ABD Yüksek Mahkemesi, Alabama eyaletinde Cumhuriyetçi Parti tarafından çizilen ve eyalet temsilciler meclisi seçim bölgelerini belirleyen yeni haritanın kullanılmasına onay verdi. Mahkemenin 5-4 oyla aldığı karar, federal bir mahkemenin haritanın Afro-Amerikan seçmenlerin etkisini adaletsiz şekilde azalttığı gerekçesiyle verdiği ihtiyati tedbir kararını kaldırdı. Yüksek Mahkeme çoğunluğu, eyaletlerin seçimlere son dakika değişiklikleri yapma konusunda kendi çıkarlarına en uygun kararı vermekte özgür olduğunu belirtti.
Arka Plan: Alabama’nın Tartışmalı Seçim Haritası
Alabama, her on yılda bir yapılan nüfus sayımının ardından seçim bölgelerini yeniden düzenliyor. 2020 nüfus sayımına göre eyalet nüfusunun yaklaşık %27'sini Afro-Amerikanlar oluşturmasına rağmen, Cumhuriyetçi Parti'nin çizdiği haritada 7 kongre bölgesinden yalnızca birinde Afro-Amerikan çoğunluk bulunuyor. Sivil haklar örgütleri ve Demokratlar, bu durumun 1965 tarihli Oy Hakkı Yasası'nı ihlal ettiğini savundu. Alt mahkeme, haritanın Afro-Amerikan seçmenlerin oy gücünü sulandırdığına hükmederek yeni bir harita çizilmesini emretmişti. Ancak Yüksek Mahkeme, seçimlere kısa süre kala yapılacak bir değişikliğin kafa karışıklığına yol açacağı gerekçesiyle eyaletin temyiz başvurusunu kabul etti ve alt mahkemenin kararını durdurdu.
Mahkemenin muhafazakâr kanadı, kararında “eyaletlerin seçimlerin yönetiminde geniş takdir yetkisine sahip olduğunu” vurguladı. Başyargıç John Roberts ve Yargıç Brett Kavanaugh’un çoğunluk görüşüne katılması dikkat çekti. Liberal kanat ise kararın Oy Hakkı Yasası'nın ruhuna aykırı olduğunu savundu. Yargıç Elena Kagan, muhalefet şerhinde “bu karar, azınlık seçmenlerin korunmasına yönelik onlarca yıllık ilerlemeyi geriye götürüyor” ifadesini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Seçim Adaleti ve Demokrasi Tartışmaları
Alabama kararı, ABD genelinde seçim bölgesi düzenlemeleri (gerrymandering) konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi. Cumhuriyetçi Parti'nin kontrolündeki birçok eyalet, benzer şekilde parti çıkarlarına göre seçim haritaları çizmekle suçlanıyor. Demokratlar, bu uygulamanın seçimlerin adil ve temsili olmasını engellediğini belirtiyor. Uzmanlar, Yüksek Mahkeme'nin bu kararının, özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde diğer eyaletlerdeki benzer davalar için emsal teşkil edebileceği uyarısında bulunuyor. Küresel ölçekte ise bu karar, ABD'nin demokratik kurumlarına duyulan güveni zedeleyebilir. ABD, uzun süredir dünyada seçim adaleti konusunda bir model olarak görülüyordu. Ancak son yıllarda seçim güvenliği ve oy kullanma haklarına yönelik kısıtlamalar, ülkenin demokrasi karnesine gölge düşürüyor. Avrupa Birliği ve diğer uluslararası kuruluşlar, ABD'deki seçim uygulamalarını yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, ABD’deki iç siyasi dinamiklerin Türkiye’yi doğrudan etkilememekle birlikte, küresel demokrasi algısı açısından önem taşıyor. ABD’nin seçim adaleti konusundaki tartışmaları, otoriter rejimler tarafından sıkça kullanılan “çifte standart” söylemini güçlendirebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde demokrasi ve insan hakları konularında sık sık eleştirilere maruz kalıyor. ABD’nin kendi içinde benzer sorunlar yaşaması, Ankara’nın bu eleştirilere karşı elini güçlendirebilir. Ayrıca, seçim haritası kararı, ABD’deki siyasi kutuplaşmanın derinleştiğini gösteriyor. Bu durum, Türkiye-ABD ilişkilerinde istikrarı olumsuz etkileyebilecek iç siyasi belirsizliklerin habercisi olabilir. Öte yandan, kararın Türkiye’nin iç siyasetine doğrudan bir yansıması beklenmiyor.