ABD Yüksek Mahkemesi, 5-4 oy çokluğuyla, seçim gününe kadar postaya verilmiş ancak daha sonra ulaşan oy pusulalarının sayılmasına izin veren bir karara imza attı. Karar, Cumhuriyetçi Parti'nin posta yoluyla oy kullanımını sınırlama yönündeki girişimini reddederken, Kaliforniya'nın mevcut posta oy sistemi üzerinde doğrudan bir etki yaratmadı. Mahkemenin bu tutumu, özellikle salgın döneminde artan posta oy kullanımının hukuki zeminini güçlendirmiş oldu.
Kararın ayrıntıları ve arka planı
Yüksek Mahkeme'nin bu kararı, Cumhuriyetçi Parti'nin, Pennsylvania eyaletinde seçim gününden sonra gelen posta oylarının sayılmasını engellemek için yaptığı başvuruya yanıt olarak geldi. Çoğunluk görüşünde, oy pusulalarının seçim gününe kadar postaya verilmiş olması koşuluyla, makul bir süre içinde ulaşması halinde sayılabileceği belirtildi. Bu, özellikle posta hizmetlerindeki gecikmelerin oy kullanma hakkını engellememesi gerektiği prensibine dayanıyor. Mahkemenin muhafazakar ve liberal kanat üyeleri arasında keskin bir ayrışma yaşandı; dört muhafazakar yargıç karşı oy kullandı.
Pennsylvania, kritik bir eyalet olarak seçim sonuçlarını belirlemede kilit rol oynuyor. 2020 başkanlık seçimlerinde de benzer bir tartışma yaşanmış ve Yüksek Mahkeme o dönemde de posta oylarının sayılmasına izin vermişti. Cumhuriyetçiler, posta oylarının hileye açık olduğunu iddia etse de, somut bir dolandırıcılık kanıtı sunamadı. Karar, seçim güvenliği ile oy kullanma hakkı arasındaki dengenin yeniden tesis edilmesi açısından önemli bir emsal teşkil ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'deki bu hukuki gelişme, dünyanın dört bir yanındaki demokratik süreçler için de bir referans niteliği taşıyor. Posta oyu uygulaması, özellikle pandemi sonrası dönemde birçok ülkede tartışma konusu olmuştu. ABD'nin bu konudaki yargısal tutumu, diğer ülkelerdeki benzer davalarda emsal olarak kullanılabilir. Ayrıca, Amerikan seçim sistemine duyulan güvenin korunması ve uluslararası alanda ABD'nin demokratik kurumlarının işlerliği açısından da kritik bir rol oynuyor. Karar, ABD'deki siyasi kutuplaşmanın yargıya yansımasını da gözler önüne sererken, seçim güvenliği ile oy hakkı arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, küresel demokrasi ve seçim güvenliği tartışmalarına ışık tutması bakımından önemlidir. Türkiye'de de zaman zaman seçim güvenliği ve oy sayım süreçlerine ilişkin tartışmalar yaşanmaktadır. Bu karar, posta oyu gibi alternatif oy kullanma yöntemlerinin hukuki çerçevesinin netleştirilmesi gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, yüksek yargı organlarının seçim süreçlerindeki rolü, Türkiye'deki benzer tartışmalar için de bir perspektif sunabilir. Kararın, uluslararası kamuoyunda ABD'nin demokratik mekanizmalarına duyulan güveni pekiştirmesi, Türkiye-ABD ilişkilerindeki kurumsal diyalog açısından da dolaylı bir önem taşımaktadır.