ABD Yüksek Mahkemesi, Perşembe günü Alman ilaç ve kimya devi Bayer lehine verdiği kritik bir kararla, şirketin Roundup markalı ot ilacının yeterli uyarı etiketleri taşımadığı gerekçesiyle kansere yol açtığı iddiasıyla açılan binlerce tazminat davasının önünü kesti. Yüksek Mahkeme'nin 7-2 oyla aldığı bu karar, Bayer'in Monsanto'yu satın almasının ardından karşı karşıya kaldığı hukuki fırtınada şirkete önemli bir soluk aldırırken, Başkan Donald Trump'ın yönetimine de diplomatik bir zafer kazandırdı. Ancak karar, çevre ve tüketici hakları örgütlerinden tepki çekti.
Gelişmenin Arka Planı
Bayer, 2018 yılında 63 milyar dolar karşılığında ABD'li tohum ve ilaç devi Monsanto'yu satın almıştı. Ancak bu satın alma, şirketi beklenmedik bir hukuk savaşının içine soktu. Monsanto'nun en çok satan ürünü olan Roundup'ın aktif maddesi glifosatın, Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) tarafından 2015 yılında 'muhtemelen kanserojen' olarak sınıflandırılmasının ardından, ABD'de binlerce kullanıcı kansere yakalandıkları gerekçesiyle Bayer'e dava açtı. Davacılar, Roundup'ın üzerinde yeterli uyarı etiketi bulunmadığını ve şirketin ürünün risklerini gizlediğini iddia ediyordu.
Bayer, daha önce bazı eyalet mahkemelerinde aleyhine sonuçlanan davalarda milyarlarca dolar tazminat ödemeye mahkum edilmişti. Örneğin, 2020 yılında Kaliforniya'da bir çifte 2 milyar dolar tazminat ödenmesine karar verilmiş, ancak bu miktar sonradan indirilmişti. Bayer, federal yasaların eyalet yasalarına üstün olduğunu savunarak, Roundup'ın ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) tarafından onaylandığı için uyarı etiketi zorunluluğunun eyalet yasalarına tabi olmaması gerektiğini ileri sürüyordu.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yüksek Mahkeme'nin kararı, yalnızca Bayer için değil, aynı zamanda Trump yönetimi için de önemli bir siyasi zafer. Zira Trump yönetimi, EPA'nın Roundup'ı güvenli bulduğu yönündeki değerlendirmesinin eyalet mahkemelerinde dikkate alınması gerektiğini savunuyordu. Karar, Bayer'in hisselerinde yüzde 4'lük bir artışa yol açarken, şirketin karşı karşıya olduğu yaklaşık 30 bin davanın çoğunun düşmesine kapı araladı. Ancak bazı davalar eyalet mahkemelerinde devam edebilecek. ABD'de tüketici hakları avukatları, kararın büyük şirketler lehine dengesizliği artırdığını savunuyor. Avrupa'da da glifosatın kullanımı tartışmalı; Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler kullanımını kısıtlarken, AB'nin glifosat ruhsatını yenileme kararı bekleniyor. Bu karar, ABD'deki hukuki sürecin küresel regülasyonları etkileyebileceği endişelerini de beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de glifosat içeren tarım ilaçlarının kullanımı yaygın olmakla birlikte, konu kamuoyunda yeterince tartışılmamaktadır. ABD Yüksek Mahkemesi'nin kararı, Türkiye'deki tarım politikaları ve gıda güvenliği açısından dolaylı da olsa önem taşımaktadır. Türkiye, tarım ilaçları konusunda AB standartlarını referans almakta olup, AB'nin glifosat konusundaki olası düzenleyici adımları Türkiye'yi de etkileyebilir. Ayrıca, Bayer'in Türkiye'deki faaliyetleri ve Monsanto'nun tohum satışları, yerel tarım sektöründe genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) tartışmalarını yeniden alevlendirebilir. Karar, küresel gıda şirketlerinin hukuki sorumluluklarının sınırlarını belirlemesi açısından da emsal teşkil edebilir.