ABD Yüksek Mahkemesi, tarihinde ilk kez kararlarının çoğunu gerekçesiz ve gizli oylamalarla alarak endişe verici bir dönüm noktasına ulaştı. Bağımsız gazetecilik kuruluşu ProPublica’nın kapsamlı soruşturmasına göre, Mahkeme’nin 2023-2024 döneminde verdiği kararların yüzde 60’ından fazlası, "gölge dava listesi" olarak adlandırılan ve kamuoyunun bilgisi dışında kalan bir süreçle sonuçlandırıldı. Bu kararlar, genellikle tek cümlelik onaylardan oluşuyor ve hukuki gerekçe içermiyor. Uzmanlar, bu eğilimin yargının şeffaflığına ve hesap verebilirliğine ciddi bir darbe vurduğu konusunda uyarıyor. Mahkeme Başyargıcı John Roberts’ın liderliğindeki muhafazakâr çoğunluk, özellikle kürtaj, silah hakları ve idam cezası gibi tartışmalı konularda bu yöntemi sıkça kullanıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Gölge Dava Listesi Nasıl İşliyor?
ABD Yüksek Mahkemesi, anayasal olarak temyiz başvurularının yalnızca küçük bir kısmını kabul etmekle yükümlü. Ancak geleneksel olarak, kabul edilen davalarda sözlü argümanlar dinlenir, kapsamlı hukuki mütalaalar yazılır ve kararlar kamuoyuyla paylaşılırdı. Son yıllarda Mahkeme, "gölge dava listesi" adı verilen bir uygulamayla, acil başvuruları veya alt mahkeme kararlarının temyiz incelemesini gizli oylamayla karara bağlıyor. Bu kararlar genellikle herhangi bir gerekçe sunulmadan yayımlanıyor. ProPublica’nın analizine göre, 2017’den bu yana bu tür kararların sayısı yüzde 300 arttı. Mahkeme, bu uygulamayı "acil durumlarda hızlı karar alma gerekliliğiyle" savunuyor. Ancak eleştirmenler, bu durumun yargı sürecini siyasallaştırdığını ve Mahkeme’nin yürütme organına karşı bağımsızlığını zayıflattığını ileri sürüyor. Özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde atanan üç muhafazakâr yargıcın katılımıyla, Mahkeme’nin ideolojik dengesi bozuldu ve kararların çoğu 6-3’lük muhafazakâr çoğunlukla alınmaya başlandı.
Mahkeme’nin bu yöntemi kullandığı en çarpıcı örneklerden biri, 2021’de Teksas’ın kürtaj yasağına ilişkin kararıydı. Mahkeme, yasayı bloke etme talebini reddederken herhangi bir gerekçe sunmadı. Aynı şekilde, 2022’de New York’un silah taşıma kısıtlamalarını iptal eden karar da gölge listeden çıktı. Bu durum, hukukçular arasında Mahkeme’nin "süper yasama organı" na dönüştüğü endişesini artırıyor. Demokrat senatörler, Mahkeme’nin bu uygulamayı durdurması için yasa teklifi hazırladı ancak Cumhuriyetçi çoğunluk nedeniyle yasalaşması zor görünüyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut: Yargı Bağımsızlığı ve Demokrasi Üzerindeki Etkileri
ABD Yüksek Mahkemesi’ndeki bu dönüşüm, yalnızca Amerikan hukuk sistemi için değil, küresel ölçekte yargı bağımsızlığı ve demokrasi normları açısından da önemli sinyaller taşıyor. Mahkeme’nin kararlarının şeffaf olmaması, uluslararası toplumda ABD’nin hukukun üstünlüğü konusundaki itibarını zedeliyor. Özellikle otoriter rejimlerin yargıyı araçsallaştırdığı bir dönemde, ABD gibi bir demokrasinin yüksek mahkemesinin bu yola başvurması, diğer ülkeler için de kötü bir örnek teşkil ediyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, daha önce yargı bağımsızlığı konusunda ABD’yi eleştirmemiş olsa da, bu gelişme uluslararası hukuk çevrelerinde endişeyle karşılanıyor. Öte yandan, Mahkeme’nin bu uygulaması, küresel yatırımcılar ve uluslararası şirketler için de belirsizlik yaratıyor. Özellikle ticaret hukuku ve fikri mülkiyet gibi alanlarda alınan gizli kararlar, ABD’de iş yapan yabancı şirketlerin hukuki öngörülebilirliğini azaltıyor. Uzmanlar, bu durumun uzun vadede ABD’nin küresel hukuk merkezi olma konumunu zayıflatabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi’ndeki bu gelişme, Türkiye için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel yargı bağımsızlığı tartışmalarına ışık tutması açısından önemlidir. Türkiye’de de yargı bağımsızlığı ve mahkeme kararlarının şeffaflığı uzun süredir tartışma konusu. ABD gibi köklü bir demokraside bile yargının siyasallaşması, Türkiye’deki benzer endişeleri haklı çıkarabilecek bir örnek olarak görülmemelidir. Ancak bu gelişme, uluslararası toplumun yargı bağımsızlığına verdiği önemi ve bu alandaki standartların evrensel olduğunu hatırlatmaktadır. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yargı reformu önemli bir başlık olmaya devam ederken, ABD’deki bu tablo, yargısal şeffaflık konusunda daha güçlü adımlar atılması gerektiğine işaret etmektedir. Bölgesel olarak ise, Orta Doğu’da yargının bağımsızlığına yönelik baskıların arttığı bir dönemde, ABD’nin bu tutumu, bölge ülkeleri için olumsuz bir model oluşturabilir.