ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yetkililerine yönelik yaptırım kararını açıkladı. Rubio, mahkemenin ABD vatandaşları ve UCM'nin yargı yetkisi dışındaki ülkelerin vatandaşları üzerinde otorite kurmaya yönelik defalarca girişimde bulunduğunu öne sürdü. Yaptırımlar, Washington'un Lahey merkezli mahkemeye karşı artan baskısının son halkası olarak değerlendiriliyor.
Yaptırım kararının arka planı
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 2002 yılında Roma Statüsü ile kuruldu. ABD, o dönemden bu yana mahkemeye taraf olmadı; ancak bazı dönemlerde sınırlı işbirliği yaptı. Özellikle Afganistan ve İsrail-Filistin dosyalarında UCM savcılığının ABD askerlerini ve İsrailli yetkilileri soruşturma girişimleri, Washington'ın tepkisini çekmişti. 2020'de dönemin Başkanı Donald Trump, UCM savcısı ve aile üyelerine yaptırım uygulamıştı. Joe Biden yönetimi bu yaptırımları kaldırmış olsa da, mahkemenin İsrail ve Hamas yetkilileri hakkında tutuklama emri talepleri gerginliği yeniden artırdı.
Rubio'nun açıklaması, ABD'nin UCM'nin yargı yetkisini tanımadığını ve vatandaşlarını mahkemenin elinden koruma kararlılığını bir kez daha gösteriyor. Yaptırımların kapsamı henüz netleşmemekle birlikte, mahkeme yetkililerinin mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasakları gibi önlemleri içerebileceği belirtiliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları, uluslararası hukuk düzenine yönelik önemli bir meydan okuma olarak yorumlanıyor. Mahkeme, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ciddi suçlarda hesap verebilirliği sağlamayı amaçlıyor. Ancak büyük güçlerin, özellikle de BM Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin (ABD, Rusya, Çin) mahkemeye karşı mesafeli duruşu, UCM'nin evrensel yargı yetkisini zayıflatıyor.
Avrupa Birliği ve insan hakları kuruluşları, ABD'nin yaptırım kararını endişeyle karşıladı. UCM yetkilileri, yaptırımların mahkemenin bağımsızlığını ve işleyişini sekteye uğratabileceği uyarısında bulundu. Öte yandan, bazı ülkeler ABD'nin egemenlik vurgusunu desteklerken, insan hakları savunucuları bu adımın cezasızlık kültürünü güçlendireceğini savunuyor.
Yaptırımların pratik etkisi henüz belirsiz. UCM, ABD'de banka hesapları veya mal varlığı bulundurmayabilir; ancak mahkeme personelinin seyahat özgürlüğü kısıtlanabilir. Ayrıca, ABD'nin müttefiklerine UCM ile işbirliği yapmamaları yönünde baskı yapması bekleniyor. Bu durum, özellikle Avrupa ülkelerini zor durumda bırakabilir; zira birçok AB üyesi Roma Statüsü'ne taraf ve mahkemeye destek veriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olmasa da, mahkemenin Filistin ve İsrail dosyalarındaki tutumu Ankara'nın yakından takip ettiği bir konu. ABD'nin UCM yetkililerine yaptırım uygulaması, uluslararası hukukta çok taraflılığa darbe vurabilir. Türkiye, Filistin'e destek veren tutumuyla UCM'nin İsrail'e yönelik soruşturmalarını memnuniyetle karşılamıştı. Yaptırımlar, mahkemenin İsrail dosyasını yavaşlatabilir ve bu da Ankara'nın adalet arayışını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin yaptırım hamlesi, NATO müttefikleri arasında yeni bir gerilim hattı oluşturabilir; Türkiye'nin denge politikası açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme.