ABD'de tüketici fiyatları Mayıs ayında yıllık bazda yüzde 4,2 artarak son üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Dow Jones anketine katılan ekonomistlerin beklentisi de bu yöndeydi. Aylık bazda ise fiyatlar yüzde 0,6 oranında yükseldi. Enflasyonun bu denli yüksek seyretmesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) para politikasında sıkılaşmaya gitme ihtimalini güçlendiriyor.
Gelişmenin arka planı
Çekirdek enflasyon (enerji ve gıda hariç) Mayıs'ta yıllık yüzde 3,8 artış kaydetti. Bu oran Nisan ayında yüzde 3,6 seviyesindeydi. Özellikle kullanılmış araba fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun beklenenden yüksek gelmesinde etkili oldu. Enerji fiyatları yıllık bazda yüzde 28,5, gıda fiyatları ise yüzde 2,2 arttı. Konut maliyetleri de yıllık yüzde 2,2 artış gösterdi.
Enflasyonun bu seviyelere yükselmesinde, geçen yılın aynı döneminde yaşanan düşük baz etkisi ve aşılamanın hızlanmasıyla yeniden canlanan talep etkili oldu. Tedarik zincirindeki aksamalar ve emtia fiyatlarındaki artış da fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD enflasyon verilerinin yüksek gelmesi, küresel piyasalarda dalgalanmaya neden oldu. Fed'in daha erken faiz artırımına gideceği endişesiyle dolar güçlenirken, gelişmekte olan ülke para birimleri değer kaybetti. Altın fiyatları, faiz artırımı beklentisiyle geriledi. Avrupa ve Asya borsalarında da satış ağırlıklı bir seyir izlendi.
Uzmanlar, enflasyonun geçici olup olmadığı konusunda ikiye bölünmüş durumda. Fed Başkanı Jerome Powell, yüksek enflasyonun geçici olduğunu ve ekonominin yeniden açılmasıyla ilgili arz-talep uyumsuzluğundan kaynaklandığını savunuyor. Ancak bazı ekonomistler, enflasyonun kalıcı olabileceği ve Fed'in vakit kaybetmeden sıkılaşmaya başlaması gerektiği görüşünde.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de enflasyonun yükselmesi, gelişmekte olan ülkeler için riskleri artırıyor. Fed'in faiz artırımına gitmesi durumunda, Türkiye gibi ülkelerden sermaye çıkışı hızlanabilir ve döviz kurları üzerinde baskı oluşabilir. Ayrıca, küresel faizlerin yükselmesi Türkiye'nin dış borçlanma maliyetini de artıracaktır. Türkiye'nin halihazırda yüksek enflasyon ve cari açık sorunlarıyla mücadele ettiği göz önüne alındığında, ABD'deki bu gelişme yakından izlenmeli ve gerekli tedbirler alınmalıdır.