ABD Yüksek Mahkemesi, iklim değişikliği nedeniyle zarar gördüklerini iddia eden eyalet ve yerel yönetimlerin fosil yakıt şirketlerine karşı açtığı davaların önünü kesmeye yönelik başvuruyu görüşmeye başladı. Söz konusu davalar, tütün ve opioid üreticilerine karşı kazanılan emsal niteliğindeki davalar örnek alınarak açılan yaklaşık 40 benzer dava arasında yer alıyor. Yüksek Mahkeme'nin vereceği karar, iklim sorumluluğuna ilişkin çok sayıda davanın kaderini belirleyebilir.
Davanın Arka Planı
Dava, çoğunlukla kıyı eyaletleri ve belediyelerin, fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliğine yol açtığı ve bunun sonucunda sel, deniz seviyesi yükselmesi, orman yangınları gibi zararlara neden olduğu iddiasıyla açtığı davalara dayanıyor. Bu davalar, 1990'lı yıllarda tütün şirketlerine karşı yürütülen ve milyarlarca dolarlık tazminatla sonuçlanan davalar ile opioid krizi sırasında ilaç dağıtıcılarına açılan davaları model alıyor. İklim davalarında davacılar, fosil yakıt şirketlerinin iklim değişikliğinin zararlarından sorumlu olduklarını ve altyapı hasarlarının maliyetini karşılamaları gerektiğini savunuyor.
Fosil yakıt şirketleri ise iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu, sorumluluğun tek başına kendilerine yüklenemeyeceğini ve bu tür davaların eyalet mahkemelerinde değil federal mahkemelerde görülmesi gerektiğini öne sürüyor. Şirketler, federal yasaların iklim konusunda düzenleme yetkisini federal hükümete verdiğini, dolayısıyla eyalet mahkemelerinin bu davalara bakamayacağını iddia ediyor. Bu argüman, davanın Yüksek Mahkeme'ye taşınmasının temel nedenini oluşturuyor.
Yüksek Mahkeme'nin muhafazakâr çoğunluğu, son yıllarda federal düzenleyici kurumların yetkilerini sınırlayan kararlara imza attı. Özellikle 2022'de West Virginia v. EPA davasında, Çevre Koruma Ajansı'nın (EPA) sera gazı emisyonlarını düzenleme yetkisini sınırlayan karar, iklim davalarını etkileyebilecek nitelikte. Bu kez mahkeme, eyalet mahkemelerinin iklim davalarına bakıp bakamayacağını değerlendirecek. Eğer Yüksek Mahkeme, davaların federal mahkemelere taşınması gerektiğine hükmederse, davacıların çoğu federal mahkemelerde daha zorlu bir mücadeleyle karşılaşabilir; zira federal mahkemelerde iklim değişikliği zararlarının tazmini için eyalet hukukuna dayanmak daha karmaşık bir hal alıyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD'deki bu dava, küresel iklim hukuku açısından da önemli bir emsal teşkil edebilir. Dünya genelinde iklim davaları artış gösteriyor; Avrupa'da Hollanda, Almanya, Fransa gibi ülkelerde hükümetlere ve şirketlere karşı açılan davalar bulunuyor. ABD Yüksek Mahkemesi'nin vereceği karar, diğer ülkelerdeki mahkemeler için de yol gösterici olabilir. Öte yandan, fosil yakıt şirketlerinin küresel ölçekte iklim sorumluluğundan muaf tutulması, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir engel olarak görülüyor. Karar, özellikle petrol ve doğalgaz devlerinin gelecekteki yasal risklerini de belirleyecek.
Dava, aynı zamanda ABD'de iklim politikalarının yargı yoluyla şekillendirilmesi çabalarının bir parçası. Kongre'nin iklim yasalarında yaşanan tıkanıklık nedeniyle davacılar, yargı yolunu kullanarak şirketleri sorumlu tutmaya çalışıyor. Ancak Yüksek Mahkeme'nin mevcut yapısı, bu çabaların önünü kesebilir. Kararın, 2024 başkanlık seçimleri öncesinde iklim politikalarını da etkilemesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin iklim davalarına ilişkin kararı, doğrudan Türkiye'yi bağlamasa da küresel iklim hukuku ve fosil yakıt şirketlerinin sorumluluğu açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Paris Anlaşması'na taraf ve iklim değişikliğiyle mücadelede adımlar atıyor; ancak fosil yakıt bağımlılığı yüksek. ABD'de şirketlerin sorumluluktan muaf tutulması, küresel iklim mücadelesini zayıflatabilir ve Türkiye gibi ülkelerin yeşil dönüşüm çabalarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türk şirketleri de benzer davalarla karşılaşabilir; bu karar, uluslararası yatırım ve ticaret dengelerini etkileyebilir.