ABD Yüksek Mahkemesi, Başkan Donald Trump'ın göçmen karşıtı politikalarına büyük bir zafer kazandırarak, sığınmacılar ve insani koruma programlarına yönelik iki önemli karara imza attı. Mahkeme, bir yandan sığınma başvurularında 'güvenli üçüncü ülke' kuralını onaylarken, diğer yandan Haitili ve Suriyeli göçmenlere yönelik geçici koruma statüsünün (TPS) iptalini hukuka uygun buldu. Bu kararlar, yüz binlerce göçmenin sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olabilir.
Kararların ayrıntıları ve etkileri
Yüksek Mahkeme, ilk kararında sığınma başvurularında 'güvenli üçüncü ülke' kuralını geçerli saydı. Bu kurala göre, ABD'ye sığınma başvurusunda bulunan kişilerin, yolculukları sırasında geçtikleri ve sığınma talep edebilecekleri güvenli bir ülke varsa, bu kişilerin ABD'de sığınma başvurusu yapmaları engelleniyor. Trump yönetimi, bu kuralı Orta Amerika'dan ABD sınırına gelen göçmenleri caydırmak için kullanıyor. Karar, Meksika, Guatemala ve El Salvador gibi ülkelerden gelen sığınmacıları doğrudan etkiliyor.
İkinci kararda ise Mahkeme, Haiti ve Suriye'den gelen göçmenlere yönelik geçici koruma statüsünün (TPS) iptalini onayladı. TPS, doğal afet veya silahlı çatışma nedeniyle ülkelerine dönemeyen yabancı uyruklulara verilen bir statü. Trump yönetimi, 2017 ve 2019 yıllarında Haiti, Sudan, Nikaragua ve El Salvador dahil birçok ülke için TPS statüsünü sonlandırmıştı. Bu karar, yaklaşık 300 bin kişinin sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açıyor.
İnsan hakları örgütleri ve göçmen savunucuları kararları sert bir dille eleştirdi. American Civil Liberties Union (ACLU) avukatları, kararların 'insanlık dışı' ve 'hukuki temelden yoksun' olduğunu belirterek, bu kararların binlerce aileyi parçalayabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan, Trump yönetimi kararları memnuniyetle karşıladı. Beyaz Saray sözcüsü, 'Başkan Trump'ın sınır güvenliği ve yasaların üstünlüğü konusundaki kararlılığının bir kez daha teyit edildiğini' söyledi.
Küresel ve bölgesel boyut
Bu kararlar, sadece ABD içinde değil, uluslararası alanda da geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), kararların 'uluslararası mülteci hukukuna aykırı' olduğunu belirterek, ABD'yi bu kararları yeniden gözden geçirmeye çağırdı. Avrupa Birliği ise, 'insani korumanın daraltılmasının küresel bir trend haline gelmesinden endişe duyduğunu' açıkladı. Özellikle Orta Amerika ülkeleri, ABD'nin bu politikalarının bölgedeki göç dalgalarını artırabileceğini belirtiyor. Meksika ve Guatemala gibi ülkeler, zaten artan göç baskısıyla başa çıkmakta zorlanıyor. Uzmanlar, bu kararların ABD-Meksika sınırında insani krizi derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu kararları, Türkiye'yi doğrudan ilgilendirmese de, küresel göç politikaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor. Türkiye, yaklaşık 4 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yaparken, ABD'nin Suriyelilerin TPS statüsünü iptal etmesi, bu kişilerin ABD'de kalma şansını ortadan kaldırıyor. Bu durum, Türkiye'nin Suriyeli mülteciler konusunda uluslararası yük paylaşımı çağrılarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Ayrıca, ABD'nin sığınma politikalarındaki sertleşme, Avrupa Birliği'nin de benzer politikalar benimsemesine yol açabilir. Bu da Türkiye'nin AB ile yaptığı göç anlaşması kapsamında daha fazla sorumluluk üstlenmesi anlamına gelebilir. Türk dış politikası, insani yardım ve göç yönetimi konularında uluslararası iş birliğini güçlendirmenin yollarını aramalıdır.