kagan ve Amy Coney Barrett, ülkenin en üst yargı organına yönelik tehditlerin rekor seviyelere ulaşmasının ardından Kongre'de ifade vermeye hazırlanıyor. Bu ziyaret, yargı bağımsızlığı ve güvenliği konusunda Washington'da artan endişelerin bir yansıması olarak görülüyor. Her iki yargıç da, 2022'deki eyalet mahkemesi kararlarının ardından başlayan protesto dalgasından bu yana kişisel güvenlik önlemlerini artırmıştı. Kagan ve Barrett'ın, Kongre üyelerine yönelik tehditlerin yanı sıra Yüksek Mahkeme'nin kendisine yönelik saldırılar hakkında bilgi vermesi bekleniyor.
Gelişmenin arka planı
Yüksek Mahkeme, son yıllarda özellikle kürtaj hakkı ve silah kontrolü gibi tartışmalı konularda aldığı kararlarla kamuoyunun hedefi haline geldi. 2022'de Roe v. Wade davasını bozan mahkeme, ülke genelinde büyük protestolara yol açmıştı. Bu kararın ardından yargıçlara yönelik tehditlerde yüzde 400 artış yaşandığı bildiriliyor. Adalet Bakanlığı, geçen yıl bir Teksaslı adamı, yargıç Brett Kavanaugh'a suikast planlamakla suçlamıştı. Kagan ve Barrett, ifadelerinde bu tür olayların yanı sıra mahkemenin güvenlik protokollerinin yetersizliğine de dikkat çekecek.
Kongre üyeleri, iki yargıcı dinlemenin yanı sıra, federal yargıçların korunması için yeni bir yasa tasarısını da görüşüyor. Tasarı, yargıç ailelerine yönelik tehditleri de kapsayacak şekilde genişletilmiş güvenlik önlemleri öngörüyor. Ancak bazı Cumhuriyetçi senatörler, bu önlemlerin ifade özgürlüğünü kısıtlayabileceğini savunuyor. Tartışmalar, Yüksek Mahkeme'nin siyasallaştığı yönündeki eleştirileri de yeniden alevlendirdi.
Bölgesel veya küresel boyut
ABD'de yargıya yönelik tehditler, sadece Amerikan demokrasisi için değil, küresel ölçekte hukukun üstünlüğü açısından da endişe verici bir tablo çiziyor. Yüksek Mahkeme, dünya genelinde bağımsız yargı sistemlerinin sembolü olarak görülürken, bu tür saldırılar diğer ülkelerdeki otoriter rejimlere de ilham verebilir. Özellikle Latin Amerika ve Asya'da yargı bağımsızlığına yönelik baskıların arttığı bir dönemde, ABD'deki gelişmeler uluslararası toplum tarafından yakından izleniyor.
Avrupa Birliği yetkilileri, ABD'deki yargı krizinin, küresel demokrasi endekslerine olumsuz yansıyacağını belirtiyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkeler, ABD'nin yargı sistemindeki bu zafiyetleri kendi propagandalarında kullanıyor. Bu durum, ABD'nin uluslararası alandaki yumuşak gücünü zedeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'ne yönelik tehditler, Türkiye açısından da önemli bir uyarı niteliğinde. Türkiye'de yargı bağımsızlığı konusunda uzun süredir devam eden tartışmalar göz önüne alındığında, ABD'deki bu gelişmeler, yargı güvenliğinin evrensel bir sorun olduğunu gösteriyor. Türk hükümeti, ABD'deki bu krizi kendi iç politikasında kullanabilirken, muhalefet ise yargı bağımsızlığının korunması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, ABD'deki yargı krizinin küresel yatırımcı güvenini sarsması, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalara yönelik risk algısını da etkileyebilir.