ABD Yüksek Mahkemesi, Fidel Castro hükümeti tarafından kamulaştırılan Küba liman tesislerini kullanan kruvaziyer şirketlerinin, bu mülklerin eski sahipleri tarafından açılan tazminat davalarında sorumlu tutulabileceğine karar verdi. Oybirliğiyle alınan karar, ABD vatandaşları ve şirketlerinin Küba'da 1959 devrimi sonrası el konulan mülkler için yıllardır sürdürdükleri hukuki mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu. Mahkeme, kruvaziyer şirketlerinin Castro yönetiminin el koyduğu limanları ticari olarak kullanmalarının, ABD'nin 1996 tarihli Helms-Burton Yasası kapsamında dava edilebileceğine hükmetti.
Gelişmenin arka planı
Karar, Küba'da devrim sonrası ABD vatandaşlarına ait yaklaşık 6 milyar dolar değerindeki mülke el konulmasıyla ilgili uzun süredir devam eden hukuki sürecin bir parçası. Helms-Burton Yasası'nın III. Başlığı, ABD vatandaşlarına Küba'da kamulaştırılan mülkleri kullanan kişi veya şirketlere dava açma hakkı tanıyor. Ancak 1996'dan bu yana her başkan bu maddenin uygulanmasını erteledi. Trump yönetimi döneminde kaldırılan erteleme, Biden yönetiminde yeniden yürürlüğe kondu. Dava, Norwegian Cruise Line Holdings'in Küba'daki limanları kullanması nedeniyle Havana Docks Corporation tarafından açılmıştı. Havana Docks, 1960 yılında Castro yönetimince kamulaştırılan liman işletmecisiydi.
Yüksek Mahkeme, alt mahkemenin kruvaziyer şirketlerinin sorumlu olmadığı yönündeki kararını bozdu. Mahkeme Başkanı John Roberts, yazılı görüşünde, Helms-Burton Yasası'nın açık bir şekilde bu tür davalara izin verdiğini belirtti. Karar, Küba'da el konulan mülkler için yüzlerce yeni davanın açılmasının önünü açabilir. Küba hükümeti ise kararı "egemenlik ihlali" olarak nitelendirirken, ABD Dışişleri Bakanlığı kararın uygulanmasının uluslararası hukuk açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Kararın, ABD'nin Küba'ya yönelik ekonomik yaptırımlarını daha da sıkılaştırması bekleniyor. Helms-Burton Yasası'nın bu maddesi, ABD'nin Küba ile ticaret yapan üçüncü ülke şirketlerine karşı da kullanılabiliyor. Bu nedenle Avrupa Birliği, Meksika ve Kanada gibi ülkeler, yasanın ABD dışındaki şirketleri hedef almasına uzun süredir karşı çıkıyor. AB, konuyu Dünya Ticaret Örgütü'ne taşımış ve misilleme yasaları çıkarmıştı. Kararın, ABD ile Avrupalı müttefikleri arasında yeni bir ticari gerilime yol açabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Küba'da son yıllarda yaşanan ekonomik kriz ve turizm sektörünün pandemi sonrası toparlanma çabaları, bu kararla sekteye uğrayabilir. Kruvaziyer şirketlerinin Küba seferlerini azaltması veya tamamen durdurması, ada ekonomisine darbe vuracak. Norwegian Cruise Line, karar sonrası yaptığı açıklamada, mahkemenin verdiği hukuki çerçeveye uygun hareket edeceklerini ancak kararın seyahat sektörü üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Küba ile son yıllarda ticari ve diplomatik ilişkilerini geliştirme çabası içinde. Ancak ABD'nin Helms-Burton Yasası'nı uygulama konusundaki bu kararlılığı, Türk şirketlerinin Küba'daki yatırımlarını etkileyebilir. Özellikle turizm ve lojistik sektöründe faaliyet gösteren Türk firmalarının, kamulaştırma riski taşıyan mülkleri kullanmaktan kaçınması gerekebilir. Ayrıca, ABD'nin yaptırım politikalarındaki bu katılaşma, Türkiye'nin Latin Amerika'da alternatif ortaklıklar kurma stratejisini sınırlayabilir. Ankara'nın, benzer yaptırım risklerine karşı hukuki ve diplomatik önlemleri şimdiden değerlendirmesi önem taşıyor.