ABD'nin bazı kilit yardım programlarından çekilmesi, Afrika ve Küresel Güney'de sağlık hizmetleri üzerinde "büyüyen bir baskı" oluşturdu. Accra Reset tarafından yayımlanan yeni bir rapor, bölge ülkelerinin ve Küresel Güney'in, USAID skandalının ardından kendi sağlık gelişimlerinin kontrolünü daha fazla ele almaları gerektiğini ortaya koydu. Rapor, bu geri çekilmenin kırılgan sağlık sistemleri üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.
Arka Plan: USAID'den Çekilme ve Etkileri
ABD'nin USAID (Birleşik Devletler Uluslararası Kalkınma Ajansı) aracılığıyla yürüttüğü yardım programlarından çekilme kararı, özellikle Sahra Altı Afrika'da uzun süredir devam eden sağlık projelerini sekteye uğrattı. Accra Reset'in raporuna göre, bu çekilme sadece finansman boşluğu yaratmakla kalmadı, aynı zamanda HIV/AIDS, sıtma ve tüberküloz gibi hastalıklarla mücadelede kullanılan ilaç ve tıbbi malzeme tedarik zincirlerini de olumsuz etkiledi. Rapor, birçok ülkede sağlık ocaklarının ve hastanelerin temel hizmetleri sunmakta zorlandığını, aşı programlarının aksadığını belirtiyor.
USAID, on yıllardır Afrika'da sağlık altyapısının geliştirilmesinde, sağlık personeli eğitiminde ve salgın hastalıklarla mücadelede kilit bir aktör olmuştu. Örneğin, PEPFAR (Başkanın AIDS Yardım Programı) aracılığıyla milyonlarca insana antiretroviral tedavi sağlanmıştı. Ancak ABD'nin çekilmesi, bu programların sürdürülebilirliğini tehlikeye attı. Rapor, bazı ülkelerde HIV tedavisine erişimin yüzde 30'a varan oranda azaldığını gösteren verilere atıfta bulunuyor.
Accra Reset, merkezi Gana'nın başkenti Akra'da bulunan bir düşünce kuruluşu. Rapor, Afrika ülkelerinin sağlık finansmanını çeşitlendirmesi, yerel üretimi artırması ve bağışçı bağımlılığını azaltması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, Küresel Güney ülkelerinin kendi aralarında işbirliğini güçlendirerek ortak ilaç üretimi ve dağıtımı yapabileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD'nin yardım programlarından çekilmesi, yalnızca Afrika'yı değil, Asya ve Latin Amerika'daki düşük gelirli ülkeleri de etkiliyor. Küresel Güney'de sağlık hizmetleri halihazırda yetersiz altyapı, nitelikli personel eksikliği ve yüksek dış borç yüküyle boğuşuyor. ABD'nin katkısının azalması, bu ülkelerin sağlık harcamalarını finanse etmek için ya vergileri artırması ya da diğer donörlere yönelmesi anlamına geliyor. Ancak Çin, Avrupa Birliği ve bazı Körfez ülkeleri gibi alternatif donörler, ABD'nin boşluğunu tamamen dolduramıyor.
Rapor, aynı zamanda ABD'nin çekilmesinin küresel sağlık güvenliği açısından risk oluşturduğunu vurguluyor. Salgın hastalıklar sınır tanımadığı için, bir bölgede sağlık sistemlerinin çökmesi, dünya genelinde yeni salgınların ortaya çıkma riskini artırıyor. Örneğin, çocuk felci eradikasyon çalışmaları sekteye uğrarsa, hastalık yeniden yayılabilir. Accra Reset, uluslararası toplumun bu konuda acil önlem alması çağrısında bulunuyor.
Öte yandan, bazı Afrika ülkeleri kendi kaynaklarını harekete geçirmeye başladı. Ruanda ve Etiyopya gibi ülkeler, sağlık sigortası sistemlerini genişleterek ve yerel ilaç üretimini teşvik ederek dışa bağımlılığı azaltmaya çalışıyor. Ancak bu çabalar, geniş ölçekli finansman ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Afrika'daki sağlık yardımlarını azaltması, Türkiye için hem bir fırsat hem de bir sorumluluk doğuruyor. Türkiye, son yıllarda Afrika'da açtığı sağlık merkezleri, tıbbi yardımlar ve eğitim programlarıyla kıtadaki etkinliğini artırıyor. Bu geri çekilme, Türkiye'nin insani diplomasi ve yumuşak güç politikalarını derinleştirmesi için bir alan yaratabilir. Ayrıca, Türk ilaç ve tıbbi malzeme üreticileri için yeni pazar imkânları sunabilir. Ancak Türkiye'nin kendi ekonomik zorlukları göz önüne alındığında, bu boşluğu tek başına doldurması zor. Yine de Afrika ülkeleriyle sağlık alanında işbirliğini güçlendirmek, Türkiye'nin uzun vadeli stratejik çıkarlarına hizmet edebilir.