ABD Yüksek Mahkemesi, seçim gününden sonra ulaşan posta oylarının sayılmasına izin veren federal yasayı anayasaya uygun bularak onayladı. Mahkeme, Cumhuriyetçi Parti'nin eyalet düzeyindeki itirazını reddederken, oylama sürecinin genişletilmesinin seçmen katılımını artırdığına ve federal yasanın eyaletlerin seçim takvimini belirleme yetkisini ihlal etmediğine hükmetti. Karar, özellikle pandemi sonrası dönemde posta ile oy kullanma yönteminin yaygınlaştığı bir ortamda, seçim güvenliği tartışmalarına da ışık tuttu.
Yasanın arka planı ve Cumhuriyetçi itirazı
Söz konusu yasa, 2020 başkanlık seçimlerinin ardından Kongre tarafından kabul edilmiş ve posta ile gönderilen oyların, seçim günü pulu taşıması koşuluyla, belirli bir süre içinde (genellikle 3-7 gün) sayım komisyonlarına ulaşmasına izin vermişti. Cumhuriyetçi Parti, bu düzenlemenin seçim sonuçlarının açıklanmasını geciktirdiği ve eyaletlerin kendi seçim yasalarını belirleme hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmıştı. Ancak Yüksek Mahkeme, yasanın federal seçimlerde oy kullanma hakkını genişlettiğini ve Anayasa'nın Seçimler Maddesi'ne aykırı olmadığını belirtti. Mahkeme ayrıca, posta oylarının gecikmesinin seçim bütünlüğünü tehdit etmediğini, aksine daha fazla seçmenin oy kullanmasına olanak tanıdığını vurguladı.
Bu karar, özellikle 2024 başkanlık seçimlerine yaklaşılırken, posta oyu kullanımının yaygınlaşması açısından kritik önem taşıyor. Cumhuriyetçiler, posta oylarının hileye açık olduğunu iddia ederken, Demokratlar ise bu yöntemin seçmen katılımını artırdığını savunuyor. Mahkemenin kararı, iki parti arasındaki bu tartışmada geçici bir denge unsuru oluşturdu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararı, sadece ABD iç siyasetini değil, aynı zamanda diğer demokrasilerdeki seçim uygulamalarını da etkileyebilir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde posta oyu kullanımı yaygınken, bazı ülkelerde seçim günü sonrası oy kabulü sınırlıdır. Karar, uluslararası alanda seçim güvenliği ve katılımı arasındaki dengeye dair önemli bir emsal teşkil edebilir. Ayrıca, ABD'nin müttefikleri, bu kararı kendi seçim sistemlerini modernize etme sürecinde bir referans olarak kullanabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin seçim güvenliği ve posta oyu tartışmalarına doğrudan bir etki yapmasa da, demokratik süreçlerin uluslararası normları açısından önem taşıyor. Türkiye, kendi seçim sisteminde posta oyu uygulamasını henüz yaygınlaştırmamış olsa da, ABD'deki bu karar, gelecekte olası düzenlemeler için bir model olabilir. Ayrıca, ABD'deki seçim güvenliği tartışmaları, Türkiye'de de benzer kaygıların dile getirildiği bir dönemde, iki ülke arasındaki siyasi söylemlerde karşılaştırmalara yol açabilir. Ancak, kararın Türk dış politikasına doğrudan bir yansıması beklenmemektedir.