ABD ve İran, Basra Körfezi'nde birbirlerinin ticari çıkarlarını hedef alan saldırılarla, Yemen'de varılan ateşkesi yeniden tırmanan bir gerilimin içine sürüklüyor. Son haftalarda artan karşılıklı vuruşlar, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi Körfez devletlerini doğrudan etkileyen bir çatışma hattı oluşturdu. ABD'nin İran'a yönelik yeni yaptırım dalgalarına karşılık Tahran'ın vekil güçler aracılığıyla ticari gemilere ve enerji tesislerine düzenlediği saldırılar, bölgedeki kırılgan istikrarı tehdit ediyor.
Gelişmenin arka planı
ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle uyguladığı yaptırım rejimini sıkılaştırırken, Tahran yönetimi ekonomik baskıyı kırmak için Körfez'deki ABD müttefiklerini hedef alıyor. Son olarak, ABD'ye ait olduğu belirtilen bir petrol tankeri, Umman Denizi'nde insansız hava aracıyla vuruldu. Saldırıyı kimsenin üstlenmemesine rağmen, ABD istihbaratı İran'ı sorumlu tutuyor. Buna karşılık, ABD Merkez Kuvvetleri (CENTCOM), Basra Körfezi'nde İran'a ait bir silah kaçakçılığı gemisini durdurduğunu ve gemideki silahlara el koyduğunu açıkladı. Bu olaylar, Yemen'deki Husiler ile Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon arasında 2022'de varılan ateşkesin yeniden gözden geçirilmesine yol açtı.
Husiler, ateşkesin ardından saldırılarını azaltmış olsa da, İran'ın desteğiyle askeri kapasitelerini artırdı. Son aylarda Husilerin, Suudi Arabistan'ın güneyindeki askeri üslere ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin enerji altyapısına yönelik saldırıları arttı. Bu saldırılar, İran'ın bölgesel nüfuzunu pekiştirme ve ABD'nin yaptırımlarını delme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Körfez'deki tırmanış, küresel enerji piyasalarını da etkiliyor. Petrol fiyatları, Saldırı haberlerinin ardından varil başına 85 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, çatışmanın büyümesi halinde, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinin gerçekleşebileceğini, bunun da küresel petrol arzında ciddi kesintilere yol açacağını belirtiyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplum, tarafları itidal çağrısında bulunurken, Rusya ve Çin gibi ülkeler, ABD'nin yaptırım politikalarını eleştirerek gerilimin sorumlusu olarak Washington'u işaret ediyor. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve BAE, hem ABD hem de İran ile doğrudan çatışmaya girmek istemiyor, ancak ekonomik çıkarlarının korunması için askeri önlemler alıyor. Suudi Arabistan, hava savunma sistemlerini güçlendirirken, BAE, istihbarat paylaşımını artırdı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Körfez'deki bu gerilimden doğrudan etkilenmese de, bölgesel istikrarsızlık Ankara'nın çıkarlarını tehdit ediyor. İran ile enerji ve ticaret ilişkileri olan Türkiye, olası bir çatışmada enerji arz güvenliği riskiyle karşı karşıya kalabilir. Ayrıca, ABD-İran çekişmesi, Türkiye'nin Katar ve Suudi Arabistan ile normalleşme sürecini ve Yemen'deki diplomatik girişimlerini olumsuz etkileyebilir. Türkiye, hem NATO müttefiki ABD hem de komşusu İran ile dengeli bir politika izlemek zorunda. Bu durum, Ankara'nın arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir, ancak aşırı gerilim Ankara'nın manevra alanını daraltabilir.