ABD ve İran, küresel petrol akışının kilidini oluşturan Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak üzere bir anlaşmaya varmaya çok yaklaştı. Üst düzey yetkililer, anlaşmanın önümüzdeki hafta düzenlenecek Yedi Büyükler (G7) zirvesinin marjında imzalanabileceğini belirtti. Bir G7 yetkilisi ve grup dışından bir diplomat, İranlı üst düzey bir yetkilinin gece saatlerinde anlaşmanın muhtemel olduğunu ima ettiğini aktardı. Görüşmelerin son aşamaya geldiği ve tarafların küresel enerji güvenliği ve bölgesel istikrar açısından kritik öneme sahip bu su yolunun güvenli geçişini sağlamaya odaklandığı belirtiliyor.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık üçte birinin geçtiği stratejik bir su yoludur. Son aylarda, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırması ve İran'ın da buna karşılık boğazı geçişleri kısıtlama tehditleriyle karşılık vermesi, küresel piyasalarda tedirginliğe yol açmıştı. Görüşmeler, özellikle Avrupa Birliği ve bazı Asya ülkelerinin arabuluculuğunda ilerledi. İran'ın temel talepleri arasında, petrol ihracatına yönelik yaptırımların hafifletilmesi ve dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması yer alıyor. ABD ise boğazın sürekli açık kalması ve İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin somut adımlar atılmasını şart koşuyor.
Anlaşmanın, bir çerçeve mutabakat olarak başlayıp zamanla daha kapsamlı bir düzenlemeye dönüşmesi bekleniyor. İlk aşamada, İran'ın boğazda güvenli geçişi garanti etmesi karşılığında, ABD'nin belirli yaptırımları askıya alması öngörülüyor. Ancak anlaşmanın ayrıntıları henüz kamuoyuyla paylaşılmadı. Uzmanlar, bu adımın küresel petrol fiyatlarını istikrara kavuşturabileceğini, ancak İran'ın nükleer programıyla ilgili uzun vadeli endişeleri gidermeyeceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması yalnızca enerji piyasalarını değil, aynı zamanda Körfez bölgesindeki jeopolitik denklemleri de etkileyecektir. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi İran'la rekabet halindeki ülkeler, bu anlaşmayı dikkatle izliyor. Özellikle Suudi Arabistan, İran'ın bölgedeki nüfuzunu sınırlamak için ABD'ye baskı yaparken, bu anlaşmanın İran'a ekonomik rahatlama sağlayarak bölgesel güç dengesini değiştirebileceği endişesini taşıyor.
Çin ve Hindistan gibi Asya'nın büyük petrol ithalatçıları ise anlaşmayı memnuniyetle karşılıyor. Çin, zaten İran'ın en büyük petrol alıcısı konumunda ve anlaşmanın kendi enerji arz güvenliğini artıracağını düşünüyor. AB için ise bu anlaşma, İran'la diyaloğun yeniden canlanması ve bölgesel istikrara katkı anlamına geliyor. Fransa ve Almanya, anlaşmanın arabuluculuğunda önemli rol oynadı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye için enerji arz güvenliği ve dış politika açısından önem taşıyor. Türkiye, petrol ihtiyacının büyük bölümünü Körfez ülkelerinden ve İran'dan sağlıyor; Hürmüz Boğazı'nın açık olması, enerji maliyetlerinin istikrarı için kritik. Ayrıca Türkiye, İran'la nükleer müzakerelerde aktif rol oynayan bir ülke olarak, bu anlaşmanın bölgesel gerginlikleri azaltmasını ve komşusu İran'la ekonomik ilişkilerini geliştirmesini bekleyebilir. Ancak ABD-İran yakınlaşmasının, Türkiye'nin ABD ile yaşadığı S-400 gerilimi ve İran'a yönelik yaptırımlar nedeniyle kısıtlı manevra alanını daha da daraltabileceği unutulmamalıdır.