ABD yönetimi, İran havayollarına yönelik kapsamlı yaptırımların tüm şirketleri “kapatıldığını” duyurdu. Ancak Tahran'dan Güneydoğu Asya'ya tarifeli sefer düzenleyen bir Boeing 747 jumbo jeti, yaptırımların pratikte nasıl delinebildiğini gözler önüne seriyor. Uçuş takip verilerine göre, bu uçak İran'ın en büyük havayolu şirketi olan İran Air'e ait olup, Tahran İmam Humeyni Havalimanı'ndan Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'a haftalık sefer yapıyor. ABD Hazine Bakanlığı'nın 2018'de yeniden yürürlüğe koyduğu yaptırımlar, İran havacılık sektörünü hedef alıyor ve şirketlerin yedek parça, bakım ve sigorta hizmetlerine erişimini engelliyor.
Yaptırımların Arka Planı ve Havacılık Sektörüne Etkisi
ABD Başkanı Donald Trump, 2018'de İran nükleer anlaşmasından çekilmesinin ardından Tahran'a yönelik “maksimum baskı” politikasını başlattı. Bu kapsamda, İran Air dahil 80'den fazla İranlı kuruluş ve kişi yaptırım listesine eklendi. Yaptırımlar, İran'ın uluslararası finans sistemine erişimini kesmeyi ve havayolu filosunu modernize etmesini engellemeyi amaçlıyor. İran Air'in filosunda 40 yaşın üzerinde çok sayıda Boeing 747 ve Airbus uçağı bulunuyor. Yedek parça sıkıntısı nedeniyle bu uçaklar sık sık arızalanıyor ve uçuş güvenliği endişeleri artıyor. Buna rağmen, İran havayolları yaratıcı yöntemlerle uçuşları sürdürüyor: parçaların yurt dışından kaçak yollarla temin edilmesi, uçakların üçüncü ülkelerde bakıma sokulması ve hayali şirketler üzerinden yakıt ikmali gibi taktikler kullanılıyor.
Uzmanlara göre, Tahran-Kuala Lumpur hattı, İran'ın Güneydoğu Asya ile ticari bağlantısını koruması açısından kritik önemde. Malezya, ABD yaptırımlarına rağmen İran ile ticari ilişkilerini sürdüren ülkelerden biri. Malezya makamları, İran uçaklarına yönelik herhangi bir kısıtlama uygulamadıklarını belirtiyor. Uçuş, genellikle Tahran'dan kalkıp Bangkok veya Kuala Lumpur'a iniyor ve dönüşte de benzer güzergahı izliyor. Bu seferler, İran'ın bölgesel izolasyonunu kırma çabasının somut bir göstergesi.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yaptırımların Etkinliği Tartışması
ABD'nin yaptırım rejimi, İran havacılığını tamamen felç etmeyi hedeflese de, sahadaki durum farklı bir tablo çiziyor. İran Air, son yıllarda uçuş ağını genişletmek için çeşitli Asya ve Avrupa ülkeleriyle ikili anlaşmalar yapmaya çalıştı. Ancak birçok Batılı şirket, ABD yaptırımlarını ihlal etmemek için İran ile iş yapmaktan kaçınıyor. Yine de Çin, Rusya ve bazı Orta Asya ülkeleri, İran'a havacılık desteği sağlayabiliyor. Örneğin, İran geçtiğimiz yıl Rusya'dan uçak bakım hizmeti aldığını açıklamıştı. Ayrıca, İran'ın yerli üretim çabaları kapsamında geliştirdiği “Simorgh” adlı uçak projesi ise henüz emekleme aşamasında.
Bu gelişmeler, ABD yaptırımlarının etkinliğinin sorgulanmasına yol açıyor. Yaptırım uzmanları, İran'ın havacılık sektörünü tamamen durdurmanın zor olduğunu, çünkü ülkenin otuz yılı aşkın süredir yaptırımlara dirençli mekanizmalar geliştirdiğini belirtiyor. Tahran, havacılık güvenliğini sağlamak için zaman zaman uçakları yurt dışında bakıma gönderiyor veya parçaları yasa dışı yollarla temin ediyor. Bu durum, yaptırımların kağıt üzerinde kaldığını ve pratikte delindiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'a yönelik ABD yaptırımları konusunda denge politikası izliyor. Bir yandan NATO müttefiki ABD'nin yaptırımlarına uymak zorunda kalırken, diğer yandan komşusu İran ile ekonomik ve ticari ilişkilerini sürdürüyor. İran havayollarının uçuşlarına Türkiye hava sahasında izin verilmesi, Ankara'nın yaptırımlara mesafeli duruşunu yansıtıyor. Ancak bu durum, ABD ile ilişkilerde zaman zaman gerilime yol açabiliyor. Türkiye, İran ile ticaretini sürdürürken aynı zamanda ABD'nin ikincil yaptırımlarına maruz kalmamak için dikkatli adımlar atıyor. Tahran ile Batı arasında bir denge unsuru olan Türkiye, bölgesel istikrar açısından kritik bir rol oynuyor.