ABD yönetimi, vize süresini aşan ziyaretçilere karşı yeni bir önlem olarak 50 ülkeden gelen yolculara 25.700 dolara kadar (yaklaşık 890 bin TL) teminat zorunluluğu getirdi. Uygulama, 1 Haziran 2025 itibarıyla yürürlüğe girdi ve özellikle Asya, Afrika ile Latin Amerika ülkelerini kapsıyor. Yetkililer, bu adımın vize ihlallerini azaltmayı hedeflediğini belirtirken, eleştirmenler önlemin meşru ziyaretçileri caydırabileceği uyarısında bulunuyor.
Uygulamanın detayları ve kapsamı
Yeni düzenlemeye göre, B1 (iş) ve B2 (turizm) vize kategorilerinde başvuru yapan bazı ülke vatandaşlarından, vize başvurusu sırasında banka teminat mektubu veya nakit depozito sunmaları istenecek. Teminat miktarı ülkelere göre değişmekle birlikte üst sınır 25.700 dolar olarak belirlendi. Bu tutar, vizenin süresi dolmadan ülkeden ayrılmayanlar için hazineye irat kaydedilecek. ABD Dışişleri Bakanlığı, teminatın gerektiğinde iade edileceğini ancak vize ihlali durumunda tahsil edileceğini açıkladı.
Listede yer alan ülkeler arasında Pakistan, Afganistan, Irak, Suriye, Yemen, Sudan, Somali, Nijerya, Kenya, Gana gibi ülkelerin yanı sıra bazı Orta Amerika ve Karayip ülkeleri de bulunuyor. Türkiye bu listede yer almıyor. Uygulamanın, aşırı vize ihlali oranına sahip ülkelere odaklandığı belirtiliyor. Geçtiğimiz yıl ABD'de vizesini aşan kişilerin sayısı 100 bini aşmıştı ve bu durum ulusal güvenlik riski olarak değerlendirilmişti.
Uzmanlar, bu tür bir uygulamanın ABD'nin "küresel göç politikası" üzerindeki etkilerini tartışmaya açtığını söylüyor. Özellikle gelişmekte olan ülkelerden ABD'ye seyahat etmek isteyenler için maddi bir engel oluşturan bu teminat, bazı kesimlerce "vize apartheid'i" olarak nitelendiriliyor. Ancak ABD yönetimi, bu önlemin ulusal güvenliği güçlendirmek ve yasadışı göçü azaltmak için gerekli olduğunu savunuyor.
Küresel tepkiler ve bölgesel boyut
Uygulama, uluslararası toplumda geniş yankı uyandırdı. Birleşmiş Milletler Göç Ajansı (IOM), bu tür kısıtlamaların aile birleşimleri ve eğitim gibi meşru seyahatleri olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekti. Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamada ise, benzer önlemlerin transatlantik ilişkilere zarar verebileceği ifade edildi. Öte yandan, etkilenen ülkelerin bazıları, bu durumun diplomatik ilişkileri zedeleyeceğini belirterek ABD'ye nota verdi.
Uygulamanın özellikle Asya-Pasifik bölgesindeki iş dünyasına yansımaları da tartışılıyor. Pakistan, Bangladeş ve Sri Lanka gibi ülkelerdeki ticaret odaları, bu teminatın iş insanlarının ABD'ye seyahatini kısıtlayacağını ve ticaret hacmini düşüreceğini öne sürüyor. Bölgedeki bazı akademisyenler ise, bu adımın ABD'nin "küresel güney" ile ilişkilerinde yeni bir kırılma yaratabileceği görüşünde.
ABD, benzer bir uygulamayı 2021 yılında birkaç Afrika ülkesi için pilot olarak devreye sokmuş, ancak geri dönüşler üzerine askıya almıştı. Şimdi ise kapsamı genişleterek yeniden hayata geçirdi. Göç politikaları üzerine çalışan düşünce kuruluşu Migration Policy Institute, bu uygulamanın vize başvuru süreçlerini daha da karmaşık hale getireceğini ve "beyin göçü"nü tetikleyebileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, ABD'nin vize teminatı listesinde yer almadığı için uygulama doğrudan Türk vatandaşlarını etkilememekle birlikte, küresel bir emsal oluşturma potansiyeli taşıyor. Türk dış politikası açısından, ABD'nin bu tür kısıtlayıcı göç önlemleri, uluslararası seyahat özgürlüğünü kısıtlayan bir ortamın habercisi olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, özellikle Türkiye'nin yakın bölgesindeki ülkelerin (Irak, Suriye) bu uygulamadan etkilenmesi, bölgesel istikrarsızlığın ABD politikalarına yansıması olarak okunabilir. Türkiye'nin, vize muafiyeti ve göç iş birliği konularında ABD ile diyaloğunu sürdürmesi, olası yeni kısıtlamaların önüne geçilmesi açısından önem taşıyor.