ABD'li yetkililer, Başkan Donald Trump'ın İran'a yönelik ekonomik yaptırımlarının, bombalama kampanyasından daha etkili olabileceğine inanıyor. Trump yönetimi, Tahran rejimini zayıflatmak için askeri seçenekler kadar ekonomik baskıya da bel bağlamış durumda. Üst düzey Amerikalı yetkililere göre, yaptırımlar uzun vadede İran'ın ekonomik istikrarını ve siyasi yapısını ciddi şekilde sarsabilir.
Ekonomik baskının önceliği
Trump yönetimi, göreve geldiği ilk günden itibaren İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasını benimsedi. Bu politika çerçevesinde, İran'ın petrol ihracatını sıfıra indirmeyi ve ülkenin finansal kaynaklarını kurutmayı hedefliyor. ABD Hazine Bakanlığı, İran Merkez Bankası ve petrol sektörüne yönelik yaptırımları genişletirken, ülke ekonomisi ciddi bir daralma yaşıyor. İran riyali son aylarda rekor düşük seviyelere gerilerken, enflasyon yıllık bazda yüzde 40'ı aşmış durumda. Bu ekonomik tablo, halkın alım gücünü eritirken, rejime yönelik toplumsal hoşnutsuzluğu da artırıyor.
ABD'li yetkililer, yaptırımların etkisinin bombalamadan daha kalıcı olabileceğini vurguluyor. Zira askeri operasyonlar kısa vadeli hasar verirken, ekonomik yaptırımlar rejimin uzun vadeli istikrarını tehdit ediyor. İran'ın dış ticaret hacmi daralırken, ülke içindeki işsizlik artıyor. Özellikle genç nüfus arasında işsizlik oranı yüzde 25'lere ulaşmış durumda. Bu durum, 2019'da ülke geneline yayılan protestoların yeniden alevlenme riskini de beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sadece iki ülkeyi ilgilendirmiyor. İran'ın bölgesel müttefikleri olan Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen'deki gruplar, ekonomik baskıdan doğrudan etkileniyor. Tahran yönetimi, bu gruplara mali ve askeri destek sağlamakta giderek zorlanıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya gibi ülkeler, yaptırımlara rağmen İran ile ticareti sürdürmeye çalışıyor. Çin, İran'ın en büyük ham petrol alıcısı konumunda; ancak ABD'nin ikincil yaptırım tehditleri nedeniyle Çinli şirketler de temkinli davranıyor.
Trump yönetiminin bu sert tutumu, uluslararası toplumda da tartışma yaratıyor. Avrupa Birliği, İran nükleer anlaşmasını (JCPOA) koruma çabalarını sürdürürken, ABD'nin yaptırımları iki taraf arasında yeni bir gerilim kaynağı oluşturuyor. Uluslararası para fonu (IMF) verilerine göre, İran ekonomisi 2023'te yüzde 5,4 daraldı ve bu daralmanın devam etmesi bekleniyor. Uzmanlar, yaptırımların etkisinin 2024 yılında daha belirgin hale geleceğini öngörüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin komşusu İran'da ekonomik istikrarsızlığın derinleştiğini gösteriyor. Türkiye, İran ile ticari ilişkilerini sürdürmeye çalışırken, ABD yaptırımlarının dolaylı etkileriyle karşı karşıya kalabilir. İran ekonomisindeki daralma, sınır ticaretini ve iki ülke arasındaki enerji işbirliğini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İran'daki olası toplumsal huzursuzluklar, Türkiye'nin güney sınırında güvenlik risklerini artırabilir. Türkiye'nin, ABD-İran geriliminde denge politikası izlemesi ve hem ticari çıkarlarını hem de bölgesel istikrarı gözetmesi gerekiyor.