ABD'de federal bir sözleşmenin sona ermesi, ülke genelinde 24 binden fazla refakatsiz göçmen çocuğun hukuki temsil hakkını kaybetmesine yol açabilir. Sözleşme, kâr amacı gütmeyen kuruluşlara göçmen çocuklara ücretsiz yasal yardım sağlamaları için ödeme yapılmasını öngörüyordu. Bu kapsamda 90 kuruluşun doğrudan etkileneceği belirtiliyor.
Gelişmenin Arka Planı
Söz konusu federal sözleşme, ABD Adalet Bakanlığı'na bağlı Mülteci Yerleştirme Ofisi (ORR) tarafından finanse ediliyordu ve ülke genelindeki kâr amacı gütmeyen kuruluşların, refakatsiz göçmen çocuklara göçmenlik mahkemelerinde yasal temsil sağlamasını destekliyordu. Bu program, özellikle sığınma başvurusu yapan çocuklar için kritik öneme sahipti. Çocukların çoğu Orta Amerika ülkelerinden geliyor ve şiddet, yoksulluk veya aile birleşimi gibi nedenlerle ABD'ye ulaşmaya çalışıyor.
Programın sona ermesi, bu çocukların mahkemelerde kendi başlarına savunma yapmak zorunda kalacakları anlamına geliyor. Göçmenlik hukuku uzmanları, refakatsiz çocukların hukuki temsil olmadan sığınma taleplerinde başarılı olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu vurguluyor. Yapılan araştırmalar, avukat desteği olan çocukların mahkemede kazanma oranının, avukatı olmayanlara kıyasla önemli ölçüde yüksek olduğunu gösteriyor.
Sözleşmenin iptali, Başkan Donald Trump yönetiminin göçmenlik politikaları kapsamında yapılan bütçe kesintilerinin bir parçası olarak görülüyor. Yönetim, federal kaynakların daha etkin kullanılması gerektiğini savunurken, göçmen hakları savunucuları bu adımın çocukları korumasız bırakacağını ve insani bir krize yol açacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, yalnızca ABD'nin göçmenlik politikalarını değil, aynı zamanda Latin Amerika'dan ABD'ye yönelik göç dalgalarını da etkileyebilecek nitelikte. Orta Amerika ülkelerindeki şiddet ve ekonomik istikrarsızlık, binlerce çocuğun tek başına göç etmesine neden oluyor. Bu çocukların ABD'de yasal korumadan yoksun kalması, bölgede insan kaçakçılığı ve sınır güvenliği gibi sorunları daha da derinleştirebilir.
Meksika ve diğer Latin Amerika ülkeleri, ABD'nin göçmenlik politikalarındaki bu tür değişiklikleri yakından izliyor. Bölge ülkeleri, ABD'nin göçmen çocuklara yönelik tutumunun, kendi göç politikalarına da yansıyabileceği endişesini taşıyor. Ayrıca, uluslararası insan hakları örgütleri, çocukların adalete erişim hakkının ihlal edildiğini savunarak ABD'yi eleştirebilir.
Küresel ölçekte, bu karar, mülteci krizlerine yönelik uluslararası dayanışmanın zayıfladığı yönünde bir sinyal olarak algılanabilir. Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü ve diğer kuruluşlar, çocukların korunmasının evrensel bir sorumluluk olduğunu hatırlatarak ABD'ye çağrıda bulunabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç politikaları açısından dolaylı bir öneme sahiptir. Türkiye, son yıllarda Suriyeli mülteciler başta olmak üzere büyük bir göç dalgasıyla başa çıkmakta ve bu süreçte çocukların korunmasına yönelik politikalar geliştirmektedir. ABD'deki bu tür uygulamalar, uluslararası hukukta çocuk haklarının korunmasına ilişkin standartların aşındırılması riskini taşıdığından, Türkiye'nin kendi göç politikalarında bu tür olumsuz örneklerden kaçınması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, küresel göç yönetimi konusunda işbirliği yapan ülkeler olarak Türkiye ve ABD arasındaki diyaloğun bu boyutları da göz önünde bulundurması önemlidir.