Washington ve Pekin arasındaki ticaret savaşının yeni cephesi Afrika'da açıldı. ABD'nin üçüncü ülkelere yönelik yaptırımları ile Çin'in bu önlemlere karşı çıkarmak için çıkardığı yasalar, dünyanın en büyük iki ekonomisiyle iş yapan Afrika şirketlerini uyum labirentine soktu. Özellikle madencilik, bankacılık ve telekomünikasyon sektörleri, çifte yaptırım riskiyle karşı karşıya.
Gelişmenin arka planı
ABD, İran, Rusya ve Kuzey Kore gibi ülkelere uyguladığı yaptırımlarla, bu ülkelerle ticaret yapan Afrika firmalarını da hedef alıyor. Örneğin, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki bir maden şirketi, Çinli bir ortakla çalışıyorsa, ABD'nin İran yaptırımlarına takılmamak için ekstra özen göstermek zorunda. Çin ise, 2021'de çıkardığı Yabancı Yaptırımlara Karşı Koyma Yasası ile kendi şirketlerinin ABD yaptırımlarına uymasını yasakladı. Bu durum, Afrika'da faaliyet gösteren Çinli ve ABD'li firmalar arasında bir uyum çatışması yaratıyor.
Afrika Birliği yetkilileri, bu durumun kıtadaki yatırım ortamını olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle nadir toprak elementleri ve lityum gibi stratejik minerallerin çıkarıldığı bölgelerde, şirketler hangi ülkenin yasalarına uyacaklarına karar vermekte zorlanıyor. Bankalar ise, kara para aklama ve terör finansmanı risklerini yönetmekte güçlük çekiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çin ve ABD arasındaki bu yaptırım savaşı, Afrika ülkelerini iki güç arasında seçim yapmaya zorluyor. Örneğin, Kenya ve Etiyopya gibi ABD ile yakın ilişkileri olan ülkeler, Çin'in Kuşak ve Yol Projesi'ne katılmakta tereddüt edebiliyor. Güney Afrika ve Nijerya gibi Çin'le ticareti yoğun olan ülkeler ise, ABD yaptırımlarına uymakta zorlanıyor.
Uzmanlar, bu durumun Afrika'da ticaretin maliyetini artırdığını ve yabancı yatırımcıları caydırdığını vurguluyor. Dünya Bankası verilerine göre, Afrika'nın Çin ile ticareti 2023'te 280 milyar dolara ulaşırken, ABD ile ticaret 60 milyar dolar seviyesinde kaldı. Yaptırım riskleri, bu ticaret akışının sürdürülebilirliğini tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika'da hem ABD hem de Çin ile rekabet eden bir aktör olarak, bu yaptırım geriliminden doğrudan etkileniyor. Türk şirketleri, özellikle inşaat ve enerji sektörlerinde Çinli firmalarla ortaklık yaparken, ABD yaptırımlarına takılmamak için dikkatli olmalı. Ayrıca, Türkiye'nin İran ve Rusya ile ilişkileri, ABD yaptırımlarını aşmak için alternatif yollar arayan Afrika ülkeleri için bir model oluşturabilir. Bu durum, Türk dış politikasına kıtada yeni fırsatlar sunsa da, dikkatli bir denge politikası gerektiriyor.