ABD Yüksek Mahkemesi, Perşembe günü verdiği kararla, Başkan Donald Trump yönetiminin, ABD topraklarına henüz girmemiş sığınmacıları güney sınırında geri çevirmesine izin verdi. Mahkeme, Trump yönetiminin itirazını değerlendirerek, daha önce alt mahkemeler tarafından durdurulan kuralın uygulanmasını onayladı. Karar, federal göçmenlik politikalarında önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor ve milyonlarca sığınmacıyı doğrudan etkileyecek nitelikte.
Mahkeme kararının ayrıntıları ve gerekçesi
Yüksek Mahkeme, 5'e karşı 4 oyla aldığı kararda, Trump yönetiminin, sığınma başvurularını yalnızca ABD sınır kapılarından yapanları kabul etme, sınır dışından başvuranları ise reddetme yönündeki politikasını geçici olarak yürürlükte bıraktı. Mahkeme, alt mahkemenin bu kuralı engelleyen kararını bozdu ve davanın esasının daha sonra görüşülmesine hükmetti. Kararın gerekçesinde, federal hükümetin göçmenlik politikalarını belirleme yetkisine vurgu yapıldığı belirtiliyor.
Söz konusu politika, ilk olarak Kasım 2018'de Trump yönetimi tarafından duyurulmuş ve sığınmacıların, ABD'ye girmeden önce geçtikleri ülkelerde iltica başvurusu yapmalarını şart koşmuştu. Uygulama, özellikle Orta Amerika ülkelerinden gelen göçmenleri hedef alıyor. Ancak insan hakları örgütleri, bu kuralın sığınma hakkını ciddi şekilde kısıtladığı ve uluslararası hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle dava açmıştı.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, sığınmacılar için yeni bir belirsizlik dönemi başlatırken, ABD'de göçmenlik politikaları üzerindeki tartışmaları da alevlendirdi. Demokrat Parti temsilcileri kararı sert bir dille eleştirirken, Cumhuriyetçiler sınır güvenliği açısından önemli bir adım olarak nitelendirdi. Eski Başkan Barack Obama döneminde atanan Yargıç Sonia Sotomayor, karşı oy yazısında, "Bu karar, binlerce masum insanın hayatını tehlikeye atacak ve hukukun üstünlüğünü zedeleyecektir" ifadelerini kullandı.
Küresel göç krizi ve ABD'nin sığınma politikalarının geleceği
ABD'nin güney sınırı, son yıllarda artan göç dalgasıyla karşı karşıya. Orta Amerika'daki şiddet, yoksulluk ve siyasi istikrarsızlık, milyonlarca insanı kuzeye, ABD'ye doğru yönlendiriyor. Trump yönetimi, sınır güvenliğini artırmak ve yasa dışı göçü engellemek için bir dizi sert önlem aldı. Bunlar arasında, sığınma başvurularının sınırlandırılması, ailelerin ayrılması ve Meksika ile anlaşarak sığınmacıların Meksika'da bekletilmesi gibi politikalar bulunuyor.
Yüksek Mahkeme'nin kararı, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda uluslararası göç politikalarını da etkileyecek. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kararın sığınmacıların korunmasına ilişkin uluslararası yükümlülüklerle uyumlu olmadığını belirtti. Öte yandan, Meksika ve diğer Orta Amerika ülkeleri, bu politikanın bölgedeki göç baskısını artıracağı endişesini taşıyor. Avrupa Birliği de benzer sığınma kısıtlamalarıyla karşı karşıya kalırken, bu kararın küresel ölçekte sığınma hakkının daraltılmasına yönelik bir emsal oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, Türkiye'nin göçmen politikaları açısından dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, Suriye başta olmak üzere bölgesel krizler nedeniyle dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yapıyor. ABD'nin sığınma politikalarını daraltması, uluslararası koruma mekanizmalarının zayıflamasına yol açabilir ve bu da Türkiye'nin üzerindeki göç yükünü artırabilir. Ayrıca, AB'nin de benzer politikalar benimsemesi halinde, Türkiye-AB arasındaki 2016 göç anlaşmasının geleceği yeniden tartışmaya açılabilir. Türkiye, insani yardım ve göç yönetimi konusundaki uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini savunurken, bu tür kararlar küresel sorumluluk paylaşımını zora sokuyor.