ABD ve İran arasında Batı Asya’daki gerilimi azaltmak amacıyla Umman’da yürütülen dolaylı müzakereler, tarafların sonraki adımlar konusunda anlaşamaması üzerine askıya alındı. Her iki taraf da askıyı doğrularken, görüşmelerin ne zaman yeniden başlayacağı belirsizliğini koruyor. Pakistan’ın da arabulucu olarak yer aldığı süreçte, Tahran yönetimi ve Washington arasındaki temel uyuşmazlıkların devam ettiği bildiriliyor.
Gelişmenin arka planı
Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen ve Pakistanlı diplomatların da katıldığı müzakereler, nükleer anlaşma ve bölgesel güvenlik konularını kapsıyordu. ABD’li yetkililer, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerine sınırlama getirilmesini talep ederken, İran ise ekonomik yaptırımların kaldırılmasını ve nükleer anlaşmanın (Kapsamlı Ortak Eylem Planı - JCPOA) tam olarak uygulanmasını şart koşuyor. Pakistan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tarafların 30 Haziran’da tekrar bir araya gelmesinin planlandığı ancak bu tarihin ertelendiği belirtildi. Açıklamada, “Müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi için her iki tarafın da esneklik göstermesi gerekiyor” ifadelerine yer verildi.
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, yaptığı açıklamada ABD’yi “müzakere masasında samimiyetsizlikle” suçlarken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ise “İran’ın yapıcı olmayan tutumu” nedeniyle görüşmelerin durdurulduğunu savundu. Her iki taraf da askı halinin geçici olduğunu ve diplomasiye bağlı kaldıklarını vurguladı.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD-İran gerginliği, Batı Asya’da Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri ve İsrail’i doğrudan ilgilendiriyor. İran’ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürüttüğü faaliyetler, Suudi Arabistan ve İsrail için varoluşsal tehdit olarak görülüyor. Müzakerelerin askıya alınması, Körfez’de gerilimin yeniden tırmanması riskini artırıyor. Öte yandan, Çin ve Rusya’nın İran’a yönelik diplomatik ve ekonomik desteği, ABD’nin baskı politikasını zora sokuyor. Pakistan’ın arabuluculuk rolü, bölgedeki nüfuzunu artırma çabası olarak değerlendirilirken, İslamabad’ın hem ABD hem de İran ile iyi ilişkileri, bu süreçte kilit önemde. Küresel petrol piyasaları da bu gelişmelere duyarlı. Uzmanlar, müzakerelerin tamamen durması halinde petrol fiyatlarının yeniden yükselebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, hem İran hem de ABD ile diyaloğunu sürdüren bir ülke olarak bu süreçten doğrudan etkileniyor. İran’a yönelik yaptırımların devam etmesi, Türkiye’nin enerji ithalatında alternatif kaynak arayışını hızlandırabilir. Ayrıca, bölgesel gerilimin tırmanması, Suriye ve Irak’taki güvenlik dengelerini bozabilir. Türkiye’nin arabuluculuk girişimleri, kendi bölgesel rolünü güçlendirme fırsatı sunarken, aynı zamanda ABD-İran rekabeti arasında denge kurma zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Bu gelişme, Türk dış politikasının çok boyutlu diplomasi anlayışını test eden bir sınav olarak görülmeli.